Kurumsal Etkinliklerde Yeni Trend: Davul Çemberleri ve Müzikle Liderlik

Kurumsal etkinliklerde yeni trend: Davul çemberleri ekip ruhunu ve liderlik becerilerini geliştiriyor.

Kurumsal Etkinliklerde Yeni Trend: Davul Çemberleri ve Müzikle Liderlik

Kurum içi etkinlikler hep sıradan, alışıldık olacak değil ya… Asya’daki büyük şirketler bu konuda bayağı yaratıcı. Mesela, şu sıralar en trend olanlarından biri “davul çemberi” oluşturmak. Bu etkinlik, katılımcıların bir daire şeklinde oturması, el davulları ve vurmalı çalgılarla hem birbirlerinin vuruşlarına yanıt vermesi hem de birleşik bir ses oluşturarak toplu bir ritim meydana getirmeleri esasına dayanıyor.

Baktığınızda, tüm seslerin eşit derecede duyulduğu hiyerarşik olmayan bir ortam yaratıyor bu. Nitekim, müziğin ve davul çemberlerinin çalışanlarda üretkenliği artırdığı, daha sıcak bir çalışma ortamını teşvik ettiği gözlemlenmiş.

Benzer şekilde, bizim ülkemizde de, çalışanların stres yönetimini ve ekip dinamiğini korolar oluşturarak, müzik aracılığıyla destekleyen kurumlar olduğunu biliyorum.

Okul yıllarınızda veya yetişkinlikte hiç koroya ya da müzik grubuna dahil olmuş muydunuz?

*

Bugünkü yazıyı bu konuyla açmamın nedeni şu…

Litvanya Filarmoni Orkestrası ile konser vermek üzere Litvanya’ya gelen orkestra şefi Murat Cem Orhan ve ülkemizin ilk erkek arp sanatçısı Çağatay Akyol ile son iki gündür beraberdik.

Konu orkestra ve şeflik olunca tabii ki doğal olarak liderlik ve ekip çalışmasını da konuştuk. Bir de, çocuk yaşlarda ve hatta yetişkinlikte bir koronun parçası olmanın hem takım çalışması becerisine hem de “kendinin lideri” olmaya katkısını.

Litvanya’nın da içinde olduğu Baltık ülkelerinde ve Kuzey Avrupa’da güçlü bir koro geleneği var. Örneğin, iyi eğitim sistemiyle bilinen Finlandiya’da çocukların büyük çoğunluğu çok erken yaşta bir koroya veya müzik grubuna katılıyor.

Estonya’da da koro geleneği eğitim sistemine entegre edilmiş durumda. Her 5 yılda bir Laulupidu adı verilen dünyanın en büyük koro etkinliklerinden biri burada düzenleniyor ve 30 bin kişi aynı anda şarkı söylüyor.

Nitekim, “koro” sözcüğünün Antik Yunancadan çıkarak bugüne uzanan etimolojik yolculuğu “uyum içinde, birlikte ses çıkarma”yı vurguluyor. Çok sesliliğin uyumdan kopması ise bizi yine Antik Yunancadan kökenini alan başka bir sözcüğe götürüyor; o da “kakofoni”.

Çok seslilik bir kakofoniye mi dönüşecek; yoksa bir zenginliğe mi? İşte bunu da liderin başarısı belirliyor.

*

Belki izlemişsinizdir; 2024 yılının Oscar adaylarından Maestro filmi dünyanın en iyi orkestra şeflerinden biri olarak kabul edilen Leonard Bernstein’ın hayatını konu alır.

Bernstein dinlediğim bir konuşmasında diyordu ki: Bir orkestra şefi orkestranın sadece çalmasını sağlamakla kalmamalı; onlarda çalma isteği de uyandırmalıdır.

Hem yazının girişinde bahsettiğim; şirketlerde ekip dinamiği oluşturmak, çalışanlarda üretkenliği artırmak, iyi liderlikle bağlantılı olarak hem de Bernstein'ın düşüncesine paralel şekilde aşağıdaki sözü hatırlayalım isterim:

“İnsanlara gemi yaptırmanın yolu onlara marangozluk öğretip görev ve emirler vermek değil, engin ve sonsuz denizlerin özlemini aşılamaktır.”

Damla Ömür Tantekin

 
Advisor | Writer | Speaker | Cross-Cultural Communication