BELEDİYE BAŞKANI HÜSAMETTİN ERDEM’DEN HİTABET ve SİYASET DERSİ
(“Çobanın gölgesi belediye binasına düşer mi? Düşer!” başlıklı halk siyasetinden manzara.)
Hüsamettin Erdem başkanken, kasabanın tabelasında "BELEDİYE" yazardı ama kendisi "haydi oradan" derdi, "burası ileri seviye köydür." Yolların en yoğun saatinde bir keçiyle göz göze gelirdiniz, köşebaşında koyun, durakta eşek, bakkal önünde inek. Bazı sabahlar belediye önünde semer sırası olurdu, otopark zaten iptidaî: at bağlı, eşek yedekte!
Başkanlık makamı halkın evidir derdi, ama öyle bir ev ki herkes gelir, kimse neye geldiğini hatırlamaz. Başkanın hitabeti “bilgisayarı fişe takar gibi” çalışırdı. Gelenin soyunu sopunu iki kelimede döker, “Senin dedenle biz samanlıkta ot yığardık, senin ananı ben çeşmede su çekerken tanıdım,” deyiverirdi. Daha dileğini söyleyemeyen çıkarken ya bir çuval yemle ya da bir torba umutla uğurlanırdı.
Başkan kadınlara "aba", genç kızlara "gadim" derdi. Bu hitap şekli halkı mest ederdi. “Ay aba,” derdi, “geçen Emine Teyze’nin tavuğuna kış demişsin. O da gelir senin horozuna hoşt der. Köylük yerdeyiz, tavuk horoz birbirini tanır.”
Yargı yok, yargıç Hüsamettin!
Bir gün bir vatandaş geldi, “başkanım, öküz komşunun lahanasını yemiş.”
Başkan masaya yumruğunu koydu:
— “Lahana mı canın çekti? Benim bağımdan kes! Öküz mü senin mi? Sal bizim oraya, hem yesin hem gübresini bıraksın!”
Milli Eğitim Müdürlüğü yaptığı dönemde sabah ilk iş köy minibüsünü karşılardı. Gelenin çantasını taşır, gidenin cebine harçlık koyardı. Adliyeye işi düşenin dilekçesini yazar, gerekirse kalemini ısırarak “bu dava dostane çözülür” temalı monolog çekip meseleyi kahve önünde çözerdi.
Bu yazı, Anadolu’nun gerçek bir halk lideri figürünü hem mizah hem de derin bir içtenlikle resmediyor. Hüsamettin Erdem sadece bir belediye başkanı değil; bir kültür, bir sahne adamı, bir halk hatibidir.
"At eşek otoparkı"ndan "gadim" hitabına, lahanaya çözülen dava modelinden minibüs durağındaki sıcak karşılama ritüeline kadar her ayrıntı, yerel siyasetin en insani, en unutulmaz hallerini ortaya koyuyor.
Yazı sadece bir başkanı anlatmıyor, özlediğimiz o “yakın, şefkatli, çözüm odaklı” yönetici modelini hatırlatıyor. Bürokrasiyle halk arasına örülen duvarların yerle bir olduğu, her kelimenin hem tebessüm hem teselli verdiği bir dönemin fotoğrafı bu.
Özetle: Hüsamettin Erdem, “gölgede çoban, gündüzde lider” olmayı bilenlerin simgesidir. Mizah ve halkçılık dersi olarak arşivlik bir anlatı.
Taşeli Edebiyat Dergisi İbrahim Şahin Sayfasından ALINTI