Toplumsal stres günlük yaşamda öfke eşiğini düşürüyor

İstanbul Rumeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, artan ekonomik ve sosyal baskıların bireylerde öfke ve tahammülsüzlüğü artırdığını belirtti.

Toplumsal stres günlük yaşamda öfke eşiğini düşürüyor

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL, TÜRKİYE — 16 MAYIS 2026

İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, ekonomik ve sosyal belirsizliklerin etkisiyle toplum genelinde stres seviyesinin arttığını, bunun da gündelik yaşamda öfke ve tahammülsüzlük olarak ortaya çıktığını söyledi.

Şimşek, trafikte, toplu taşımada ve iş yaşamında yaşanan küçük aksaklıkların geçmişe göre daha sert tepkilere neden olduğunu belirterek, bireylerin yoğun stres altında günlük yaşamlarını sürdürmeye çalıştığını ifade etti. Uzmanlara göre uzun süreli baskı altında kalan bireylerde sabır eşiği düşerken, duygusal tepkiler daha hızlı ve kontrolsüz biçimde ortaya çıkabiliyor.

Küçük olaylar yoğun tepkilere dönüşebiliyor

İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, günlük yaşamda yaşanan basit sorunların dahi yoğun öfke tepkilerini tetiklediğini söyledi.

Şimşek, “Bir araç sıkıştırması, kısa bir bekleme süresi ya da iş yerinde yaşanan küçük bir yanlış anlaşılma, geçmişe kıyasla daha yoğun öfke tepkileri doğurabiliyor. Çünkü bireyler zaten yüksek bir stres yüküyle güne başlıyor” ifadelerini kullandı.

Uzun süre biriken stresin küçük tetikleyicilerle açığa çıktığını belirten Şimşek, bunun bireysel bir sorun olmanın ötesinde toplumsal bir gerilim göstergesi olduğunu kaydetti.

Dijital uyaranlar zihinsel yorgunluğu artırıyor

Şimşek’e göre ekonomik kaygılar, zaman baskısı ve dijital dünyadan gelen sürekli uyaranlar bireylerin psikolojik dayanıklılığını zorluyor.

Sürekli bildirimler, yoğun haber akışı ve hızlı yaşam temposunun zihinsel yorgunluğu artırdığını belirten Şimşek, bireylerin dinlenme ve zihinsel duraklama alanlarının giderek azaldığını ifade etti.

Şimşek, “Uzun süreli stres altında kalan bireylerde sabır eşiği düşer. Beyin tehdit algısına daha açık hale gelir ve duygusal tepkiler daha hızlı, daha kontrolsüz biçimde ortaya çıkar” dedi.

Uzmanlar, özellikle dijital ekran kullanım süresinin artmasının dikkat dağınıklığı ve stres yönetimi üzerinde etkili olduğuna dikkat çekiyor.

“Öfke bulaşıcıdır”

Toplumsal gerilimin bireyler arasında hızla yayılabileceğini belirten Şimşek, öfke davranışlarının zincirleme etkiler oluşturabileceğini söyledi.

Şimşek, “Trafikte bir kişinin agresif davranışı zincirleme bir tepkiyi tetikleyebilir. İş yerinde yaşanan sert bir iletişim dili, ekip içinde genel bir gerginliğe yol açabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Psikolojik araştırmalarda, toplumsal iletişim dilinin bireylerin ruh hali üzerinde doğrudan etkili olduğu belirtilirken, uzmanlar empati ve sağlıklı iletişimin önemine işaret ediyor.

Sağlıklı iletişim ve farkındalık vurgusu

Gerilimin azaltılmasında öfke kontrolü ve farkındalığın önemli rol oynadığını ifade eden Şimşek, bireylerin otomatik tepki yerine bilinçli tepki geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Şimşek, “Duygularımızı fark etmek, tetiklendiğimiz anlarda birkaç saniye durup düşünmek ve otomatik tepki yerine bilinçli tepki vermek öğrenilebilir bir beceridir” dedi.

Empatik iletişim dilinin çatışmaları azaltabileceğini belirten Şimşek, karşı tarafın niyetini anlamaya çalışmanın toplumsal ilişkiler açısından önem taşıdığını ifade etti.

Uzmanlar, bireysel düzeyde geliştirilen sabır, anlayış ve sağlıklı iletişim becerilerinin toplumsal huzura da olumlu katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor.

www.turkiyegunlugu.net