Zeytin ülkesinde zeytinyağı fakirliği

Zeytinyağında tağşiş, fiyatlarla doğru orantılı. Fiyatlar yüksek olduğunda, tağşiş daha çok artıyor.

Zeytin ülkesinde zeytinyağı fakirliği

Gürkan Akgüneş T24

Zeytinyağında tağşiş, fiyatlarla doğru orantılı. Fiyatlar yüksek olduğunda, tağşiş daha çok artıyor. Bu yıl, zeytinde rekolte tahmini, 2 milyon 450 bin ton olarak açıklandı. 750 bin ton sofralık zeytin, 310 bin ton da zeytinyağı üretiminin gerçekleşmesi bekleniyor

gürkan akgüneş 2 kasım haftalık

T24 den Gürkan Akgüneş'in yazısında Türkiye, zeytin ülkesi. Ağaç sayısı ve zeytinyağı üretimiyle dünyada ilk beşte. Hatta geçen yıl, İspanya’dan sonra dünyanın ikinci büyük zeytinyağı üreticisi olduk.

Ama zeytinyağı tüketiminde, listenin sonlarındayız. İspanya’da kişi başı yıllık tüketim 12 litreyken, bizdeyse sadece 2 litre. Suriye’de bile 6,5 litre!

Tabii bu tablonun nedenlerinden biri, halkın alım gücünün son yıllarda dramatik bir şekilde düşmesi. Geniş halk kitleleri için zeytinyağı, hâlâ pahalı bir yağ çeşidi. 

Bugün gerçek zeytinyağının litresine 300 liradan daha düşük bir fiyata ulaşmak mümkün değil. Hâl böyle olunca da sahtekârlara gün doğuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirli aralıklarla kamuoyuna duyurduğu tağşiş listeleri, zeytinyağı memleketinde hakiki zeytinyağına ne kadar uzak olduğumuzu, zaten net bir şekilde ortaya koyuyor.

Yüzlerce sahte zeytinyağı markası var o listede. Ve birçoğu da zeytinyağında coğrafi işarete sahip olan ‘Ayvalık’ ilçesinin ismini kullanıyor. Üstelik, sahte oldukları bakanlık tarafından açıklanmasına rağmen, o markaların büyük bir bölümü, hala e-ticaret sitelerinde satılmaya devam ediyor.

Zeytinyağlarının yarısı sahte!

Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar da zeytinyağında sahteciliğin vardığı boyutu, “İç piyasada tüketilen zeytinyağlarının yarısı sahte” sözleriyle özetliyor.

Bugün e-ticaret siteleri ve sosyal medya platformları üzerinden 5 litresi 1000-1200 TL’ye satılan yağların, tağşişli ürünler olduğuna dikkat çeken Uçar, zeytinyağı sahteciliğinde en çok Ayvalık markasının kullanılmasından yana da dertli;

“Ayvalık zeytinyağı için coğrafi işaretimiz var ve coğrafi işaret şartlarını taşımayan hiçbir üründe Ayvalık ibaresinin kullanılamaması gerekiyor. Ama şu an Türkiye’de zeytinyağlarının çoğu Ayvalık markası altında satılıyor.

E-ticaret sitelerinde Ayvalık markasıyla satılan ürünleri alıp analiz ettirdiğimizde hemen hemen tamamının karışım yağlar olduğunu gördük. Ne üretim yeri belli ne de üretim parti numarası... Ambalajın üzerindeki adresler bile sahte. Ayvalık Yolu 8. kilometre yazıyor ama öyle bir adres yok. Şikâyet ediyoruz ama satışlar hala sürüyor. Savcılıkta bekleyen 35 dosyamız oldu. Bu mücadeleyi biz tek başımıza veremeyiz. Sahtecilik yapanların ürünleri toplatılmalı ve firmalar kapatılmalı.”

Zeytinyağında bu yılki tablo

Diğer yandan zeytinyağında tağşiş, fiyatlarla doğru orantılı. Fiyatlar yüksek olduğunda, tağşiş daha çok artıyor. Bu yıl, zeytinde rekolte tahmini, 2 milyon 450 bin ton olarak açıklandı. 750 bin ton sofralık zeytin, 310 bin ton da zeytinyağı üretiminin gerçekleşmesi bekleniyor.

Bu rakamlar, geçen yıla oranla yüzde 35 azalmaya işaret ediyor. Rekolte düşüşünün fiyatlara da yansıması olası. Zaten zeytin üreticileri, mevcut zeytin alım fiyatlarından memnun değil. Hem zeytinde hem de zeytinyağında, maliyetlere oranla fiyatın artması gerektiğini belirtiyorlar. Çiftçiler, mazot, gübre, sulama ve işçilik gibi harcama kalemlerinde yaşanan artıştan yakınıyor. Bursa Ziraat Odaları’nın sofralık zeytin için belirledikleri, kilogram başına üretim maliyeti; 93,80 lira. Ancak buna karşın 65-70 liradan zeytin satmak zorunda kaldığından yakınan çok sayıda çiftçi var. 

