İstanbul'un Fethi Ve Fatih Sultan Mehmed’in Vizyonu

İstanbul’un fethi, Fatih Sultan Mehmed’in askeri dehası, mühendislik vizyonu ve Tophane-i Amire ile şekillenen çağ açıcı bir dönüşüm olarak ele alınıyor.

İstanbul'un Fethi Ve Fatih Sultan Mehmed’in Vizyonu

Arapça'dan "fetih" kelimesi bir engelin kaldırılması, başarıya ulaşmak ve açmak mânâsına geliyor.

Dünya tarihinde öyle bir fetih vardı ki, tek başına ortaçağ karanlığını yok edecekti. Yalnız Türkler için değil, bütün insanlığı çıkmazdan kurtaracak olan medeniyete yeni ufuklar açacaktı.

552 sene önce İstanbul'u kuşattı Sultan Mehmed.

Rivayet odur ki, Bizans İmparatoru Konstantin, 19 yaşında tahta çıkan genç Mehmed'i Bizans oyunlarıyla oyalamak için taht iddiasında bulunabilecek amcası Orhan’ı serbest bırakmakla tehdit etmişti.
Bu tehdidin esasen genç sultanı sindirilmesi hedefleniyordu. Lakin o, bunu geri adım atmak için değil, harekete geçmek için kullanacaktı.

Mehmed'in İstanbul'u kuşatma kararındaki tek zorluk 1000 yıl boyunca 23 kez kuşatılmış, surlarından geçit vermemiş bir şehir olması değildi.

Babasının da sadrazamı olan Çandarlı Halil Paşa idi.
Halil Paşa, deneyimli ve güçlü bir devlet adamıydı; İstanbul’un fethinin gereksiz riskler barındırdığını düşünüyordu. Otoritesinin ve nüfuzunun, genç bir padişah nezdinde geçerli olacağını sanıyordu.
Yanıldı.

"Benim gücümün ulaştığı yere sizin hayalleriniz bile ulaşamaz." demekle yetinmeyip, "Başkalarının hayallerinin bittiği yerde benim gerçeklerim başlar" diyerek kendi kudretini tayin etti.

Bir dehaydı.
Kuşatma esnasında gemileri karadan yürütmek dışında tarihte ilk kez ağır toplar ile ton çeken gülleleri fırlatan sistemlerin planlarını yapmış bir mucit, bir mühendisti.

Fatih Osmanlı'nın yedi cihanda genişlemesinin anahtarının İstanbul'u fethetmek suretiyle mümkün olacağını biliyor ve tüm ali cengiz oyunlarına rağmen planlarını bunun üzerine inşa ediyordu.

İstanbul'un fethi bir dinin öteki dine karşı zaferi değil, ilerlemenin gerilemeye karşı zaferi olacaktı.

Bana göre tarihimizde övünülecek kişiler arasında en baştakilerden biridir Fatih. Yapması gerekenin en iyisini ve uygununu çağın şartlarına göre yerine getirmiştir.

Demem o ki; tüm olumsuzluklara, geçmiş tecrübelerdeki başarısızlıklara, en yakınlarının engellemelerine rağmen dönemin şartları içinde yaptıklarıyla, her olaya farklı bir bakış açısı getirmenin zihinnimizi nasıl açacağı ve dimağımızı zenginleştireceği hususunda çok değerli bir örnek gibi gelir bana.

 Fotoğraflar Tophane-i Amire'den...
Canım Zeynep Dikicioğlu ile ziyaretimizde Fatih Sultan Mehmed Han'ın vizyonuna da ortak olmuş gibi hissediyoruz.

Biliyorsunuz İstanbul'un fethi ile Fatih'in zekası, kuşatma stratejisi ve Osmanlı'nın teknolojik kabiliyeti dünyaya çok açık göstermişti; artık en güçlü kalelerin savunması bile barutun, topun gücüne dayanamayacaktı.
Yeni açılan çağ aynı zamanda savaş ve askeri mühendislikte bambaşka bir dönemin habercisiydi.

Fatih top tasarımlarını ilerletmeye ve daha büyük ve güçlü toplar dökmeye devam etmek maksadıyla ilk iş olarak Tophane-i Amire'yi kurdurmuştu.

Bugün ise Tophane-i Amire, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmet veriyor

Onur Küçükkaramıklı

Co-Founder at SONA Underwater Dive Technology