Yeni Mezun İç Mimarın İsyanı: Sömürü Döngüsüne Artık “Hayır” Diyoruz

Yeni mezun bir iç mimarın sömürüye dayalı çalışma koşullarına karşı isyanı, sektörün genç çalışanlara yönelik yaklaşımını sorguluyor. Fazla mesai, mobbing ve hak gasplarına dikkat çekilen bu anlatı, sektörel dönüşüm çağrısı niteliğinde.

Yeni Mezun İç Mimarın İsyanı: Sömürü Döngüsüne Artık “Hayır” Diyoruz

“Ofisteki son günümde, narsist patronum benden kendi odasını toparlamamı ve silip süpürmemi istedi. Gerekçesi ‘misafirleriyle biraz dağılmış olmasıydı.’ ‘Hayır’ dedim. Ve bu ‘hayır’, işten çıkarılma sebebim oldu.”

Bir süredir içimde tutuyordum ama artık susmak istemiyorum.
Yeni mezun bir iç mimar olarak başladığım işimde, mesleğime dair hayallerimi değil; 4 ay boyunca tahammül sınırlarımı zorladı.
İlk günden markete gidip sigara almam istendi. Reddettim. “Seni denedim” dedi.
Gece 12-1’lere kadar çalıştığımda evime nasıl gideceğim kendisinin umurunda olmadı.
Ne bir taksi çağrıldı, ne toplu taşıma saatine bakıldı. Ya arkadaşım ya da babam beni aldı. Ailem ve tüm çevrem bu deneyimlerden sonra işten çıkmamı istedi ancak sabrettim bir şeyler öğrenme hevesim ağır bastı.

Günler sonra ilk defa işleri toparlayıp 7'de işten çıkacağım vakit;
Böyle İç Mimar olunmaz 9-6 çalışacaksanız bu mesleği bırakın gibi ithamlarla karşılaştım. Ve bu defalarca yaşandı. Hiçbir zaman yetişmesi gereken iş varken ofisi arkamda bırakıp çıkmadım. Teslimimi yapıp her zaman sonlandırıp ayrıldım. Bunu kameralar da kanıtlar nitelikteydi.

Üstelik mesai ücreti? Tabii ki yok.
Resmî tatillerde bile çalıştım. Çift mesai? Yok.
Şantiye yoluna cebimden defalarca taksi parası verdim. Geri istedim. Azar işittim:
“Benden izinsiz taksiye binme, otobüs kullan.”
Her şeyi yapmamız beklenirken, hiçbir emeğimiz değer görmedi.
Kendi yaptığı hataların sorumluluğunu bize yükleyip, “Siz hiçbir işi beceremiyorsunuz.” dedi.

AutoCAD’de bir çizgi çizemeyenlerin (sözüm meclisten dışarı), bizleri yetersiz diye etiketlediği bir düzende; modeli, tekniği, süreci sırtlayan bizdik aslında.
Ama öyle bir ego vardı ki, hakkımızı istemek bile suç gibiydi.
Ofise alınacak bir dondurma için bile “Siz kendiniz alırsınız” denirken; gece geç saatlere kadar yapılan mesailerin karşılığı yok sayıldı.

Yeni mezun adı altında hakkı teslim edilmeyen, mesleği değersizleştirilen, “tecrübesiz” bahanesiyle her işe koşturulan genç iç mimarların sırtında dönüyor bu sektör.
Adı staj, içeriği tam zamanlı mesai.
Adı deneyim, karşılığı sömürü.
Mesleğimiz, “daha yeni mezun” diyerek ayaklar altına alınıyor.
Üstelik bunu yaparken hiç utanmıyorlar.
Bir de üzerine aile standartlarımıza anne babamızın mesleğine göre yargılanıyoruz.
Küçümseme, baskı, mobbing, hakaret.
Her şey var.
Ama destek yok.
Bu yazıyı yalnız olmadığımızı hatırlamak ve birbirimize cesaret vermek için yazıyorum.
Çünkü bu yaşadıklarımız normal değil.
Çünkü bu düzen değişmeli.
Çünkü bu meslek bu kadar basitleştirilemez.
Ben artık susmuyorum.
Ve evet, hakkımı helal etmiyorum.

Elif GÖK

İç Mimar