Beynin İtiraz Modu: Neden Bazı İnsanlar Hep “Hayır” Diyor?

Nörobilim araştırmaları, kronik itiraz eğiliminin beynin Anterior Singulat Girus bölgesindeki aşırı aktiviteyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.

Beynin İtiraz Modu: Neden Bazı İnsanlar Hep “Hayır” Diyor?

Ne söylersen söyle mutlaka itiraz edecek birini tanıyor musun? Hani her önerine olmaz, her fikrine iş yapmaz diyenler. Sanki dünyaya itiraz etmek için gönderilmiş gibidirler. Peki ya bu durum aslında onların istemsizce yaptıkları bir refleksse, beyinlerinin çalışma biçimiyle ilgiliyse?

Daniel Amen “Beyninizi Değiştirin, Hayatınız Değişsin” kitabında diyor ki, beynin itiraz modunu tetikleyen anahtar bölge Anterior Singulat Girus. (ASG) Burası adeta beynin vites kutusu gibi düşünceler ve davranışlar arasında geçiş yapmamızı sağlıyor. Ancak ASG aşırı aktif olduğunda, zihinsel esnekliğimizi kaybediyoruz. Yeni bir fikri merakla karşılamak yerine hata arıyor, takılıyor ve otomatik olarak “hayır” refleksine geçiyoruz.

Bu durum düşük serotonin seviyeleriyle birleştiğinde daha da pekişiyor. Böylece bazen aslında aynı şeyi söylesek bile karşımızdaki itirazı yapıştırıyor 

Mesela “Bugün hava çok güzel” diyorsun. Kronik itirazcı “Hayır, dün daha güzeldi” diye cevap veriyor. Aslında günün sonunda hemfikiriz. Sana da merhaba gönül yorgunluğu 

Yanlış anlaşılmasın, itirazcı beyni incelerken sorgulama davranışını küçümsemiyorum. Aksine, sorgulamak insanlığın ilerlemesini sağlayan en güçlü araçlardan biri. Bizim ele aldığımız meseleyse daha ilk saniyede “Hayır, imkânsız, saçma” diye kestirip atan, olur olmaz her şeye karşı çıkan beyin tipi.


Peki itirazcı beyinle karşılaştığımızda ne yapalım ?

İlk naçizane tavsiyem, savunmaya geçmemek. Çünkü her karşı çıkışa bir savunmayla yanıt verdiğimizde çatışma büyür. Bunun yerine “Böyle düşünmenin nedeni ne?” gibi sorularla merak göstermek daha etkili olabilir.

Bu arada itirazı kişisel almamak da önemli.

İkinci önerim, “Olmaz” refleksine “Peki hangi koşullarda olabilir?” tarzı bir soruyla cevap vererek konuyu yeniden çerçevelemek.

Biraz mizah da gerginliği hafifletebilir elbette.

Enerjimizi tüketen durumlarda ise gerekirse sınır koyabilmek başvurulacak en sağlıklı çözüm.


İtirazcı beyin iş dünyasında en çok nerede karşımıza çıkar dersek; tabii ki toplantılarda. Masada daha ilk dakikalarda “Olmaz” ya da “Bunu zaten denedik” diyen sesi duyar gibiyim.

Yalnız şunu da gözden kaçırmamak lazım; bazen itiraz eden kişiler riskleri önden görme potansiyeline sahip olabilir. Bu durumda yukarıdakilere ek olarak lider veya moderatörün uygulayabileceği bazı stratejiler var.

Mesela :

* Rol vermek: Yani itirazcıya olası engelleri belirleme görevi atamak.
* Denge kurmak: İtirazın diğer fikirleri bastırmasına izin vermemek.
* Sınır koymak: Süreç kilitlendiğinde “Karar verildi, şimdi ilerleyelim” diyebilmek.

Bir lider için en büyük sınavlardan biri, her şeye itiraz eden bir beyinle çalışmak olabilir.

Hayırcı beynin yaratıcı fikirlerin önünü tıkaması nedeniyle ekip motivasyonunu zedelemesi riski de büyük.
Sözün özü, sıfırcı hoca gibi itirazcı beyinle yaşamak da kolay değil ama en azından şunu söyleyebilirim; burada mesele sen değilsin, hayırcının beynindeki şanzıman 

#beyin #itiraz #nörobilim #liderlik #serotonin #DanielAmen #işhayatı #toplantılar

Serra Uslu

 nöropazarlama Danışmanı | Wellness Eğitmeni | Kurucu @Neurowellness