YEGANE ÇEKİM GÜCÜ BENİM YAKLAŞIMI

Aslında mükemmeliyetçilik, pür anlamda kötü bir karakteristik bir yapı değildir.

YEGANE ÇEKİM GÜCÜ BENİM YAKLAŞIMI
Çevremizde ya da ilişkiler sistemimizde; dünyanın kendi etrafında döndüğüne inanan, bu yüzden diğer insanların kendisine itaat etmesi gerektiğini düşünen, bu kabulden hareketle sık sık emir ya da talimatlar yağdırarak, çevre unsurlarını baskı altına alan ve zaman zaman bu özelliğini, gözyaşları ile süsleyerek, kendisini acındırmayı başaran bir tipolojiden bahsetmek istiyorum. Bu tipolojinin önemli özelliklerinden bir diğeri de, sahip olduğu iletişim yeteneğini etkin bir şekilde kullanması, düzenli bir şekilde işleyen hayatın akışını, kaotik bir noktaya taşımasıdır
.
Böylece akortu bozulan hayatın ürettiği kaos ve dengesizlikten beslenen bu tipoloji, yoğun şikayetler ve sık sık yaptığı beddualarla hem kompleksini telafi eder ve hem de gündemdeki yerini korumuş olur. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu tipoloji hayatın dengelerini bilerek, isteyerek ve özellikle planlayarak bozma niyetinde değildir. Çünkü mükemmeliyetçilikten kaynaklanan sıkıntılı yapı onu, otomatik olarak kaos üretmeye mecbur eder.
Oysa hayatı yaşamanın optimal bir boyutu vardır. Böylesi bir boyut, hayatın dinamiklerini fazlaca zorlamadan ve optimal düzeyde, yani en uygun bir şekilde yaşamayı tembihleyen bir boyuttur. Söz konusu bu boyut, şükürle, sabırla ve doğruyu yaparak güçlendirilebilir. Bazen hayatı ve ilişkiler sistemini, kendi rutinine bırakmak, hayatın trafiğini rahatlatmak açısından faydalı olacaktır. Bu yüzden, çevresel dinamikleri, baskı altına almak ya da onların işleme ritmini zorlamak, çatışmaların oluşumuna zemin hazırlayacağı için doğru değildir.
Sonuçta, çatlasak ta patlasak ta iş varacağı yere varır. Pür manada hayatın dinamiklerini değiştirmeye ya da istenilen şekilde düzenlemeye kimsenin gücü yetmez. O zaman diyoruz ki, keskin sirke küpüne zarar veriyor
Yaşamanın bir zaman boyutu vardır. Sınırlı olan ömrü, uzatmak kimsenin haddi değildir. Ama, yaşam pratiğimizi birlikte düzenlemek ve kaliteyi birlikte artırmak gücümüz dahilindedir. Burada bir de zaman boyutunun önemi üzerinde durulmalıdır. Zaman hayat akışının süreç mantığına uygun bir şekilde planlanması ve plana uygun bir şekilde realize edilmesidir.
Zamanının etkin kullanımında zaman yönetimi imdadımıza yetişecektir. Eğer zamanı etkin kullanabilirsek, hayatı da etkin bir şekilde yaşamış oluruz. Etkin yaşamak, hayatın dinamiklerini zorlamadan yani sınırları ihlal etmeden düz yaşamaktır. Hayatı böyle yaşadığımızda daha az stres yüklenmiş oluruz. Keşkelerle dövünmenin kimseye bir şey kazandırmadığını biliyoruz.
Aslında mükemmeliyetçilik, pür anlamda kötü bir karakteristik bir yapı değildir. Bilakis mükemmeliyetçilik, bizi işi doğru yapmaya ya da doğru işler yapmaya sevk eden, kendi iç dünyasında sıkıntılı bir tutum veya davranış biçimidir. Bu tipolojiyi ıslah etmenin yolu, etrafa zarar vermeden kişinin başını duvara vurmasının sağlanmasıdır. İşte o zaman, daha iyi anlayacaktır, hangi davranışların yanlış olduğunu. Hasılı birlikte yaşadığımız evrende yalnız olmadığımızın farkında olmalıyız. Yani empati yaparak, Karşılıklı yanlışlarımızı tartışarak, evreni ve birlikte yaşama sürecini kirletmemeliyiz. Öyleyse haydi bir güzel dünyayı birlikte kuralım.
Prof. Dr. İrfan Çağlar
Çorum Türk Ocağı Başkanı