Küçükçekmece’de Uygurlardan Çin Başkonsolosluğu açıklamasına protesto

İstanbul’da yaşayan Doğu Türkistanlılar, Çin Başkonsolosluğu’nun Küçükçekmece’deki Uygurlara ilişkin açıklamalarına tepki göstererek belediye önünde protesto düzenledi.

Küçükçekmece’de Uygurlardan Çin Başkonsolosluğu açıklamasına protesto
Doğu Türkistanlılardan "Küçükçekmece'de Çin Protestosu!"
Çin’in İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong’un geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Uygurların yoğun olarak yaşadığı Küçükçekmece ilçesinin Belediye Başkanı Kemal Çebi ile gerçekleştirdiği görüşme ve görüşme sırasında Uygurlar hakkında yaptığı açıklamalar, İstanbul’daki Doğu Türkistanlılar arasında büyük tepkiye yol açtı. Ayrıca son dönemde Türkiye’deki Çinli yetkililerin yürüttüğü tartışmalı faaliyetlere karşı da tepkiler yükselirken, 22 Haziran’da Küçükçekmece Belediyesi önünde protesto gösterisi düzenlendi.
Gösteri, Uluslararası Doğu Türkistan Teşkilatlar Birliği, Doğu Türkistan Âlimler Birliği, Doğu Türkistanlılar Federasyonu ve İli Meşrep Uygur Vakfı tarafından ortaklaşa organize edildi. Eyleme İstanbul’da yaşayan Uygurların yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda yerel vatandaş katıldı.
Protesto sırasında Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkanı Musacan Er tarafından basın açıklaması okundu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi.
Kıymetli Basın Mensupları, Aziz Milletimiz ve Değerli Kamuoyu;
Bugün biz burada, geçtiğimiz ay, 22 Mayıs tarihinde İstanbul Çin Başkonsolosu Wei Xiaodong,un İstanbul Küçükçekmece Belediye Başkanı sayın Kemal Çebi ile gerçekleştirdiği görüşmeyi protesto etmek için toplanmış bulunmaktayız.
Bu görüşmeyle ilgili Çin başkonsolosluğu kendi resmi sayfasında yayınladığı haberde, Doğu Türkistanlıları, “Çinli azınlıklar", olarak tanımlamış ve devamında "Küçükçekmece ilçesinin Çinli etnik azınlıklara mensup vatandaşların yoğun olarak yaşadığı bölgelerden biri olduğunu belirterek, tarafların iletişim ve eşgüdümü güçlendirmesini, bilgi paylaşımı ve Çinli vatandaşların Türkiye’deki yaşamı, çalışmaları ve gelişimleri için ortaklaşa elverişli bir ortam oluşturmasını temenni etti". diye bir ifade paylaşmıştır.
1. Biz etnik azınlık değiliz, Doğu Türkistan’da 30 milyon Türk soylu yaşıyor, ama zalim Çin bugüne kadar uygulamakta olduğu soykırımla ne kadarını yok etti bilmiyoruz.
2. Küçükçekmece ilçesinde yoğun Çin nüfusu olduğunu beyan etmiş, gerçekten Küçükçekmece’de Çinliler de yaşıyor mu? Çünkü biz Çinli değiliz, Biz; köklü tarihi, bağımsızlık geçmişi olan, Türk halkının din, dil ve soy kardeşleriyiz.
3. Çin işgal ettiği Doğu Türkistan topraklarında yıllardır türlü zülüm ve soykırım uyguluyorken, şimdi ne oldu da can güvenliğini korumak için Türkiye Cumhuriyeti’ne sığınan Uygur halkının Küçükçekmece bölgesinde daha iyi bir hayat yaşamasını önemser hale geldi? bu durum iki yüzlü Çin’in ne kadar trajikomik bir hileye başvurduğun açıkça göstergesidir.
Kuşkusuz bu ziyaret, sıradan bir diplomatik temas veya yerel yönetim görüşmesi olarak geçiştirilemez. Söz konusu görüşme, dinini, dilini ve canını kurtarmak adına öz yurtlarını geride bırakıp Türk milletinin sarsılmaz adaletine sığınmış olan Doğu Türkistan diasporasının tam kalbinde gerçekleşmiştir.
milyonlarca Uygur Halkını toplama kamplarında soykırıma tabi tutan faşist Çin rejimi temsilcilerinin, Uygurlara güvenli huzurlu sakın bir yuva olan Küçükçekmece ve Sefaköy’ye göz dikmiş ve sinsi planlarını haince gerçekleştirebileceğini umuyor olması, bizi kaygı, endişe ve paniğe sürüklemektedir. Belediye başkanımız Kemal Çebi bey’in bu konuda açıklama yapmasını ve kamuoyunu aydınlatmasını talep ediyoruz.
Kıymetli Katılımcılar;
Bu görüşmenin arkasındaki en somut ve en tehlikeli boyut, ikili iş birliği adı altında belediye yönetiminden talep edilen "bilgi paylaşımı" dayatmasıdır. Soruyoruz: Doğu Türkistan’ı kameralarla, yapay zekayla ve dijital bariyerlerle devasa bir açık hava hapishanesine dönüştüren bir diktatörün, Uygur nüfusunun en yoğun yaşadığı ilçeden talep ettiği bilgi paylaşımı ne anlama gelmektedir?
Biz, zalim Çinin bu süslü dilinin ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz. Bu talep; Çin’in son yıllarda tüm Dünyada sinsice genişlettiği ulusötesi baskı (transnational repression) mekanizmasını Sefaköy sokaklarına kadar genişletmeye çalışma hamlesidir. Çok net ifade ediyoruzki "bilgi paylaşımı" demek:
● Küçükçekmece sokaklarında yaşayan Doğu Türkistanlıların tek tek fişlenmesi demektir!
