Yazmak Kime Yazılır? Bir Yazarın Duygu Manifestosu
Bir yazarın yazma eylemini kişisel bir itiraf değil, duyguyu dönüştüren sanatsal bir yaşam biçimi olarak tanımladığı içsel manifesto.
Bir not düşmek istiyorum:
Bildiğiniz gibi ben yazarım. Yani, yazarım hep bir şeyler.
Duygumu, duygunuzu, hissettiğim her şeyi.
Çünkü ben duygularını yaşayan ve yaşatan bir kadınım.
Ben; duygunun olmadığı hiçbir yerde olamam. Olamıyorum.
Çoğunuz gibi.
Tek fark, bunları ifade edecek yeteneğim ve cesaretim var.
Bu yolu seçmiş herkes gibi.
Pistte dans etmeyi severim ama kelimelerle dans etmesini daha çok.
Ancak,
Sizlerden bana sıkça şu sorular geliyor:
“Bunu kime yazıyorsun?”
“Bunu yaşadın mı?”
“Sen halâ aşıksın”
“Acı mı çekiyorsun?”
“Birini mi seviyorsun?”
“Ayrıldın mı?”
Şunu sakince söyleyeyim:
Ben yazıyı birine yazmam.
Ben yazıyı bir yerden yazarım.
Herkes duygularını aynı şekilde yaşamaz.
Kimi susar,
Kimi unutur gibi yapar,
Kimi içine gömer,
Kimi başkalarına anlatır.
Ben yazarım.
Bu bir tercih değil, bir mizacın sonucudur.
Sanatçı bir ruhla büyüdüm.
Tiyatro kulislerinde, sahne arkasında, kelimenin, bakışın, sessizliğin ne anlama geldiğini görerek yetiştim.
Duygularımı saklamayı değil, dönüştürmeyi öğrendim.
Yazdıklarım birebir hayatın fotoğrafı olmak zorunda değil.
Ama hayattan kopuk da değil.
Yaşadığım şeyler var elbette.
Yaşamadığım ama hissedebildiğim şeyler de var.
Çünkü yazmak, sadece yaşananı anlatmak değildir;
yaşanabilecek olanı da sezebilmektir.
Bir yazı okuduğunuzda kendinizden bir şey buluyorsanız,
o yazı/şiir zaten görevini yapmıştır.
Ama o metni yazan kişiyi sorguya çekmek,
“Bu sen misin?” diye sormak,
sanatı günlük hayata indirgemektir.
Ben acıyı inkâr etmem.
Ama acıyı teşhir de etmem.
Ben acıyı anlama çabasına dönüştürürüm.
Evet, duygularla yaşayan bir kadınım.
Evet, derinim.
Evet, bazı şeyleri kolay atlatmam.
Bu bir zayıflık refleksi değil, bu bir sanatsal metabolizma.
Bu benim duygu dilim.
Yazmak benim için açıklama yapmak değildir.
Yazmak, kendimi savunmak hiç değildir.
Yazmak, benim hayatta kalma biçimimdir.
O yüzden bir metnin altına şunu sormak yerine:
“Bunu kime yazdın?”
Belki şunu sormak daha anlamlıdır:
“Bu bende neye dokundu?”
Çünkü ben yazarken kimseye mesaj vermiyorum.
Kendime sadık kalıyorum.
Ve benim yolum bu.
Ve evet, kitabım/kitaplarım çıkacak.
Eminim, hepiniz kendinizden bir şeyler bulacaksınız.
AE









