Deneyim tasarımı neden önemlidir? Küçük ayrıntılar büyük fark yaratır
İyi tasarım görünmezdir, kötü tasarım ise kullanıcıyı yorar. Günlük hayattan örneklerle deneyim tasarımının neden önemli olduğunu ele alıyoruz.
Şimdi anlatacağım olay, Belçika’da bir dinlenme tesisinin tuvaletinde geçiyor. Yolculuk sırasında nihayet bir mola yeri bulmanın verdiği mutlulukla arabadan inmiş, WC’yi gösteren okları takip ederek merdivenlerden aşağı koşmuş ve sonunda hedefe ulaşmıştım.
Fakat tam tuvalet kapısına geldiğimde, kadın ve erkek tuvaletlerini ayırmak için kullanılan son derece soyut, fazlasıyla “yaratıcı” diyebileceğim sembollerle karşılaştım. Tahmin edeceğiniz gibi, özellikle uzun yolculuklarda insanın bu sembolleri çözümleyecek ne vakti ne de sabrı oluyor.
Bana en mantıklı gelen sembolün olduğu kapıyı seçip içeri girdim.
İçeride, başka bir kadın daha vardı; göz göze geldik ve ikimiz de sanki stresli bir sınavı başarıyla geçmişiz gibi, aynı gurur ve rahatlama duygusuyla birbirimize gülümsedik.
*
Benim derdim sadece sembolleri okuyamamakla sınırlı değil; eğer üstünde bir belirteç yoksa çekilmesi gereken kapıları ittiririm, itilmesi gereken kapıları da hep çekerim.
Otellerde “sofistike” duş sistemlerini çözene kadar tepeden inen buz gibi suyun altında çok kalmışlığım vardır.
Peki, gündelik bir nesneyi kullanmaya çalışıp başaramıyorsak bu kimin hatasıdır? Bizim mi, nesnenin mi?
Bir tasarım bizde öfke, mutsuzluk veya yetersizlik hissi yaratıyorsa kusuru gerçekten kendimizde mi aramalıyız?
Bugün sizlerle “deneyim”i konuşalım istedim. Evimizde kullandığımız eşyalarla olan, otellerde, mağazalarda hatta toplantılarda yaşadığımız deneyimleri…
Çünkü bir yeri, bir markayı ya da bir ürünü nasıl hatırlayacağımızı çoğu zaman bu küçük anlar belirliyor.
*
Don Norman, Gündelik Şeylerin Tasarımı adlı kitabında şöyle diyordu:
İyi tasarım, çoğu zaman görünmezdir. İhtiyacımızı öylesine doğal ve zahmetsiz karşılar ki varlığını fark etmeyiz. Kötü tasarım ise sürekli kendini hatırlatır; bizi durdurur, düşündürür, sinirlendirir ve çoğu zaman suçu kendimizde aramamıza neden olur.
Norman’ın sevdiğim iki önerisinden biri şuydu:
Bir gün ilk denemede, hiç düşünmeden kullanabildiğiniz bir nesneyle karşılaşırsanız durup onu inceleyin. Çünkü iyi tasarım tesadüf değildir.
İkincisi de; insanlar ürününüzü doğru kullanamıyorsa önce insanları değil, tasarımınızı sorgulayın. Kullanıcının yaşadığı her tereddüt, her hata ve her hayal kırıklığı aslında geliştirilmesi gereken bir noktayı işaret eder.
*
Açıkçası ben, artık bir kahve makinesinin nasıl çalıştığını çözmekte zorlanıyorsam, bir otelde yönümü bulamıyorsam kendimi beceriksiz hissetmiyorum da; tasarımcının iletişim kurduğu insanı derinlemesine anlayamadığını fark ediyorum.
Tabii, bunun bizi şu sorgulamaya da götürmesi gerekir... Hepimiz bir şeyler tasarlıyoruz: Bir hizmeti, bir toplantıyı, bir eğitimi, hatta kurduğumuz iletişimi.
Yani iyi tasarım, sadece ürün geliştirenlerin değil; liderlerin ve iletişim kuran herkesin sorumluluğu.
İnsanlar yaşadıkları deneyimin sonunda kendilerini daha iyi hissediyorsa, tasarım doğru olanı yapmış demektir. Değil mi?
Yaşadığınız örnekleri duymak hepimizi memnun eder.
İyi pazarlar
Damla Ömür Tantekin
Writer & Speaker | Insights on Life, Culture & Human Experience Across Countries











