VEDA MESAJIMI BÜYÜK ÜZÜNTÜ İÇİNDE YAYINLIYORUM

Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubemizde yürütmekte olduğum Şube Başkanlığı görevimin sona erdiğini büyük bir üzüntüyle kamuoyuna saygıyla duyuruyorum.

VEDA MESAJIMI BÜYÜK ÜZÜNTÜ İÇİNDE YAYINLIYORUM
Şube kongrelerimizde vahim gelişmeler olmaktadır. Bunları aşağıda sizlerle paylaşacağım. Öncelikle Şube başkanlığı görevimin sona erdiğini burada ilan ediyorum. Üyeliğim, şube başkan yardımcılığım ve şube başkanlığım dönemlerinde başta kurucu genel başkanımız Sayın Şuayip ÖZCAN olmak üzere tüm genel başkanlarımıza, tüm genel başkan yardımcılarımıza, eski şube başkanlarım Ömer SEVİM ve Mustafa KIZIKLI’ya, birlikte görev yaptığım tüm şube yönetim kurulu üyelerimize, şube kadın komisyonu başkanlarımıza ve kadın komisyonu üyelerimize, İlçe temsilcilerimize ve ilçe yönetim kurulu üyelerimize, iş yeri temsilcilerimize, saygıdeğer üyelerimize, eğitim çalışanlarına, kamu çalışanlarına, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalarımızın genel merkez yöneticilerine, Gaziantep’teki şube başkanlarına, il temsilcilerine ve yöneticilerine, ilimizdeki milliyetçi teşkilatlardaki dava ve mücadele arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyor, selam ve saygılarımı sunuyorum. Sendikamıza emek ve destek veren herkesin emeğine yüreğine sağlık. Vefat eden genel başkan yardımcılarımız Ali ÜNALAN ve Mehmet Yaşar ŞAHİNDOĞAN’a, vefat eden şube başkanlarımızdan Rıdvan Naci DEVLİ’ye, Prof. Hanefi BOSTAN’a, Hikmet KARAKUŞ ve vefat eden tüm şube başkanlarımıza, vefat eden şube yönetim kurulu üyelerimizden değerli mücadele ve yol arkadaşlarım Necati ÖLMEZ’e, Ömer Ali DAĞDELEN’e ve vefat eden tüm üyelerimize Yüce Allah’tan rahmet diliyorum.
Türk Eğitim-Sen mücadelemizde bazen kış yaşadık, bazen kavurucu yaz, bazen son bahar yaşadık. Ne yazık ki hiç bahar yaşamadık. Kışın soğuğunda zemheride yediğimiz ayazı da hiç unutmadık. Sendikamızla ilgili sorulan sorulara her zaman “Adımız Türk Eğitim-Sen, soyadımız mücadele” dedim.
1995 yılında öğretmen olarak atandığım Gaziantep’te göreve başladıktan birkaç ay sonra Türk Eğitim-Sen’e üye olarak hak arama mücadeleme başladım. Şehitkamil İlçe temsilciliği ve sonrasında da 1998 yılında şube başkan yardımcısı olarak mücadeleme devam ettim. 4688 sayılı Yasa’nın 26 Haziran 2001’de çıkmasıyla birlikte Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesinin yasal dönemde yeniden kurucuları arasında yer aldım. 2005 yılında şube başkanı oldum ve 2025 Kasım ayına kadar da bu görevimin devam etti. Bu süre içerisinde Türkiye Kamu-Sen Gaziantep İl Temsilciliği görevlerinde de bulundum.
