Cehalet Tutkusu: Bilinçli Bir Reddiye

Cehalet tutkusu, sadece bilgi eksikliği değil, bilinçli bir reddediş sürecidir.

Cehalet Tutkusu: Bilinçli Bir Reddiye

Dünyada maruz kaldığımız milyarlarca veri ve bilgi var, ve bu her geçen sene artıyor. Birileri artması için tutkuyla araştırıp, geliştirirken; birileri ise bunlarla karşı tutkuyla savaşıyor!

Cehalet Tutkusu görsem de, duysam da gerçekleri bilmek istemiyorum, demek.

Bu konuda Kıvılcım Kıran’ın çok anlamlı bir paylaşımına rastladım:
“Psikanalist Jacques Lacan’a göre cehalet bir tutkudur, bilmemeyi isteme arzusu ve gerçeği aktif şekilde reddetme sürecidir.

Lacan’ın cehaleti sadece bilgi eksikliği değil, bir pisişik pozisyon olarak gördüğü perspektiften günlük hayatta insan dair ‘aptalca’ gelen, ‘bu nasıl olabilir?’ dediğimiz pek çok davranış bir anda anlam kazanıyor.”

——

Peki cehalet neden bir tutku meselesi?
1. Beyin dışarıdan gelen tüm veriyi süzgeçinden geçirip, kendi düşüncesini üretmek için efor ve enerjiye muhtaçtır. Tembel ve sorumsuz insanlara göre değildir.

2. Üstelik kendisi gibi tembel ve sorumsuzluğu seçen insanlarla, tam bu bu cehalet tutkusu üzerinden bağ kurarlar. Eğer onlardan aykırı düşerse sosyal aidiyet ihtiyacı tehlikeye girer.

3. Kendine ait olmayan, derme çatma, miladı dolmuş bilgilerle idare ettiği düşüncelerin özgün olduğuna inanırlar. Bu da egoya dokunur. Kendi gibi olmayan; farklı düşünen, davranan, yaşayan insanların varlığı egolarına ters gelir. Onları kendi varlıklarını tehdit eden bir düşman gibi görürler.

—-

Cahil / Cehalet kelimeleri duyunca genelde insanların aklına bazı karakterler / gruplar gelir. Halbuki cehalet tutkusu sosyo-ekonomik bağımsız, her alanda görülebilir.

En zengin, okumuş, görmüş geçirmiş zümrelerin bile cehalet tutkusuna sarıldığı görülebilir - Bkz, güç & para aile dışına çıkmasın diye akraba evliliğini yapan Habsburg Hanedanı, Rothschild Ailesi, vb.

———

Cehalet Tutkusunu şirketlerde de görmek mümkün:
- Gerçekleri görmekten, üzerine konuşmaktan, tartışmaktan bile isteye kaçarlar. Mazallah; “başlarına iş çıkar”

- Farklılık ve çeşitlilik ile yaratıcılığın ve sürdürülebilirliğin mümkün olduğu aşikar olan doğa kanunu bilmelerine rağmen, aynı tornadan çıkmış gibi düşünen / konuşan / davranan / giyinen / görünen insanlarla çalışmayı tercih ederler. Çünkü farklılık, şirket kültürlerine (!) bir tehdittir. Mazallah “değişmeyen tek şey, değişimdir akımı şirketi sarar”

- Farklı fikirleri ve bakış açılarını yüreklendirmek yerine cezalandıran / bastıran bir ortam yaratılır. Mazallah; “eski köylerine yeni adet gelir”

- Liderlerin otoriteleri bozulur, etki alanlarında kontrolü kaybederler. Eskisi kadar sözleri dinlenmez, fikirlerine itibar edilmez; diye çok korkarlar. Mazallah, “liderlerin güçleri elinden gider”

—-

Bu yazıyı öylece okuyup geçmeyin derim. Sadece etrafınızdaki insanları zihninizde etiketlemeye de başlamayın. İnsanın kendine de dair tutkuyla sarıldığı cahil yönleri olabilir.

Ben kendiminkilerle seneler önce karşılaştığımda çok sarsılmıştım. Lakin, bu sarsıntıyı bir kere yaşamak, cehalet yerine aydınlık tutkusuna sarılmak için değer.

Deniz (İnce) Günaydın

Management Consultant (Culture & Experience - EX, CX) * Executive Coach * Career Mentor