Zeytinyağı Üretiminde İklim Benzerliği, Politika Farklılığı: Türkiye–İspanya Karşılaştırması başlıklı analizim..
Türkiye ve İspanya zeytinyağı üretiminde benzer iklime sahipken, farklı tarım politikaları üretim, ihracat ve fiyat istikrarında belirleyici oluyor.
Zeytinyağı Üretiminde İklim Benzerliği, Politika Farklılığı: Türkiye–İspanya Karşılaştırması
Türkiye zeytinyağı üretiminde coğrafi koşulları, yerel çeşitlerı ve kültürel mirası sayesinde dünya zeytinyağı piyasasında kendine özgü bir konuma sahip Bununla birlikte sadece miktar açısından değil, aromatik profili ve çeşitlilik ile küresel pazarında fark yaratıyor. Her ne kadar küresel fiyat dalgalanmaları ve iklim kaynaklı belirsizlikler zaman zaman zorluklar yaratsa da, uygun politikalarla üreticilerin yüksek kaliteli ürünleri iç ve dış pazarda marka değerini artırma, katma değerli ürünler yaratma ve sürdürülebilir üretimle iklim değişikliğine uyum sağlama şansı artacaktır . Rakamlara baktığımızda Dünya zeytinyağı üretimi(2025-2026 tahmini)[1] sıralamasında İspanya 1.372.000 ton ile birinci sırada yer alırken Türkiye 290,000 ton ile altıncı sırada yer almaktadır. Dünya İhracat rakamlarını (2024)[2]karşılaştırdığımızda ise İspanya yüzde 37 payla 4,34 milyar dolar ile 1. iken, Türkiye yüzde 6 payla 0,73 milyar dolar ile 6. Sırada yer almaktadır. İspanya, hem üretimde hem de ihracatta açık ara liderdir ve dünya zeytinyağı piyasasını önemli ölçüde şekillendiğini söyleyebiliriz. Tunus da, son dönemde üretimini artırarak dünya üretim sıralamasında hızlı bir yükseliş göstermiştir. Genel tabloya bakıldığında, küresel zeytinyağı ihracatında İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ülkeler hem üretim hacmi hem de pazar derinliği açısından ön planda yer almakta. Türkiye’nin ihracat değeri son yıllarda istikrarlı bir artış göstermesine rağmen, düşük rekolte ve artan girdi maliyetleri, iç piyasada fiyatların yükselmesine ve ihracat performansının rakip ülkelerle karşılaştırıldığında daha kırılgan bir yapı sergilemesine neden olmakta. Bu çerçevede, Türkiye’de zeytinyağı fiyatlarının seyrinin, üretim miktarı ve maliyet yapısı birlikte değerlendirilerek ele alınması gerekir. son yıllarda kuraklık yüksek sıcaklık ve iklim değişikliğine bağlı diğer meteorolojik şoklar zeytin rekoltesini olumsuz etkiliyor, belirsizlik risk primini arttırarak özellikle erken hasat ve natürel sızma ürünlerde fiaytaları yükseltiyor.bununla birlikte Türkiye’de üretimin büyük bölümü kuru tarım koşullarında yapılmakta ve sulama altyapısı sınırlı. Gübre, enerji, işçilik ve paketleme maliyetleri son yıllarda ciddi şekilde arttı dolayısıyla maliyet kaynaklı fiyat baskısı doğuyor. üretici örgütlerinin zayıf olması, piyasada aracı sayısının fazla olması ve stok yönetiminin sınırlı olması da fiyat üzerinde etkili. Tüm bu etkilerin yanısıra Türkiye’de kooperatiflerin etkinliği sınırlı; üretici, fiyat dalgalanmalarını tek başına karşılamak zorunda kalıyor.
Dolayısıyla Türkiye’nin, birinci sıradaki İspanya ile zeytinyağı üretiminde iklimsel açıdan birçok benzerliği olmasına rağmen İspanya’nın lider konumunu sürdürmesinin nedenlerini ele alarak karşılaştırma yapmamız yararlı olacaktır. İklim krizi bağlamında değerlendirildiğinde, İspanya’da zeytin ve zeytinyağı üreticilerini destekleyen politika araçlarının Türkiye’ye kıyasla daha bütüncül ve kurumsallaşmış olduğu görülmektedir. İspanya’da Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası kapsamında sağlanan doğrudan gelir destekleri, çevresel koşullara bağlı üretim kayıplarının üretici gelirleri üzerindeki etkisini yumuşatırken; kuraklık, aşırı sıcaklık ve su stresi gibi iklim risklerine karşı özel olarak tasarlanmış telafi ve uyum mekanizmaları devreye sokulabilmektedir. Buna ek olarak, su verimliliğini artıran damla sulama yatırımları, dijital tarım uygulamaları ve iklim uyumlu üretim teknikleri hem hibe hem de uzun vadeli düşük faizli finansmanla desteklenmektedir. Türkiye’de ise zeytin üreticileri iklim krizine bağlı rekolte dalgalanmaları ve maliyet artışları karşısında büyük ölçüde piyasa koşullarına terk edilmekte; gelir istikrarını sağlayacak, iklim risklerini paylaşacak ve uyum yatırımlarını teşvik edecek kalıcı destek mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Bu durum, iklim krizinin Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı üreticileri açısından daha yüksek bir ekonomik belirsizlik ve kırılganlık yaratmasına neden olmaktadır.bu çerçevede İspanya’dan Türkiye’ye uyarlanabilecek İklim Uyumlu Zeytincilik politikalara baktığımızda: İspanya’da zeytin üretim havzalarında su tahsisleri, iklime yönelik projeksiyonlar ve yeraltı su seviyeleri dikkate alınarak belirleniyor; bu planlar üretici örgütlerinin katılımıyla uygulanıyor. Türkiye’de de zeytin havzalarında su bütçelerinin oluşturulması ve bu bütçelerin kooperatifler aracılığıyla yönetilmesi kuraklık riskine karşı üretimi daha öngörülebilir hale getirebilir[3].
