İngiliz pilotun kriz anonsu yıllar sonra yeniden gündemde
1982’de Endonezya üzerinde dört motoru duran bir yolcu uçağının kaptanının yaptığı sakin anons, kültürlerarası iletişim ve liderlik örneği olarak yeniden gündeme geldi.
1982 yılının haziran ayında, İngiliz Havayolları’na ait bir uçakta enteresan bir olay yaşanmıştı. Endonezya üzerinde volkanik bir kül bulutu içine giren Boeing 747 tipi uçağın dört motoru da durmuş, uçak 11 kilometre yükseklikte dev bir planöre dönüşmüştü. Bu olayın yıllardır konuşulmasına neden olan ise, kaptan Eric Moody’nin o esnada yaptığı anons idi.
Meşhur anons şöyleydi:
“İyi akşamlar hanımefendiler ve beyefendiler, kaptanınız konuşuyor. Küçük bir problemimiz var; dört motorumuz da durdu. Motorları yeniden çalıştırmak için elimizden geleni yapıyoruz; umarım bu durumdan fazla etkilenmiyorsunuzdur.
Bu arada, kabin amiri lütfen kokpite gelebilir mi?”
* Eğer uçağın akıbetini merak ediyorsanız, mürettebat motorları yeniden çalıştırmayı başarmış ve uçak güvenli bir şekilde Jakarta’ya inmişti.
Öte yandan, zor durumlarda soğukkanlılığı korumanın ve bilgiyi duygularla abartmadan çerçevelemenin önemli olduğu İngiliz kültüründe, bu anons İngiliz iletişim tarzına örnek gösterilen bir kayıt olarak yerini aldı.
Kendi çalışma alanım diye söylemiyorum; kültürlerarası iletişim son derece hassas ve zorlu bir konudur. Aynı kültür içinde bile bir mesajı hepimiz farklı deneyimlerin ve bakış açılarının süzgecinden geçirerek yorumlarken, mesajı veren ve alan kişilerin bambaşka kültürlerde yetiştiğini düşünün.
Meselâ, en hassas konulardan biri geribildirim vermektir.
Mesajın açık ve dürüst bir şekilde iletilmesini önemseyen Almanlar ya da geribildirimi fazla süsleyip püslemeye gerek duymadan doğrudan konuya giren Hollandalılar ve Ruslar, bizim gibi daha dolaylı iletişime alışkın kişiler için ilk başta biraz sarsıcı olabilir. Çünkü bizim kültürümüzde ve beraberinde Japon, Çin gibi kültürlerde olumsuz geribildirim öyle “şak” diye verilmez; onu pamuklara sarıp sarmalaman, önce bir yumuşatman gerekir ki; maharet karşıdakinin incinme, kırılma çizgisini gözetebilmekte yatar.
Kızı 3 yaşından beri Fransız eğitim sisteminde olan bir anne olarak, eleştirel değerlendirmelerin bolca ve oldukça rahat dağıtıldığı Fransız kültüründen pek çok hikâye biriktirdiğimi söylemeliyim. Kızımın da yapıcı eleştiri kotasını erken yaşta doldurduğunu
Amerikan kültürüyle çalışanlar iyi bilir; yaptığınız işin değerlendirmesi çoğu zaman “Excellent work” ya da “Great job” gibi övgülerle başlar. Hafif bir "zirve" hissi yaşadıktan sonra, asıl değerlendirme bu girişten sonra gelir. Bu yüzden devamını dikkatle dinlemek gerekir.
Ezcümle, liderlik her koşulda güçtür ama bir de uluslararası ekiplerle veya müşterilerle çalışan bir liderseniz işiniz biraz daha güçtür. Şu meşhur “kim, nerede, nasıl?” oyunu var ya hani… Ona benzer şekilde, ne söylendiğinden çok; kimin söylediğini, kime söylediğini ve hangi kültürel bağlamda söylediğini dikkate almanız gerekir.
“Rüzgâr aynı esse de her bambu farklı eğilir.” der Japonlar. Konunun iyi bir özeti olabilir bu. Düşüncelerinizi ve varsa deneyimlerinizi duymayı isterim. Keyifli pazarlar
Damla Ömür Tantekin
Writer & Speaker | Insights on Life, Culture & Human Experience Across Countries













