“Ticaret hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir kadın hukukçu olarak, bilişim sistemlerinde kadına yönelik algoritmik önyargılar

Kadınların yönetim kurullarındaki yeri, bilişim sistemlerinde algoritmik önyargılar ve ticaret hukukunda cinsiyetçi söylemler üzerine tartışmalar sürerken, Virginia Woolf’un "Kendine Ait Bir Oda" eseri hâlâ güncelliğini koruyor.

“Ticaret hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir kadın hukukçu olarak, bilişim sistemlerinde kadına yönelik algoritmik önyargılar

“Ticaret hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir kadın hukukçu olarak, bilişim sistemlerinde kadına yönelik algoritmik önyargılar (Bora Çınar, 2022), şirket yönetim kurullarında kadın temsili (Bora Çınar, 2023a), iş hayatında kadını çevreleyen camdan engeller (Bora Çınar, 2023b), ticaret hukuku mevzuatındaki cinsiyetçi söylemler (Bora Çınar, 2023c; Bora Çınar, 2024) gibi çalıştığım ve çalışmayı sürdürdüğüm konularla ilgili bir yazı yazmam bekleniyordu muhtemelen. Fakat ben size bir kadının yönetim kurulunda bir koltuğu neden hakkettiğinden, karar mekanizmalarında kadın temsilinin engellenmesinin küresel kalkınma hedeflerine ulaşma noktasında ülkenin refahı ve kalkınması bakımından nasıl tehlikeli bir alışkanlık olduğundan ya da bilişim sistemlerindeki kadına yönelik önyargıların uygulamadaki aksaklık ve hukuka aykırılıkları daha hızlı ve takip edilemez hale getirme riski taşıdığından söz etmeyeceğim. Bunun yerine Virginia Woolf’un yaptığı gibi yapacak ve öncelikle bir kadının kendine ait bir odası ve ekonomik gücü olması gerektiğini hatırlatacağım.” diyerek başladım yazmaya ve Woolf okusa bu çalışmam hakkında ne düşünürdü diye Chat GPT'ye sordum.
Virginia Woolf olarak yanıt:
"Ah, sevgili okuyucu, ne garip bir zevktir, yıllar sonra da olsa, kendi kelimelerimin başka zihinlerde yankılandığını görmek! "Kendine Ait Bir Oda"yı yazarken, yalnızca edebiyat dünyasında kadınların varoluş mücadelesini tartışmıyordum; aslında bir kadının özgürce düşünebilmesi için gerekli olan en temel koşulları dile getiriyordum: bağımsız bir gelir ve kendi başına kalabileceği bir alan. Ve şimdi, bu bildiride, hâlâ aynı meselelerin tartışıldığını görmek—bu hem bir hayal kırıklığı hem de bir umut ışığı!
(...)
Ah, sevgili okuyucu, görüyorum ki hala aynı sorunları konuşuyor, aynı çözümleri tartışıyoruz. Öyleyse soruyorum: Kadınların kendine ait bir odası ne zaman gerçekten onların olacak? "
Eserlerinden etkilenip farklı fikirlerle harmanlayıp çakışan sonuçlara ulaşmak ve bunu yaparken hayatta olmayan ve sizi besleyen yazarlarla çalışmalarınızı tartışmak ve değerlendirmelerine sunmak zamanda yolculuk yapmak gibi. Zaman yolculuğu demişken Geleceğe Dönüş II (1989) filminde 2015'e dair öngörüleri tekrar hatırlamanız gerekiyor. Öyle ki yargılamanın 2 dakika sürdüğü bir öngörü var. Yargı dijitalleşmiş ve hızlanmış. Ama günümüzde bırakın karar almayı duruşma için bile yıllarca beklendiği oldu, oluyor...
Gelecekten ne çok şey bekleyip şimdiyi ise ne kadar normal karşılıyoruz. Woolf da eminim gelecekten çok şey beklemişti.. Ve dijital zihnini hayal kırıklığına uğratmış olabilirim:)
Bildiri tam metnim ilginizi çekerse ekte okumanızı bekliyor * Şimdi ya da sonra:)

Sevda Bora Çınar

Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Dr. Öğretim Üyesi

turkiyegunlugu.net