EVLİLİK PROGRAMLARI

Üç gün önce internette dolaşan evlilik programı videolarına denk geldim.

EVLİLİK PROGRAMLARI

Uzun zamandır televizyon seyretmiyordum
ve kafam rahattı.
Ama nasıl olduysa üç gün önce internette dolaşan evlilik programı videolarına denk geldim.
Gelmez olaydım.
Ya arkadaş,
kendi kendime “Hadi bir göz ucuyla bakayım da çıkayım.” dedim ama nereye çıkıyorum?
Üç gündür yemeden içmeden kesildim.
Sürekli evlilik programlarının birini kapatıp, diğerini açıyorum.
Bildiğiniz Bermuda Şeytan Üçgeni!
Önce bir teyzeye denk geldim.
Sanırım teyzem kocasını bırakıp, kendinden otuz yaş küçük bir herife kaçmış. Hatta kaçmakla kalmayıp üstüne bir de evlenivermiş.
Spikerin “Neden kaçtınız?” sorusuna “Elimde bir kavanoz vardı. Kapağını açacak birini aradım. O anda Emrullah denk geldi. Emrullah kavanozun kapağını açarken ona âşık oldum.” dedi.
Bütün bunlar konuşulurken, kendi salak salak ekrana bakarken yakaladım çünkü yaklaşık on üç yıldır evimizdeki zor kavanoz kapaklarını ben açarım ama Aysel’in bir kez olsun dönüp de bana “Yiğidim benim, her kapak açışında ben sana ölüp bitiyorum.” dediğini duymadım.
Neyse, şimdi bu teyzemi görseniz “Yok canım daha neler. Bunun yolda yürümeye hali yok.” dersiniz ama teyzem yolda yürüyemese de, gayet güzel ve nizami bir şekilde heriflere yürüyebiliyor. En yakın şahidi benim, bir de Emrullah.
Gelin görün ki, Emrullah da bir süre sonra, elinde kavanoz kapağı, teyzeden kaçmış. Yani yaşananlar Emrullah’a kapak olmuş!
Ben daha teyzemin “Nereye kaçarsa kaçsın, ben Emrullah’ı boşamayacağım. Daha evde bir sürü kavanoz var.” Bağırışlarını sindiremeden, kendimi ikinci bir olayın içinde buldum.
Aman Tanrım!
Bu ilkinden daha vahim.
Burada da bir çocuk sahibi evli bir çift var. Çiftin üst katlarında oturan bir de erkek var.
Erkek komşunun adı Vahip.
Kadı, evdeki bebeğin aslında kocasından değil, komşu Vahip’ten olduğunu itiraf ediyor ama komşu Vahip de bu duruma atarlanıp “Hayır canım, ne münasebet! Ben sadece bir kere bayram kutlaması için kapılarını çaldım. O gün de komşumun kocası evde yoktu. Ben de sadece komşumun bayramını kutladım. O kadar.” diyor.
Kadın bayram kutlamasının kapıda başlayıp, yatakta bittiği konusunda ısrarlı. Kocaysa şaşkın şaşkın, bir karısına, bir Vahip’e, arada bir de bana bakıp duruyor.
Bu sırada telefonla yayına bağlanan alt kattaki komşu Nermin’in iddialarıyla stüdyo karışıyor çünkü Nermin de kendisinin stüdyodaki bu kadının kocasından hamile olduğunu söylüyor.
Bu kez Vahip bir adama, bir telefona, arada bir bana bakıyor.
Derken, programı sunan kızcağız, tutup hiç hesapta olmayan birini, apartman görevlisini yayına dahil ediyor. Apartman görevlisinin de olup biten her şeyden haberi olduğu ortaya çıkıyor. Ama o da bir gün apartman yöneticisine sipariş poşetini verirken, ellerinin birbirine değmesi ve aralarında gereksiz bir elektriklenme yaşandığını ve elektriklenme sonrası kendilerini koltuğun üzerinde yan yana sigara tüttürürken bulduklarını ve bundan dolayı da sesini çıkarmadığını itiraf ediyor.
Yani anladığım kadarıyla apartmanda kim kimi bulursa…

Üç tane ağrı kesici, dört kadeh rakı ve üstüne iki şişe bira içtikten sonra evlenme programları labirentine geri dönüyorum.
Şimdi de başka bir kadın var.
Bu kadın da evli.
Bu da Facebook’da bulduğu birine kaçmış.
Kaçtığı herif de evli.
Spiker “Nasıl oldu bu iş?” diyor.
Adam gayet sakin “Perihan bir paylaşım yapmıştı. Ben de paylaşabilir miyim? diye sordum. O da paylaş dedi. Sonra bir baktık aynı evde yaşıyoruz.”
Lan arkadaş, biz şurada iki kelimeyi yan yana getirip derdimizi anlatamazken, siz nasıl böyle “Bugün tanışalım, yarın yapışalım.” moduna geçtiniz?
Allah sizi inandırsın, şu Facebook’a yıllarımı verdim de, bir kez olsun, bir kadın asılmadı bana.
Sadece bir kez biri Messenger’den “Gözleriniz ne kadar güzel.” diye yazmıştı.
Yalan yok, mesajı okuduğumda gözlerim doldu, duygulandım. Hemen gidip aynada gözlerime baktım. Ama sonra yazanın kadın değil de Adana’dan palabıyıklı biri olduğunu görünce, bildiğiniz çöktüm.
Ayıp olmasın diye palabıyıklıya “Teşekkür ederim abi” gibi bir cevap yazdım.

Bunu da kadın arkadaşlardan öğrenmiştim. Kendilerine yazan erkeklere, ne olur ne olmaz diye, peşinen abi diyorlar. Ben de kendimi sağlama alayım istedim ama abi inat etmiş bir kere, ille de yürüyecek. “Ehhiehhiii abi deme lazım olur.” diye yazmasın mı!
N’Oluyo lan sayın palabıyık abi!
Seni bana parayla mı verdiler?
Kadınlara çok kızardım ama demek ki bizim genimizde varmış.
En son palabıyık abiye “Çok ayıp ama sizin ananız kız kardeşiniz yok mu?” yazıp nişan yüzüklü emoji yollayıp konuyu kapattım.
Dediğim gibi üç gündür bu evlilik programları yüzünden emdiğim süt burnumdan geldi.
Kaçanlar, kovalayanlar, kovalayanları kovalayanlar, kovalayanlara beddua ederken başkalarını kovalayanlar…
Nefesi bile zor alan ama “Ne yapayım elektrik aldım.” diyen amcalar, teyzeler,
Evliyken imam nikahı kıydıranlar, hatta nikah sırasında adamı bırakıp imamla kaçanlar, otuz yıl biriyle yaşayıp, üstüne bir de dört çocuk yaptıktan sonra “Sevmediğimi anladım” diyenler, tapu soranlar, maaş soranlar…....TD.

Yavuz ŞEN

 
Adaletli umutlu yarınlar