● Buradaki sivil toplum kuruluşlarının, aktivistlerin, kanaat önderlerinin ve her bir Doğu Türkistan evladının mahrem bilgilerinin Çin istihbaratına aktarılması demektir!
● Çin’in, Doğu Türkistan’da kurduğu o dijital gözetim kulesinin, yerel yönetimin iş birliğiyle mahallelerimize taşıma girişimi demektir!
Belediye başkanları sadece fiziki altyapıdan değil, yönettikleri ilçede yaşayan halkın can güvenliğinden, huzurundan sorumlu değilmidir?
Bizim inancımız ve medeniyet değerlerimiz bizlere; zalimin karşısında elif gibi dim-dik durmayı, mazlumun rengine, ırkına bakmaksızın ona kol kanat germeyi emreder. Bu yüzden yerel yönetimleri, attıkları adımların nereye varacağını ve hangi hassas dengeleri zedeleyeceğini iyi hesap etmeye davet ediyoruz.
Son Sözümüz:
Bizler; Urumçi’de, Kaşgar’da, Hotan’da Çin’in katliamlarına, sistematik işkencelerine, asimilasyon ve soykırım politikalarına karşı diz çökmemiş, izzetini korumuş bir halkız! Çin rejiminin kapalı kapılar ardındaki ekonomik hesaplarına, fişleme protokollerine, mahallelerimize sızmaya çalışan istihbarat mekanizmalarına asla boyun eğmeyeceğiz!
Son olarak; Küçükçekmece Belediyesi’ni, Çin’in bu sinsi ve ajanlık kokan taleplerini reddetmeye ve Uygur halkının güvenliği ve menfaati doğrultusunda stratejik bir yol izlemeye davet ediyoruz.
Biz buradayız, evlerimizin önündeyiz, kardeşlik nöbetindeyiz. Mahallelerimizde, sokaklarımızda Çin’in istihbarat ağlarına ve fişleme operasyonlarına asla izin vermeyeceğiz!. Huzurlu bir Küçükçekmece istiyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Daha sonra Doğu Türkistan Âlimler Birliği Başkanı Doç. Dr. Alimcan Buğda, İli Meşrep Uygur Vakfı Başkanı Süleyman Köktuğ, Uygur aktivist İbrahim İshak, kanaat önderi Abdulkadir Yapçan ve Sefaköy’den bazı Türk vatandaşları söz alarak konuşmalar gerçekleştirdi. Konuşmacılar, Doğu Türkistan’da insan hakları ihlalleri ve baskı politikaları nedeniyle eleştirilen Çin’in, yurt dışında yaşayan Doğu Türkistanlıları da kontrol altına alma ve baskı altına alma girişimlerine sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti. Türkiye makamlarının bu tür faaliyetlere karşı gerekli tedbirleri alması çağrısında bulunuldu.
Belediye Başkanı Sn. Kemal Çebi Göstericilere açıklama yaptı
Protesto devam ederken Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi eylem alanına gelerek göstericilere hitap etti. Çebi, Çin Başkonsolosu ile yaptığı görüşmede Uygurlar meselesinin gündeme gelmediğini, Uygurlara ait herhangi bir bilginin Çin makamlarıyla paylaşılmasının söz konusu olmadığını ifade etti.
Kemal Çebi ayrıca, yıllardır Sefaköy ve çevresinde yaşayan Uygurların hayatlarını zorlaştıracak herhangi bir uygulamaya belediye olarak imza atmadıklarını belirterek, ilçede yaşayan Doğu Türkistanlıların huzur ve güvenliğinin kendileri için önemli olduğunu söyledi.
Göstericiler tarafından yöneltilen bazı soru ve eleştirilere de cevap veren Çebi, Çin Başkonsolosluğu tarafından yayımlanan açıklamaları ayrıntılı biçimde inceleyeceğini ve konuyla ilgili daha kapsamlı bir değerlendirmeyi kamuoyuyla paylaşacağını ifade etti.
Hatırlanacağı üzere Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu tarafından geçtiğimiz ay yayımlanan açıklamada, 22 Mayıs tarihinde Başkonsolos Wei Xiaodong’un Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’yi ziyaret ettiği duyurulmuştu. Açıklamada, Wei Xiaodong’un görüşmede sözde “Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi”nin ekonomik ve sosyal kalkınma alanlarındaki başarılarından söz ettiği, ayrıca Küçükçekmece’nin Çin’in “etnik azınlıklarına mensup vatandaşlarının” yoğun olarak yaşadığı bölgelerden biri olduğunu belirterek iki taraf arasındaki iletişim ve koordinasyonun artırılmasını temenni ettiği aktarılmıştı.
Çin Başkonsolosluğu’nun aynı açıklamasında, Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin de Çin’in son yıllarda elde ettiği kalkınma ve başarıları takdir ettiğini dile getirdiği ve iki ülke arasındaki yerel iş birliğinin geliştirilmesi için çalışmaya hazır olduğunu ifade ettiği öne sürülmüştü.
Söz konusu görüşmenin ardından ortaya çıkan tartışmalar, Türkiye’de yaşayan Doğu Türkistanlıların güvenlik, mahremiyet ve toplumsal hassasiyetlerine ilişkin kaygıları yeniden gündeme taşırken, protesto gösterisiyle birlikte kamuoyundan daha fazla şeffaflık ve açıklama talebi geldi.
istiglal Sayfasından ALINTI