Bir Türk milliyetçisi olarak Türk Eğitim-Sen’de hep inandığım mücadeleyi verdim. “Hak, haklının oluncaya, haksızlık son buluncaya kadar mücadele” şiarıyla verdiğimi mücadelede haksızlık karşısında hiç susmadım. Hakkımda birçok şikayet yapıldı, defalarca ifade verdim ve yargılandım. Ancak inandığım mücadeleden hiçbir zaman taviz vermedim. Türk Eğitim-Sen Gaziantep şube başkanlığı görevimi dört yıl önce Gaziantep’te tek şube olursak sonlandıracağımı, iki şube olursak da en fazla iki yıl daha sürdürebileceğim konusunda şube yönetim kurulu üyelerimize ve Genel Başkanıma bilgi verdim. Geçtiğimiz Haziran ve Temmuz (2025 yılı) aylarında da Genel başkanıma bu sürenin en fazla iki yıl olabileceğini, oluşan yeni şube yönetimiyle birlikte de bu sürenin daha da kısa bir süre olacağını söylemiştim. Özellikle 1 Ekim 2025 tarihinde ise o an şubede olan yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma delege seçimlerinden sonra Şube 8. Olağan Genel Kurulunda görev almayacağımı ve Şube başkanı olarak artık devam etmeyeceğimi açıkladım. Delege seçimleri sonrasında oluşacak üye iradesine göre şube yönetim kurulunun oluşturulması, sendikamıza uzun yıllar emek veren arkadaşlarımızın kendi aralarında bir yönetim, denetleme ve disiplin kurulu oluşturarak mücadeleye devam etmelerinin daha doğru olacağı hususu kabul gördü.
Sendikamızla ilgilide zaten aynı günlerde, Ekim ayının ilk günlerinde vahim gelişmeler oldu. Şubemize özel olarak gelen Türk Eğitim-Sen Genel Başkan yardımcımız o an şubede bulunan şahsımın da olduğu şube yönetim kurulu üyelerimize “Seçim yok. Teşkilatın emri; Türk Eğitim-Sen Gaziantep 1 Nolu Şubede şube başkanı şu kişi, 2 Nolu Şubede de şu kişi atandı.” dedi. Bizlerde bu durumu asla kabul etmeyeceğimizi söyledik. Seçimin olmaması durumunun Genel Merkezimize tekrar iletilmesi gerektiğini ve delege seçimleri için ilana çıkıp delege seçimlerini yapacağımızı söyledik. Çünkü genel başkan yardımcımız yüzümüze darbe bildirisi okumuştu. 4688 sayılı Yasa, sendika tüzüğü ve seçim yönetmeliği çok açık ve seçim diyordu. Ülkemizde milletvekilini, belediye başkanını, muhtarı seçimle belirlerken şube yönetim kurulu üyelerinin atamayla belirlenmesi sendikamıza yönelik bir darbenin olduğunu gösteriyordu. Darbenin bildirisini de o gün ve haftalarda Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalarımızın şubelerine sendika genel başkan yardımcıları giderek okuyorlardı. Tanklar yürümüyor, uçaklar şehirler üzerinden alçak irtifada uçup sonik patlamalarla halka korku da vermiyordu. Ancak sendikamıza darbe yapılıyor ve darbede görevli ve darbenin şiddetini arttıran da genel merkez yöneticilerimizdi.
“Teşkilat emri” konusu da sendikamızın dışından, sendika genel merkezlerimize ve oradan da şubelerimize yapılan örtülü bir baskı ve dizayn çalışmasının ifadesiydi. Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalar birer teşkilattır. Konfederasyon olarak ise büyük bir teşkilatız. Sendikalarımızla fikri merkezlerimiz arasında her zaman istişare ve ilişki olabilir. Aynı fikrin, davanın mensupları arasında bu gayet normaldir. Bu ilişki düzeyi dış işlerinin birlikte yürütülmesinde son derece önemlidir. Her sendikada bir ideoloji veya o ideolojiye yakın ideoloji ve fraksiyonları olabilir. Bu anlamda Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalarımız milli bir cephedir ve tüm üyelerimiz de Türkiye sevdalısıdır. Sendikamızın milli kalması içinde şube yönetimlerimizde genelde Türk milliyetçileri ve ülkücü eğitimci ve kamu çalışanlarının olmasına her zaman dikkat ettik. Hal böyleyken