Antalya ve Varşova arasında uzanan Yahya Kemâl hikâyesi

Antalya’daki liderlik programı deneyimini paylaşan yazar, Varşova’dan Yahya Kemâl Beyatlı’nın "Sessiz Gemi" şiirinin ilham veren hikâyesini aktardı.

Antalya ve Varşova arasında uzanan Yahya Kemâl hikâyesi

Bu hafta "Hiç şüphesiz ki dünyanın en güzel şehri" ve aynı zamanda doğduğum yer olan Antalya’daydım.
Cenk Caner ile birkaç ay önce birlikte çıktığımız gelişim programı yolculuğunda rotamız yine Rixos Hotels, Sungate idi. Bu kez otelin Genç Liderleri ile bir aradaydık.

Biz bu yolculuğa başlamadan aylar önce, hep, “Neyi, nasıl farklı yapabiliriz?” sorusuna kafa yormuştuk. Nitekim, ikimiz de hem hikâyeleri sevdiğimiz hem de hikâyelerin gücüne inandığımız için öncelikle tasarladığımız programların merkezine onu yerleştirdik. Ardından da, “Katılımcılar oturdukları yerde, yaşadıkları deneyimin aktif bir parçası olsa nasıl olur?” diye düşündük ve o doğrultuda bir deneyim kurgulamaya çalıştık.

Şimdiye kadar şanslıydık. Çünkü, vizyoner yöneticilerle çalıştığınızda, ortaya hem iyi projeler hem de yeni fikirler çıkıyor.

Dilerim bir gün yolumuz sizlerle de kesişir.

*

Bu haftanın hikâyesi ise, bundan iki yaz önce, tam bugün gittiğim Polonya’nın başkenti Varşova’dan olsun. Şehirdeki tarihi Bristol Oteli'ni araştırırken, karşıma Türk edebiyatının büyük şairlerinden biri çıkmıştı.
Derken, araştırma zinciri beni, daha sonra bestelenerek hepimizin diline dolanacak bir şiirin yazılış hikâyesine götürdü, size onu anlatayım.

1920'lerin sonlarında, edebiyatımızın büyük şairlerinden biri, şiirleri üzerinde çalışmak için Varşova şehrinin ana caddesindeki Bristol Otel'in kafesine uğruyordu. Dizelerinde yalnızca aşkı değil; vatan sevgisini, İstanbul özlemini ve insan ruhunun en derin hâllerini anlatıyordu.

Bir mısra, hatta tek bir kelime için aylarca, bazen yıllarca beklediği söylenirdi. Rivayete göre bir şiirindeki doğru kelimeyi bulabilmek için tam on yıl beklemişti.

“Şiir kalpten geçen bir hâdisenin lisan hâlinde tecelli edişidir.” diye tanımlıyordu şiiri.

Bu sözlerin sahibi, sade ve ahenkli Türkçesi ile o sırada Varşova sefirliği yapan Yahya Kemâl Beyatlı’ydı.

*

Onun en bilinen şiirlerinden biri olan Sessiz Gemi'nin ardındaki hikâye ise oldukça etkileyici.

Yahya Kemâl, özel ders vermek için gittiği bir evde öğrencisinin annesi Celile Hanım’a âşık olur. Celile Hanım; zarif, kültürlü ve eşinden ayrılmış bir kadındır. Zamanla aralarında güçlü bir bağ oluşur.

Onların arasında gelişen aşka ise yine öğrencisi mâni olacaktır; hem de Yahya Kemâl’in cebine koyduğu kısa ve özlü bir notla:

“Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz.”

Bu bir cümle, her şeyi değiştirir. Yahya Kemâl, Celile Hanım’a hiçbir zaman evlenme teklif edemez.

Yolları ayrılır.

Rivayete göre, şair, Celile Hanım’ı Heybeliada’dan uğurlarken Sessiz Gemi'yi yazar:

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan...” diye başlayarak.

Yahya Kemâl’in cebine o notu bırakan ve bu evliliğe karşı çıkan öğrencisi de kimdir biliyor musunuz?

Nâzım Hikmet.


*

Yahya Kemâl’in sevdiğim iki dizesi ve ekip arkadaşım Cenk Caner ile olan bir fotoğrafımızla bitireyim:

Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar.

İnsan âlemde hâyâl ettiği müddetçe yaşar.

Damla Ömür Tantekin

·Writer & Speaker | Insights on Life, Culture & Human Experience Across Countries