Öfkeyi yatıştırmada yürüyüş ve hikâyelerin gücü öne çıkıyor
127 yıl önceki bir bilimsel çalışmada yer alan deneğin yürüyüş yöntemi, öfke yönetimi ve çevrenin hikâyelerini dinleme fikriyle yeniden gündeme taşınıyor.
“On üç yaşımdayken geçirdiğim bir öfke nöbeti sonucunda bir daha geri dönmemeye yemin ederek evden ayrılmıştım. Güzel bir yaz günüydü, o tatlı sükûnet ve güzellik beni yatıştırıp teselli edene kadar sevimli sokaklarda yürüdüm. Birkaç saat sonra pişman olmuş, hatta tamamen yumuşamış bir şekilde geri döndüm. O zamandan beri ne zaman öfkelensem, imkân varsa aynı şeyi yapıyorum. Bu tedavi bana iyi geliyor.”
Üstteki alıntı, tam 127 yıl önce öfke konusunda yapılmış ilk bilimsel çalışmaların birinde rol alan bir deneğin ifadesiymiş.
Bir duygu olarak “öfke”den, öfkeyi yatışırmak için ilgi odağının değiştirilmesinden, duygusal zekâdan bir başka yazıda bahsedeceğim.
Ancak bugün ilgimi çeken ve bahsetmek istediğim şey deneğin uyguladığı “tedavi” yöntemi oldu. Yani “sevimli sokaklarda yürüme” ve hikâye yakalama terapisi.
Bunun faydasına çok inanan biri olarak, ben de size yakın zamanda çektiğim karelerle 20 fotoğraflık bir seri hazırladım.
*
Dördüncü fotoğrafta gördüğünüz heykel, 1989 yılından bu yana Paris’te René-Cassin meydanında yer alan “Écoute” yani “Dinlemek” heykeli.
Yaklaşık 70 ton ağırlığındaki eser, eline yaslanmış devasa bir insan başını tasvir ediyor. Fransız heykeltıraş Henri de Miller’in vermek istediği mesaj ise şu:
“Dinle. Biraz daha dikkatli dinle. Çünkü dünya sürekli bize bir şeyler anlatıyor.”
*
Geçenlerde sevgili Esra'nın bana daha önce önerdiği bir Japon filmini izledim. 2015 yapımı ve aynı yıl Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterilen, Türkçeye “Umudun Tarifi” olarak çevrilmiş, “Sweet Bean” isimli film.
İçinde nahif hayat dersleri barındıran, hikâyesi kadar görüntü yönetmenliği de nefis bir yapım.
Hikâyenin kahramanı 76 yaşındaki Tokue, cüzzamlı olduğu için toplumdan dışlanmış, çok lezzetli fasülye ezmesi yapan, bilge bir kadındır. Yaptığı kırmızı fasülye ezmeleri de, Japon mutfağına ait bir pankek türü olan “dorayaki” içinde kullanılmaktadır.
Filme ilişkin daha fazla “spoiler” vermeden, filmde en sevdiğim bölüm ile, Tokue’nin ezmeyi hazırlayışını anlattığı sözler ile bitireyim:
"Fasülye ezmesi pişirirken daima fasülyelerin anlattığı hikâyeleri dinlerdim. Bu fasülyelerin yetiştiği toprağı, gördüğü güneşi, maruz kaldığı rüzgârı, onların yolculuklarının öyküsünü düşlerdim.
İnanıyorum ki, bu dünyadaki her şeyin anlatacak bir hikâyesi var. Gün ışığının ve rüzgârın bile.
Bence sen de istersen onların hikâyesini duyabilirsin."
*
O halde ben de... Paylaştıklarım arasında en çok hangi fotoğrafı sevdiniz? Veya... Hangisinin hikâyesini duyabildiniz? diye size sorayım.
İyi pazarlar
Damla Ömür Tantekin
Writer & Speaker | Insights on Life, Culture & Human Experience Across Countries