sendikamıza yapılanların sebebi çok da anlaşılabilir değildir. Üyelerimizin dünya görüşleri ve fikirleri birbirine yakın olsa da üyelerimizin tamamı hiçbir zaman da aynı partiye oy vermemiştir. Çünkü bizler sendikacılık yaparken siyasi partilerin tabelalarıyla parçaladığı milli düşünen kamu çalışanlarını üye yaparak sendikamızda birleştirmiştik. Ayrıca üyelerimizin hepsinin de sendika kurullarına aday olma ve seçilme hakları vardır. Delege seçimleri ve Şube Genel Kurulları (kongreleri) ise sendikaların iç işleridir, namahremidir. Birbirine yakın teşkilatlar dış ilişkilerini birlikte yürütebilir. Ancak delege seçimleri ve şube genel kurullarına müdahale varsa namahremimize el uzatılmış ve müdahale edilmiştir. Hiçbir teşkilat mahremine el uzattırmaz, iç işlerine karıştırtmaz. İç işlerine karışılan bir teşkilatın durumu vahimdir. Dolayısıyla bu durum sendikamız için büyük bir yaradır. Sendikamız titreyip derhal kendine dönmelidir. Uzun yıllar sendikamızda yöneticilik yapıyorum ve böylesi bir durum yaşanmadı. Gaziantep ve Türkiye genelinde şahsıma, şube başkan ve yönetimlerimize karşı itibarsızlaştırma çalışmaları yapıldı. Geçmiş dönemlerde genel başkan seçimlerinde bazen kriz yaşandı. Ancak üç aydan bu yana sendikamızın tüm şubelerinde son 33 yılın en ağır dönemini ve krizini yaşıyoruz. Sendikamız içinde bulunduğu bu süreçten mutlaka çıkmalıdır. Sendikamızın sahibi üyelerimiz, eğitim çalışanları ve Yüce Türk milletidir. Sendikamızın ve tüm sendikaların böyle bir durumdan çıkması üyelerinin ve eğitim çalışanlarının duyarlılığı ve otokontrolüyle mümkündür.
Burada belirtmek isterim ki bir Ülkede darbe olduğunda siyasi partiler, sendikalar ve sivil hayat son bulur. Dünyada darbelere bakıldığında bazen askerler, bazen ise sivillerin darbe yaptığı görülmektedir. Türkiye genelinde siyasi partiler, diğer sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarında şube ve genel merkez yönetimleri seçimle belirlenirken, sadece Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalarımız ve Türk Eğitim-Sen’de darbe yaşanması kabul edilemez. Sendikaların görevi demokrasi, özgürlük ve hürriyetleri korumak ve bu değerlerle bütünleşerek üyelerinin, alanındaki kamu çalışanlarının mücadelesini vermektir. Hiçbir sendika demokrasiden, özgürlüklerden ve hürriyetlerden vazgeçemez. Bu konular sendikalar arasındaki yarış konulardır. Hangi sendika daha katılımcı ve demokratikse ona göre de çalışanlar sendikaları takdir ve tercih etmiştir her zaman. Sendikalar ve sendikacılar eleştirir, sorgular, hak arar, haksızlık ve zulüm karşısında durur, eylem yapar, mücadele eder…
Bir hususu buradan belirtmek isterim. Bekir AVAN olarak şahsım Türk milliyetçisiyim, Ülkücüyüm. Hiç kimse için bu fikre sahip olmadım. İnandığım için bu fikre sahibim. Fikrimin oluşmasında referansım, etkilendiğim kişiler ise Cumhuriyetimizin kurucusu, Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Türk Dünyasının Efsane Lideri Merhum Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’tir. Oyumu her zaman üç hilal’e (MHP) verdim. Son nefesimde de yine aynı olacak ve oy verdiğim parti hiç değişmeyecektir. MHP ile arama hiç kimseyi koymadım ve son nefesime kadar da kimse giremeyecektir. Şahsımı bilenler bu konudaki düşüncelerimi çok iyi bilirler. Bu düşüncelerimi bir kez daha buradan ilan ediyorum.
Sendika konusunda ise fikrimden dolayı ve inandığım için Türk Eğitim-Sen’liyim. Hiç kimse için Türk Eğitim-Sen’li olmadım. Yine ilk ve son sendikam da Türk Eğitim-Sen olacaktır. Hiç kimse benim gibi olmak zorunda da değildir tabii ki.
