Ad

ABD ara seçim sonuçlarının Türkiye-ABD ilişkilerine etkisi nasıl olur?

77484

ABD Başkanı Donald Trump, merakla beklenen ara seçimlerden Senato'yu koruyarak ama Temsilciler Meclisi çoğunluğunu Demokratlara kaybederek çıktı.

Yasama organlarının Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında bölünmesi Amerikan siyasetinde 2020 seçimlerine kadar yeni bir dönemi işaret ediyor. Bu dönemin, Türk-Amerikan ilişkilerine yansıması nasıl olacak?

ABD ara seçimleri, Türk-Amerikan ilişkilerinin normalleştirilmesine dönük adımların atılmaya başlandığı bir döneme denk geldi.

Pastör Andew Brunson'un serbest bırakılmasıyla başlayan bu döneme damgasını vuracak gelişme ise ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hafta sonunda Paris'te yapmaları beklenen yüz yüze görüşme olacak.

Dolayısıyla Ankara için seçim sonuçlarından çok Trump-Erdoğan görüşmesinin nasıl geçeceği ve sorunlu konularda nasıl kararlar alınacağı daha büyük önem taşıyor.

Bununla beraber, genel değerlendirmeler, seçim sonuçlarının Amerikan dış politikasında kapsamlı bir değişimi tetiklemeyeceğini, Trump'ın da seçim kampanyasında ilan ettiği hedeflere bağlı kalacağına işaret ediyor.

Türkiye-ABD ilişkileri açısından ise şu unsurlar önem kazanıyor:

İç politika etkisi:

Son dönemde yaşanan ikili gerginliğin önemli unsurlarından birisi, ABD Başkanı Trump ve yardımcısı Mike Pence'ın Evanjelist Kilisesi'ne bağlı Pastör Andrew Brunson'ın tutukluğunu seçim öncesi süreçte kendi lehlerine kullanmak amacıyla Türkiye ile ilişkileri riske etme tercihi olmuştu. Brunson'ın serbest bırakılması ve seçimlerin tamamlanması, ilişkileri gerginleştiren unsurun da geride bırakılmasına neden oldu. Halkbank'a ceza ve eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla'nın Türkiye'ye gönderilmesi gibi konularda bu olumlu havanın etkisi olacağı değerlendirmeleri yapılıyor.

Trump-Erdoğan görüşmesi:

İki lider, en son kapsamlı yüz yüze görüşmeyi 2017 Eylül ayında yapmışlardı. Son haftalarda iki kez telefonla görüşen Trump ve Erdoğan'ın Paris'te bir araya gelecek olmaları, diyalog kanallarının en üst düzeyde yeniden kurulmuş olmasını göstermesi açısından önemli.

Büyükelçi ataması:

Ankara'nın Washington'dan en acil beklentilerinden birisi Ekim 2017'den bu yana yapılamayan büyükelçi atamasının gerçekleşmesi. Türk-Amerikan ilişkilerinin yeniden şekillenmesi sürecinde ABD tarafından deneyimli bir büyükelçinin atanması, kurulan diyaloğun daha etkin ve sağlıklı işlemesi açısından Ankara'nın dikkat çektiği bir unsur. Senato'da çoğunluğunu koruyan ve atama süreçlerinde sıkıntı yaşaması beklenmeyen Trump yönetiminin kısa bir sürede Ankara'ya büyükelçi ataması sürpriz olmayacak.

Suriye ve YPG politikası:

Suriye politikası, Trump'ın seçilmesinden çok önce Pentagon tarafından oluşturuldu ve son iki senede de çok fazla değişiklik göstermeden uygulandı. Trump da YPG'ye askeri ve silah desteği verilmesini içeren kararnameyi Mayıs 2017'de imzalayarak Pentagon politikalarına destek verdi. ABD'nin PKK'nın 3 üst düzey yetkilisinin başına ödül koymasının tam olarak ne anlama geldiği, iddia edildiği gibi YPG'yi PKK'dan ayrıştırmak amaçlı olup olmadığı gibi soruların yanıtı ise zaman içinde anlaşılacak.

Kaşıkçı cinayeti:

Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesi ve ardından yaşanan süreç, Türkiye ve ABD arasındaki yakınlaşmayı hızlandıran bir gelişme oldu. İki ülke arasındaki yakın işbirliği kapsamında, Türkiye'nin uluslararası kamuoyunu gelişmelerle ilgili sürekli yönlendirmesi ABD tarafından da takdir gördü. Türkiye'nin İran'a uygulanan yaptırımlardan muaf tutulan 8 ülke arasında yer alması da ayrıca olumlu bir etki yarattı. Bu iki gelişme, Ankara-Washington arasında bölgesel konularda da yeni bir anlayışını güçlenmesine yol açtı.

Gülen'in iade süreci:

Türkiye'nin beklentilerine ve başvurusuna rağmen Fethullah Gülen'in Türkiye'ye iade sürecinde bir ilerlemenin güç olacağı kaydediliyor. Bu konuda ABD Adalet Bakanlığı'nın pozisyonunu değiştirmesi öngörülmüyor.

Kongre'de Pelosi etkisi:

Temsilciler Meclisi'nin Demokratların eline geçmesi, çoğunluk liderliğine de yeniden Californialı deneyimli siyasetçi Nancy Pelosi'nin seçilmesi olasılığını gündeme getirdi. 2007-2011 arası Meclis Başkanı olarak da görev yapan Pelosi, başta Ermeni lobisi olmak üzere Türkiye karşıtı grupların yasa ve diğer girişimlerine destek vermiş ve Ankara-Washington arasında gerilimin merkezini oluşturmuştu. Kongre'nin, Türkiye'nin S-400 silah sistemlerini Rusya'dan satın alması, NASA uzmanı Serkan Gölge ve ABD misyonlarında çalışan Türk yerel görevlilerinin tutukluluğu gibi konulara ilgisi düşünüldüğünde Pelosi'nin olumsuz bir etki yaratabileceği kaydediliyor.

Serkan Demirtaş, Ankara

BBC TÜRKÇE

Ad

Yorum Yaz