Duyularımız Hafızayı Nasıl Şekillendiriyor? Beethoven’dan BlindLook’a İlham Veren Hikâyeler

Beethoven’ın sağırlığına rağmen beste yapabilmesi ve BlindLook’un görme engellilere yönelik çalışmaları, duyuların hafızayla kurduğu derin ilişkiyi ortaya koyuyor.

Duyularımız Hafızayı Nasıl Şekillendiriyor? Beethoven’dan BlindLook’a İlham Veren Hikâyeler

Bakın bu gayet ilginç… Beethoven 20'li yaşlarındayken işitme duyusunu yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Fakat, en iyi eserlerini sağırlığının en ağır dönemlerinde besteler. Peki, sesleri duyamazken nasıl beste yapabilmiştir?

Cevabı şöyle: Bestecinin işitsel sinir sistemi zarar görmüş ancak sesi, notaları, melodileri, müziği halihazırda ezberlemiş olan işitsel korteksi sağlam kalmıştır. Ve beste yapmayı da bu sayede sürdürebilmiştir.

*

Birkaç gün önce, 285 milyon görme engellinin hayata bağımsız şekilde katılabilmesini misyon edinen BlindLook’a yaptığım bir katkı çerçevesinde, aşağıda fotoğrafını gördüğünüz evi; Brüksel’de bulunan Maison Hannon’u betimleyerek anlatmaya çalıştım.

Bu hazırlık sürecinde bir kez daha şunu fark ettim: Görmek, duymak, dokunmak, tat, koku yalnızca fiziksel bir algıdan ibaret değil. Zihnimiz, duyularımızla aldığı bilgileri saklıyor, işliyor ve dönüştürüyor.

Peki, duyularımız yaşam deneyimimizi nasıl etkiliyor?

*

Sevdiğimiz melodileri defalarca dinleme arzumuz veya temiz bir çarşafın, bir yemeğin kokusu gibi bazı kokuların bizi çocukluğumuza götürmesi, bu kokuların verdiği nostaljik hisler tesadüf değil. Kokular hafızamızın depolandığı yerler olarak ömür boyu bize refakat ediyorlar. Sadece koku değil; bir tat, bir ses, hissedilebilen bir fiziksel ayrıntı da bir diğerini harekete geçirerek hayata tutunmamızı sağlıyor.

Psikiyatrist Veronica O’Keane'in bende farkındalık oluşturan, uygulamaya çalıştığım iki tavsiyesi var:

*Egzersiz yapmanın önemi

Çoğu zaman öğrendiğimiz veya yaşadığımız bir şeyi unuttuğumuz için hayıflanıyoruz ya. Aslında konu, o olayı unutmak değil; gerçekten onu o anda kaydedip kaydetmemek oluyormuş.

Bu bağlamda, yürüyüş ve egzersiz, uyarılmayı daha çok tetikleyip hafıza fonksiyonunu geliştiriyor hatta hipokampüsün büyümesini bile sağlayabiliyor.

*“Kendini anı olarak kaydeden an”ları çoğaltmak

Hayatımızın bir noktasında, o anda deneyimlediğimiz şeyin sonsuza dek bizimle kalacağını; yani onu hayatımızın geri kalanında hep hatırlayacağımızı hissederiz ya.

İşte, anları ne kadar farkındalıkla, dikkatli ve bütün duyularımız açık şekilde yaşarsak, kalıcı anlar oluşturma şansımız da o denli fazla olurmuş.

*

Nitekim, Kayıp Zamanın İzini süren Marcel Proust şöyle söyler:

Her şey çaya batırılan bir parça madlen kurabiye ile başlar. Ortaya çıkan tat ve koku beraberinde binlerce hatıra getirir.

.... ve insan ancak hatırladığı şeyi özleyebilir.


BlindLook için betimlememi de şu link'ten dinleyebilirsiniz.(Bu işin pek de kolay olmadığını ekleyeyim)