Sendikamızın 8. Olağan Genel Kurul sürecinde Türk Eğitim-Sen Gaziantep 1 ve 2 Nolu Şubelerimizde 18 ve 19 Ekim 2025 tarihlerinde delege seçimleri yapıldı. Üstelik 2 Nolu Şubede Şubat 2025’te delege seçimi yapılmamıştı. 18 Ekim 2025 tarihindeki şube delege seçimlerinden birkaç gün sonra iki genel başkan yardımcımız şubemize geldi ve şahsımın istifasını istedi. Sebebini sorduğumda, delege seçimlerini neden yaptın konusu öne çıktı. Şu hususu belirtmekte fayda var. İlkokul birinci sınıf öğrencilerimiz bile sınıflarına öğretmenlerinin başkan atamasına itiraz ederler. Sınıf başkanlarını kendileri seçerler. Demokrasinin beşiği olan, demokrasiyi öğreten, yaşatan ve kurumsallaştıran eğitim çalışanlarına seçme ve seçilme hakkınız yok, delege seçemezsiniz, şube başkan ve yönetimini seçemezsiniz deniliyor. Bir öğretmen olarak, eğitim çalışanı olarak bu durumu nasıl kabul edelim? Eylül ayının son günlerinde ve Ekim ayının ilk günlerinde bu konuları istişare ettiğim arkadaşlarım Şubemizin 8. Olağan Genel Kurulunda Şube Başkanlığına aday olmayacağımı çok iyi biliyorlar. Şube başkanlığına delegelerimiz içinden arkadaşlarımız aday olup yönetim oluşturacaklardı. Bu durumu genel merkez yöneticilerimize de ifade ettim. Onlara zaten 8. Olağan Genel Kurulda şube başkan adayı olmayacağıma dair, şube kongresine yakın zamanlardaki bir tarihi içeren ileriye yönelik bir dilekçe verebileceğimi söyledim ve öylede yaptım. Aradan yaklaşık bir hafta geçti ve yine “Teşkilat emri” kamuflajlı Genel Merkezimizden şahsıma ve şubemize dayatma yapıldı. 30 Ekim 2025 tarihinde şube yönetim yeter sayısının altına düşmesi gerekçesiyle şahsım ve tüm yönetim kurulunun görevine son verilerek genel merkezimize ve şubemize dayatılan “Teşkilat emri” yerine getirildi. Geçmiş yıllarda sendikamıza bir baskı oluştuğunda Genel Merkezimiz ve Şubelerimiz birlikte hareket edip ortak çözüm üretir ve aynı kaderi birlikte yaşardık. Şubeler Genel Merkezin, Genel Merkez de Şubelerin yanında dururdu. Son zamanlarda yaşadığımız olaylarda ise neredeyse tüm şubelerimiz benzer durumları yaşamaktadır. Şubeler Genel Merkezin, Genel Merkezde Şubelerin yanında duramazsa üyelerin hakkını kim koruyacak, üyelerin yanında kim duracak? İşte sendikamızın içine düştüğü vahim durum tam da buydu.
Şube Genel Kurul tarihi yaklaştığında 1 Nolu Şubemizin delegeleri kendi aralarında bir istişare yaparak Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurullarına liste hazırladılar. Türk eğitim-Sen Gaziantep 1 Nolu Şubenin başkan adayı olarak da şube başkanlığı yapacak 6-7 aday içerisinden Memet PEÇENEK üzerinde uzlaştılar. Delege seçimlerine şubemizde iki grup yarışmıştı. Şube Yönetim Kurulu üyelerimizden karşı safa geçen bir şahısla birlikte karşı grup delege seçimlerinde Şehitkamil ilçesinde 97’ye sıfır yenilerek kaybetti. Diğer ilçelerde de benzer durum vardı.
