Şirketlerin sadece ticari başarılarıyla değil, topluma sundukları mesajlarla da değerlendirildiği bir dünyadayız.
Cem Köksal ve Ergün Güler olayı, iş etiği ve kurumsal iletişim açısından tartışılıyor.
Malum mail, istifa ve gözaltı süreçlerine hepimiz hakimiz. Ben bu olayı iş etiği ve kurumsal iletişim üzerinden ele almak istiyorum. Bir şirkette bir olay etik ikileme yol açtığında, o şirketin etik ilkeler kılavuzunu okurum. Cevap genellikle orada saklıdır.
Zorlu Holding’in Etik İlkeler Kılavuzu’nu inceledim ve bazı çıkarımlar yaptım.
* Cem Köksal’ın Ergün Güler’e "Seni bu konuda daha önce uyarmıştım" söylemi ve maildeki genel tavrı, insan onurunun korunması, çalışanlara saygı ve iletişim etik ilkelerini ihlal etmiş gibi görünüyor.
* Politikalarda dini kutlamalar netleşmiş olmasına rağmen Ergün Güler’in paylaşım yapmasının da uygun olmadığını düşünüyorum. Bu politikada daha esnek bir yaklaşım sergilenebilir miydi? Türkiye özelinde evet.
* Fakat Cem Köksal’ın “dinden bağımsız bir duruş sergiliyoruz” söylemi, bazı grupları ayrımcılığa uğramış hissettireceği için (ki Türkiye’de bu çok mümkün), çeşitlilik ilkesini ihlal etmiş gibi duruyor.
Şirketlerin sadece ticari başarılarıyla değil, topluma sundukları mesajlarla da değerlendirildiği bir dünyadayız.
Dini günlerde yapılan paylaşımlar, şirketin toplumsal duyarlılığını ve müşterileriyle olan bağını güçlendirebilir.
Ancak burada dengeyi sağlamak önemli: Herkesi kucaklayan, hiçbir inancı ötekileştirmeyen ve etik çerçevede bir iletişim dili benimsemek, kurumsal sorumluluğun gerektirdiği bir şeydir.
Bütün bunlarla birlikte, bu durumun yasal olarak suç teşkil edip etmediği çok farklı bir konudur.
Etik olmayan bir davranış, her zaman hukuka aykırı olmaz, ancak iş yeri kuralları ve mevzuata göre disiplin süreci gerektirebilir.
Cem Köksal’ın istifa edeceğini zaten öngörmüştük. Fakat bu olayın yasal olmayan bir tarafı bana kalırsa yoktu. Sosyal medya etkisi olmasa muhtemelen böyle bir şey olmayacaktı. Bunun da bizim ülkemizin İslam dinine yönelik değerlere karşı aşırı hassasiyetinden olduğu kesin. Bu da ayrı bir etik konusu ne dersiniz?