İspanya’da damla sulama, sensör destekli sulama ve dijital izleme sistemleri doğrudan hibe ve uzun vadeli düşük faizli kredilerle teşvik ediliyor. İspanyol hükümeti, 2023 yılında kuraklığın etkilerini hafifletmek ve çiftçileri desteklemek amacıyla 2,19 milyar euro civarında yeni su temini altyapısı, sübvansiyon ve doğrudan yardım paketi hazırlamıştır. Bu paketin bir kısmı su altyapısı ve tarımsal üretim desteğine ayrılmıştır. [4]Türkiye’de benzer desteklerin küçük ölçekli zeytin üreticilerine öncelik tanıyacak şekilde yeniden tasarlanması iklim krizine uyum kapasitesini arttırabilir.
İspanya’da üretici gelirleri, sadece üretim miktarına değil, iklim koşullarına bağlı risklere göre de desteklenmektedir. İspanya Hükûmeti, uzun süreli kuraklık nedeniyle çiftçilerin üretim ve gelir kayıplarını azaltmak için 636 milyon euro civarında doğrudan mali yardım ayırmıştır.[5] Türkiye’de de kuraklık ve aşırı sıcaklık gibi iklim şoklarının yaşandığı yıllarda otomatik devreye giren, geçici ama öngörülebilir gelir telafi mekanizmaları oluşturulabilir.
İspanya’da güçlü kooperatifler, ürün stoklama ve pazarlama kapasitesi sayesinde fiyat dalgalanmalarını sınırlayabilmektedir.[6] Türkiye’de kooperatiflerin ortak depolama, lisanslı stok ve pazarlama altyapılarına erişiminin desteklenmesi, iklim kaynaklı arz şoklarının fiyatlar üzerindeki etkisini azaltabilir.
İspanya’da budama, çeşit seçimi ve toprak nemini koruyan uygulamalar kamu destekli yayın hizmetleriyle üreticiye aktarılmaktadır. Türkiye’de zeytin üreticilerine yönelik iklim uyumlu tarım danışmanlığı ve yerel düzeyde yayım hizmetlerinin güçlendirilmesi önemli bir politika açığını kapatabilir.
İspanya’da kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri için erken uyarı sistemleri üretim planlamasında kullanılmaktadır. Burada AB düzeyinde kullanılan araçlar ve bunların tarım karar süreçlerinde yer almasıyla ilgili güvenilir kaynaklar devreye giriyor. Copernicus European Drought Observatory (EDO) kuraklık riskini izleyen erken uyarı sistemi üzerinden meteorolojik, toprak nemi ve bitki sağlığı göstergelerini birleştiren bileşik kuraklık göstergeleriyle tarımsal kuraklık izleme ve uyarı olanağı var. Bu sistem, kuraklık risklerini düzenli olarak izleyerek tarım, su yönetimi ve afet planlamasında karar vericilerin erken uyarı almasını mümkün kılıyor. Türkiye’de de tarımsal kuraklık haritaları ve risk analizlerinin zeytin üretim bölgelerine özgü iklim risk haritaları ve erken uyarı mekanizmalarının kooperatifler üzerinden üreticiye ulaştırılması mümkündür.
Her ne kadar iklim değişikliğine bağlı kuraklık ve maliyet baskıları zaman zaman zorluk yaratsa da, üreticiler kooperatifler aracılığıyla ihracatta daha etkin rol alabilir, markalaşma ve katma değerli ürünlerle gelirlerini artırabilir. Türkiye zeytinyağı üreticileri, hem iç hem de dış pazarda kalite ve sürdürülebilir üretimle rekabet avantajını güçlendirme fırsatına sahiptir. Bilgi, tecrübe ve yerel çeşitlerin değeri, uygulanacak iklim uyumlu politikalarla sektörü küresel rekabette güçlü kılan en önemli sermaye olarak öne çıkmaktadır.
[2] https://trendeconomy.com/data/commodity_h2/1509?utm
[3] https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S037837741830