Gaziantep’te 29 Kasım 2025 Cumartesi günü Türk Eğitim-Sen Gaziantep 2 Nolu Şubenin Genel Kurulunda iki liste yarışacaktı. Ancak hem öncesinden, hem de seçim saatinde Gaziantep Green Park Otelde Selçuk KILINÇ ve Yunus AKTAŞ’ın yönetim listesinin seçime girmemesi için yine “Teşkilat emri” kamuflajlı baskı yapıldı. Yapılan baskıda “Liste çıkarmayacaksınız, seçimden çekileceksiniz” denildi. Otelde gergin ve hoş olmayan durumlar yaşandı. Üyelerimizin hür, temiz ve berrak oylarıyla seçtiği 2 Nolu Şubenin delegeleri ve iradeleri yok sayıldı. Üyelerimizin iradelerinin yok sayılması üyelerimizin yok sayılmasıdır. 30 Kasım 2025 Pazar günü yapılacak Gaziantep 1 Nolu Şubemizin Genel Kurulu içinde yine aynı baskıları arkadaşlarımızla birlikte günlerdir, haftalardır yaşamaktaydık. Bu zaman diliminde şube yönetim kurulu üyelerimiz ve delegelerimizden oluşan gruplar çeşitli kereler sürecin olumlu olması için görüşmelerde ve istişarelerde bulundular ve sonuç alamadılar. Yaşadığımız tam anlamıyla bir zulümdü. Bu zulüm karşısında Türk Eğitim-Sen Gaziantep 1 Nolu Şubemizin delegeleri 29 Kasım 2025 Cumartesi günü 2 Nolu Şubenin delegelerinin Gaziantep Green Park Otelde aynı vahim durumu, “Tek listeyle seçime girilecek” dayatmasını 30 Kasımda kendi genel kurullarında da yaşamak istemediler. Gaziantep 1 Nolu Şubenin delegelerinin büyük çoğunluğu haklı ve demokratik tepkilerini ortaya kayarak 30 Kasım 2025 Pazar günü Şube 8. Olağan Genel Kurul toplantısına katılmadılar. Yaşanan zulüm devam ederken 30 Kasım 2025 Pazar günü Gaziantep 1 Nolu Şubenin Genel Kuruluna demokratik hakkını kullanarak gelmeyen delegelerine bu kez de tek listenin seçilmesi için oraya getirip zulmü alkışlatmaya çalıştılar. 30 Kasım 2025 Pazar günü Türk Eğitim-Sen Gaziantep 1 Nolu Şubenin delegelerinin demokratik tepkilerini ortaya koymalarıyla Şube Genel Kurulu 6 Aralık 2025 Cumartesi gününe ertelendi.
Türk Eğitim-Sen Gaziantep 2 Nolu Şubede 29 Kasım 2025 tarihinde tek liste dayatmasıyla üye ve delege iradelerini yok sayarak yapılan sözde seçim ve seçilen Şube Yönetim Kurulu yok hükmündedir ve hukuksuzdur.
6 Aralık 2025 Cumartesi günü tek liste dayatmasıyla seçilen Türk Eğitim-Sen Gaziantep 1 Nolu Şube Yönetim Kurulu da yine yok hükmündedir ve hukuksuzdur.
Bizler hiçbir zaman haksızlık karşısında susmadık. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. “Bir zulme engel olamıyorsanız onu herkese duyurun!” demiş Hazreti Ali Efendimiz. Sendikamız, şubelerimiz ve şahıslarımızla ilgili yaşadıklarımız tam anlamıyla bir zulümdür. Yaşadıklarımız karşısında çok üzülüyoruz. Biz bunları asla hak etmedik. Yıllardır üyelerimizin, eğitim çalışanlarının hakkını aramaya, hukukunu korumaya çalışırken kendi haklarımızı, şube yönetimlerimizin, üyelerimizin, delegelerimizin hakkını koruyamaz hale geldik. Sendikamızda demokratik ve meşru zemin yok oldu. Demokratik ve meşru zeminin ne zaman ve nasıl oluşacağı da belli değil. Umarım sendikamızda demokratik ve meşru zemin en kısa sürede oluşsun ve yapılan yanlışlardan vazgeçilsin.
Üyelerimize, eğitim ve kamu çalışanlarına ve kamuoyuna saygılarımla…
Bekir AVAN
Türk Eğitim-Sen Gaziantep 1 Nolu Şube Eski Başkanı
Sendika Haberleri Sayfasından ALINTI