Fransa’da TotalEnergies kararında greenwashing tartışması büyüyor

Fransa’da mahkeme, TotalEnergies’in “karbon nötr” ve “enerji dönüşümünün lideri” söylemlerini yanıltıcı çevresel iletişim kapsamında değerlendirdi.

Fransa’da TotalEnergies kararında greenwashing tartışması büyüyor

Avcılar da kendilerini ilk çevreciler olarak ilan ediyordu “Karbon nötr”, “enerji dönüşümünün lideri, “sürdürülebilir gelecek” günümüzde şirketlerin en çok kullandığı kavramlar. Ancak asıl soru; bu tür söylemler gerçekten dönüşümü mü temsil ediyor, yoksa yalnızca kurumsal imaj yönetimini mi? Daha önce greenwashing üzerine yaptığım paylaşımda da vurguladığım gibi; artık mesele yalnızca şirketlerin ne söylediği değil, ne yaptığı. Bu nedenle Fransa’da enerji devi TotalEnergies hakkında verilen karar dikkat çekici. Paris mahkemesi, şirketin“2050’ye kadar karbon nötr olacağız” söylemlerinin ve “enerji dönüşümünün büyük aktörü” iddiasının yanısıra, şirketin fosil yakıt yatırımlarını sürdürmesini “aldatıcı çevresel iletişim” kapsamında değerlendirdi. Karar sadece bir şirketle ilgili değil ve aslında çok daha büyük bir dönüşümün işareti olarak kabul edilebilir. Zira artık sürdürülebilirlik söylemleri de hukuki denetime tabi. Çünkü bugün tüketici yalnızca ürün satın almıyor, aynı zamanda etik değer, çevresel sorumluluk ve gelecek vizyonu da satın alıyor.

İşte tam da bu noktada greenwashing, yalnızca bir iletişim problemi olmaktan çıkıyor ve kurumsal güven, yatırımcı ilişkileri ve marka itibarı açısından ciddi bir risk alanına dönüşüyor.  Özellikle 20. yüzyılda Avrupa ve Kuzey Amerika’daki avcı dernekleri tarafından yaygınlaştırılan“Avcılar ilk çevrecilerdir” ironik deyişini aklımıza getiriyor. Birçok şirket günümüzde karbon ayak izini azaltmadan “yeşil” görünmeye çalışıyor, fosil yatırımlarını sürdürürken sürdürülebilirlik reklamları yapıyor, gerçek dönüşüm yerine algı yönetimine yatırım yapıyor. Oysa sürdürülebilirlik; reklam kampanyası değil, ölçülebilir dönüşüm meselesi. Dolayısıyla Fransa’da verilen bu karar, iklim krizinin yalnızca çevresel değil; aynı zamanda hukuki, ekonomik ve etik bir mesele olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Deniz Şişman

Akademisyen Doç.Dr. Bireysel Sürdürülebilirlik Çözüm Arayışı Platformu

turkiyegunlugu.net