Dünyanın bilinen en eski şarkısı: Seikilos’un hikâyesi

Yaklaşık iki bin yıl önce yazılan Seikilos’un Şarkısı, bugün hâlâ çalınabilen en eski tam müzik eseri olarak tarih ve felsefeyi buluşturuyor.

Dünyanın bilinen en eski şarkısı: Seikilos’un hikâyesi

Düşünün… Bir sevdiğiniz için hayat dersleri barındıran bir şarkı yazıyorsunuz. Üstelik farkında değilsiniz ama bu eser, bugün bildiğimiz anlamda dünyanın eksiksiz biçimde notaya alınmış ve hâlâ çalınabilen en eski şarkısı olarak anılacak.

Sevdiğinizin mezar taşına kazınarak ölümsüzleşen satırlar yaklaşık 1700 yıl boyunca savaşlara, depremlere rağmen ayakta kalıyor. Fakat 19. yüzyılda yazıtı evine alan bir mühendisin annesi tarafından sütunun alt kısmı saksı olarak kullanılmak üzere düzleştirildiği için şarkının ithaf kısmını içeren satır yok oluyor. 

*

Biraz daha detaylı anlatmam gerekirse...

Dünyanın müzikal olarak tamamlanmış ve bugün hâlâ çalınabilen en eski şarkısı Seikilos Epitaph yani Seikilos’un Şarkısı’dır. Antik Yunan Ağıdı olarak da anılan bu eser yazılı nota ve sözleriyle günümüze ulaşmış en eski tam müzik kompozisyonu olarak kabul edilir. Daha eski müzik notasyonları bulunsa da bunlar genellikle parçalar hâlindedir.

Şarkı, Seikilos tarafından yaklaşık M.S. 1–2. yüzyılda eşinin mezar taşı üzerine kazınır.

Yazıtın; sözleri, notaları ve mezar taşı metniyle birlikte bulunması ise 1880’lerde Aydın–İzmir demiryolu inşaatı sırasında, Üçgözler olarak bilinen Tralleis Antik Kenti yakınlarında olur. Üstte anlattığım, bir satırının zarar görmesi de demiryolu inşaatında görevli İngiliz mühendis Edward Purser kitabeyi evine aldığı sırada gerçekleşir.

Eser, 1922 yılında İzmir’in işgali sırasında İzmir’den İstanbul’a, sonradan da ne yazık ki Avrupa'ya taşınır ve en son Kopenhag Ulusal Müzesi tarafından satın alınır.
Ülkemize iadesi için yürütülen girişimler ise hâlâ sonuçlanmış değildir.

*

Bu hikâyeden sizlere, daha kısa şekliyle, başka bir yazıda bahsetmiştim. Seikilos Kitabesi'nde beni etkileyen iki şey var.

*Birincisi, mezar taşının altında yer alan şu iki cümle. Diyor ki:

“Ben bir mezar taşıyım, bir imgeyim.
Seikilos beni buraya, ölümsüz hatıraya uzun ömürlü bir anıt olarak dikti.”

*İkincisi ise şarkının sözleri…

"Işılda henüz yaşıyorken

Gamı, tasayı at bir kenara

Yaşam dediğin böyle kısayken

Ve her şey yenik düşerken zamana"

*

Yeni yılın ilk günlerinde olmayı da fırsat bilerek, ben bu yazıttan şu ana fikirleri çıkarıyorum...

Belki önemli olan, Seikilos'un 2000 yıl önce işaret ettiği gibi her şeyin zamana yenildiğini bilerek yaşamayı öğrenmektir. Geçen giden ânın içinde kalabilmek ve keşkelerden sıyrılarak yaşamayı seçmektir.

Işıldamanın sırrı ise, üretmek yoluyla kendimizi gerçekleştirmek ve ertelemeksizin, tam da bugün, tam da şimdi buna başlamaktır.

Ne dersiniz?

Damla Ömür Tantekin

Advisor | Writer | Speaker | Cross-Cultural Communication