Çiftçilerin zeytinden para kazanabilmesi için hem sahteciliğin önlenebilmesi hem de markalı zeytinyağı ihracatının yapılabilmesi gerekiyor. Çünkü iç piyasada fiyatları belirleyen en önemli etken, Avrupa’daki zeytinyağı talebi. Talep yüksek olunca artan ihracat, zeytin üreticisinin yüzünü güldürüyor. Ancak o noktada da AB’nin özellikle markalı zeytinyağlarına yönelik kota engeli söz konusu. AB ülkelerine 100 tondan fazla markalı zeytinyağı satışı halinde ekstra gümrük vergisi devreye giriyor ve Türkiye bu noktada fiyat rekabetini kaybediyor. O nedenle de Türk zeytinyağı Avrupa’ya, ancak dökme zeytinyağı olarak gidebiliyor. O zeytinyağını şişeye koyan İtalya’daki bir firma da, Avrupa’da kendi markasıyla satış yapıyor. Bu noktada, Türk zeytinyağının Avrupa pazarında bir markaya dönüşmesi mümkün olamıyor.

Diğer yandan üretimin bizde fazla, İtalya veya İspanya’da az olduğu dönemlerde, zeytinyağının pazarlamasında ciddi sıkıntılar yaşanıyor. İç piyasada fiyatları dengelemek için getirilen ihracat engelleri, stokların artmasına ve çiftçinin elindeki ürünün değerinin azalmasına yol açıyor.

Zeytin ağaçlarındaki artışa oranla, önümüzdeki yıllarda zeytinyağı üretiminin de artması muhtemel. Bu nedenle zeytin tarımının sürdürülebilir kılınması için, Türk zeytinyağının hem yurtiçi hem de yurtdışında pazarlanmasına yönelik ciddi bir planlama yapılması gerekiyor. Yoksa bir dönem limonda yaşadığımız gibi, çiftçinin üretimden vazgeçmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz.   

Hangi zeytinyağını satın alacağız?

Öte yandan tüketiciler olarak bizlerin de çiftçinin emeğini yok sayan sahte ürünlere yönelik bilinç sahibi olması gerekiyor. Zeytinyağında tağşiş maalesef, tat veya görünüşle ayırt edilemiyor. Ancak laboratuvar analiziyle anlaşılabiliyor. Bu nedenle de sahte zeytinyağı üretimi oldukça yaygın.

Ama zeytinyağı seçerken dikkat etmemiz gerekenler var. Mesela alacağımız ürünün ambalajında, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca verilen işletme kayıt numarasının bulunup bulunmadığına dikkat etmek oldukça önemli. İşletme kayıt numarası yoksa, merdiven altı üretimle karşı karşıya olma riski yüksek. Üreticisi ve üretim yeri belli olan ürünler ise denetime açık.

Natürel sızma zeytinyağı ile riviera arasındaki fark nedir?

Diğer yandan zeytinyağı sınıfları ve üretim şekilleri hakkında da bilgi sahibi olmak, zeytinyağı seçimlerinizi değiştirebilir. Tüketiciler olarak iki çeşit zeytinyağı görüyoruz raflarda. Biri sızma, diğeri Riviera. Sızma zeytinyağında, asitlik oranı en fazla oleik asit cinsinden 100 gramda 0,8 olabilir.

Sızma, karışımsız, işlemsiz olanı. Yani en doğalı. Onun da iki çeşidi var. Biri, natürel sızma, diğeri natürel birinci. Serbest asit değeri yüzde 0.8’in altında olan zeytinyağı, ‘natürel sızma’ olarak satılabiliyor. Asitlik oranı yüzde 0.8-2 arasındaysa ‘natürel birinci’ olarak satılabilir. Eğer asitlik oranı 0,8’den fazlaysa ‘natürel birinci’ olarak satılabilir. Riviera ise, rafinasyon işleminden geçen zeytinyağlarının, natürel zeytinyağlarıyla karışımı sonucunda elde edilen zeytinyağı çeşididir.

Erken hasat, soğuk sıkım ve taş baskı nedir?

Erken hasat ve soğuk sıkım ile taş baskı ibareleri de son yıllarda zeytinyağı pazarlamasında öne çıkan ifadeler. Erken hasat zeytinyağı, ilk hasat edilen zeytinlerin işlenmesiyle elde edilen yağlardır ve 1 litre yağ için 10-12 kiloya kadar zeytinin işlenmesi gerekir. Zeytinyağının sağlık etkisini artıran fenolik bileşenler açısından en zengin yağ çeşidi de erken hasat zeytinyağlarıdır.

Soğuk sıkım ise, zeytinin kaç derece suyla sıkıldığına yönelik satıcının beyanına işaret eder. Zeytinyağının ‘Soğuk sıkım’ ibaresi taşıması için 24-28 derece aralığındaki su ile sıkılması gerekir. Bu sıcaklıkta yapılan üretim, zeytindeki değerli bileşenlerin kaybını azaltır.

Taş baskı ise, aslında pazarlama argümanı. Zeytinyağının eski tip üretimi yani, zeytinin taş değirmende ezilip, hidrolik presten geçirilmesi, havayla temasını artırdığından, zeytinyağının kalitesini düşürür.