Bir kadın tanıdım; narin, güzel ve ince
Yüklenip dünyayı taşımaya çalışırdı öylece
Bir ateş yakardı kalkıp yarı gecede
Güneşi uyandırmak isterdi sadece
*
Tutardı sarnıcın yolunu sessizce
Dönerken sudan güğüm belinde, testi elinde
Güneş yeni uyanırdı Vona Burnu'ndan
Ekmek pişirirdi narin kadın mısır unundan
*
İnekleri sağar, yayık yayardı
Çorba pişerken sarma sarardı
Sütü alıp ocaktan bir de börek yapardı
Börekçiydi zaten kızlık soyadı
*
Yumurtalar günlük ekmekler sıcak
Bahçeden salatalık domates toplanacak
Sofra hazır, artık çocuklar uyanacak
Az sonra çoban inekleri bahçeye kovacak.
*
İmeceye gidilecek Behiye Yengeye
Gün batımı bahçeden eve dönünce
Ev halkı yemek istemese
Üstleri hiç kirlenmese
Narin kadın çok yorgun
Erkenden uyusa ve dinlense
Ona dokunmasa kimse
Yarın güneşi tekrar uyandırabilse.
*
Yıllar yıpratmıştı narin kadını
Bir akşam uyudu ve uyanamadı
Artık güneşi kim uyandıracaktı?
Güneşi uyandıran kadın benim anamdı
Anneciğime yazdığım onca şiirin içinde bu şiirin yeri başka.
Bu şiirim bir Anneler Günü klasiği oldu artık. Çünkü her anne biraz Güneşi Uyandıran Kadındır. Şiirdeki anlamıyla olmasa da çocuklarının içindeki güneşi uyandırır kesinlikle. İlla çocuk doğurmak değildir ki aslolan. Bu gün tüm annelerin ve kendini anne gibi hisseden o güzel manevi annelerin de günlerini içtenlikle kutluyorum. Rahmetli anneciğimin manevi huzurunda ahirete göçmüş olan anneleri de saygıyla anıyor herbirine Yüce Rabbimden rahmet diliyorum...