Dünya neden daha az düşünüyor: Flynn etkisinden tersine dönüşe
Bir dönem yükselen IQ puanları birçok ülkede düşüşe geçti. Uzmanlar ters Flynn etkisini eğitim, çevre, dijitalleşme ve yapay zekâyla ilişkilendiriyor.
Dünya giderek aptallaşıyor, hepimiz bunu farkındayız.
Bu maalesef bir varsayım da değil.
Dilerseniz, hikâyeyi en baştan alayım...
1930’lardan itibaren özellikle gelişmiş ülkelerde, IQ puanlarında bir yükseliş başlamıştı. Hatta bu artışın her on yılda ortalama üç puan düzeyinde olduğu belirlenmişti. 1980’lerde konuyu çalışmakta olan James R. Flynn adındaki bir sosyal bilimci, eski ve yeni IQ testlerini karşılaştırınca ilginç bir durum fark etti:
Yeni kuşaklara benzer testler uygulanmasına rağmen her seferinde puanlar sistematik olarak yükseliyordu. Üstelik bu artış genetik evrimle açıklanamayacak kadar büyük ve hızlıydı.
Böylece ortalama IQ puanlarının kuşaklar boyunca yükselmesini ifade eden “Flynn Etkisi” böyle doğdu.
Puanlardaki yükselişin nedenlerini tahmin edebilirsiniz.
*Daha iyi eğitim, soyut düşünmeyi teşvik ediyor; *Modern iş hayatı somuttan çok kavramsal beceriler gerektiriyor;
*Kitle iletişim araçları insanları farklı bakış açılarına maruz bırakıyordu.
İnsanların günlük deneyimlerinin ötesine geçmeleri zihinsel uyarımı artırıyor, bu durum da IQ testlerinin ölçtüğü becerileri güçlendiriyordu.
*
Yüzyıl boyunca birçok ülkede ortalama IQ puanları artarken, sonra ne oldu dersiniz?
IQ puanları duraklamaya ve düşmeye, artık ters Flynn etkisi yaşanmaya başladı. En büyük düşüş de “akışkan zekâ” alanında; yani yeni durumlara uyum sağlama ve hızlı düşünme becerisindeydi. Düşüş 18–22 yaş grubunda, az eğitim almış kişilerde daha belirgin olsa da, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi çok da fark etmiyordu.
Yani, dünya giderek aptallaşıyordu.
Neydi peki nedenleri?
*Beyni daha az kullanmayı teşvik eden rutinlere, eğlence biçimlerine ve hazır düşünce sistemlerine teslim olmamız.
*Mikroplastikler, orman yangını dumanı gibi beyne zarar verme potansiyeli olan çevresel etkenler.
*Hayatın merkezine yerleşen yapay zekâ ve büyük dil modelleri.
*Ve hiç akla gelmeyecek bir faktör: Modern iletişim.
Evrimleştiğimizden daha fazla zihinle temas hâlinde olmanın, üstelik söyleyecek kayda değer bir şeyi olmayanların bile düşüncelerinin içinden geçmek zorunda kalmanın bir bedeli olacağı aklınıza gelir miydi?
*
“Zeki olmak eskisi kadar seksi değil. İnsanlar artık kaç takipçin var, onu önemsiyor.
Yapay zekâ beyaz yakayı kemiriyor. Akademi çöküyor. Uzmanlık yük haline geliyor. Dil modelleri de kendi ürettiği metinlerle eğitildikçe bilgi inceliyor, hatalar büyüyor."
… diyordu New York Mag’de okuduğum bir inceleme yazısında.
Ben de, artık ölçtüğümüz ve talep ettiğimiz şeyin "zekâ" olmadığını, hızlı tüketilebilirliği ödüllendirdiğimizi düşünüyorum.
Düşünmek, düşündürmek bile bu sistemde fazla yavaş, fazla lüks kaçıyor.
Doyurucu bilgiden çok; kısa, çarpıcı veya sıkıştırılmış bilginin değer gördüğü günümüzde, benim upuzun yazılarımı hâlâ okuyor olmanız bile bir "başkaldırı" sayılmaz mı?
"Enformasyonun içinde kaybolan bilgi nerede? Nerede bilginin içinde kaybolan bilgelik?"
diye vaktiyle sormuş T.S. Eliot.
Ben de size sorayım...
Nerede sahi?











