Küçük izmaritler, Büyük Tehdit: Doğaya Verilen Zarar Göz Ardı Ediliyor
Sigara izmaritleri görünmez bir tehdit mi? Toprak ve suya zarar veren bu atıklar neden önemsenmiyor? Uzmanlar, algı dönüşümü için çağrı yapıyor.
Bir plajda bir uyarı tabelası görmüştüm: “Sigara izmaritlerini ekmeyin, yetişmiyorlar!” Yaratıcı ve esprili bulmuştum
***
Soruna çevre bilinci ve kültürden ziyade farklı bir pencereden bakmayı deneyelim.
Genellikle büyük çöpler “çöp” olarak algılanır ama izmarit, küçüklüğü ve göze çarpmayan yapısı nedeniyle sanki “yok”muş gibi davranılır. İzmarit görünmezdir, önemsizdir, rüzgarla kaybolur. Zihnimizde “çöp” kategorisine bile girmez. Oysa barındırdığı zehirli maddeler son derece zararlıdır, hem doğaya hem de bizlere.
Bu durum, algının insanların davranışlarını nasıl şekillendirdiğini gösteren bir örnek. Ayrıca izmaritleri yere atanların hiç bir sosyal dışlanma ile karşılaşmaması “davranışı normalleştirme” hastalığı olarak karşımıza çıkıyor.
Tıpkı, antik çağda çocuklarını tanrılara kurban etmek, orta çağdaki cadı avları ve geçen yüzyılın başına kadar devam eden köle tacirliği gibi günümüzde insanlık suçu olarak kabul edilen davranışların o gün için “normal algılanması” gibi.
Bunların değişimi için yüzyıllar geçti. Ama bugün toksik davranışların değişimi için bu kadar bekleyemeyiz.
***
Ve iş yaşamında da, aynı izmaritler gibi, küçük ve önemsiz görünen ve de normalleşmiş ama aslında büyük etkiler yaratan “zehirli” davranışlar ve tutumlar var.
E postaları yanıtsız bırakmak, toplantılara -bilhassa yöneticilerin- geç katılımı, cevaplanmayan aramalara geri dönmemek, toplantılarda sessizliği teşvik eden dominant tutum ve geri bildirim eksiklikleri bunlardan sadece aklıma gelen birkaçı.
Ancak bunların dışında bir tanesi belki de en zehirlisi: cinsiyetçi politika ve kültüre bağlı davranışlar. Sonuç: erkeklerin sürekli başrol, kadınların ise yardımcı rollere uygun görülmesi.
Tıpkı izmaritin çöp olarak algılanmaması gibi, iş dünyasındaki bu zehirli tutumlar da algı meselesidir. Algıyı değiştirmeden davranışı değiştirmek mümkün değildir.
Psikolojide “Nudge” (Dürtme) etkisi olarak bilinen yöntem, davranış değişikliğini ceza veya ödül olmadan sağlar.
Mesela, toplantılara 10 dakikadan fazla geç kalanın kim olursa olsun toplantının başlatılması.
E-posta yanıtlarını kolaylaştırmak için kısa yanıt şablonları hazırlamak.
Fikir paylaşımını teşvik etmek için toplantılarda “herkesin fikrini söyleme zorunluluğu” gibi uygulamalar getirmek.
Geri bildirim kültürünü değiştirmek için ise geri bildirimi takdir kültürüyle birleştirmek bazı tedbirler olabilir.
Kolaylaştırma ve zorlaştırma teknikleri, doğru davranışı kolay hale getirip, yanlış olanı zorlaştırarak algıları değiştirir. Bu, cezadan daha güçlüdür çünkü insanlar cezadan değil, alışkanlıklardan daha çok etkilenir.
Tıpkı izmaritlerin çöp olarak algılanması gerektiği gibi, iş dünyasında da bu görünmez “detayların” önemi iyi anlaşılmalı. Eğer algılar değişmezse, bu küçük görünen sorunlar giderek büyüyüp kurumsal kültürü zehirler. Küçük izmaritler büyük yangınlara yol açabilir.
Cinsiyetçi kültürün değişimi için ise sizlerin önerilerini merak ediyorum.











