Üzüm, Türkiye’nin henüz açılmamış biyoteknoloji potansiyeli

Türkiye üzümde güçlü üretim hacmine sahip olmasına rağmen, yan ürünlerin biyoteknolojik ve yüksek katma değerli kullanımında küresel ölçeğin gerisinde kalıyor.

Üzüm, Türkiye’nin henüz açılmamış biyoteknoloji potansiyeli

Üzüm: Türkiye’nin Döngüsel Ama Henüz Açılmamış Biyoteknoloji Potansiyeli

Serinin ilk yazısında nar üzerinden şunu konuştuk:

Bu yazıda aynı bakış açısını üzüm için uygulamak istiyorum. Çünkü üzüm, Türkiye’de çok güçlü bir üretim hacmine sahip olmasına rağmen, biyoteknolojik ve fonksiyonel potansiyeli henüz tam olarak katma değere dönüşmemiş ürünlerden biri.

Türkiye’de üzüm; taze tüketim, konsantre , kurutma ve fermentasyon işleme formlarıyla yaygın biçimde değerlendiriliyor. Ayrıca üzümün çekirdeği, kabuğu ve fermentasyon süreçleri sırasında ortaya çıkan posa fraksiyonları çoğunlukla:
•yem,
•kompost,
•enerji,
•düşük değerli hammadde olarak döngüsel biçimde kullanılıyor.

Bu önemli bir başlangıç.
Ama soru şu: Bu döngüsellik neden daha yüksek katma değerli biyoteknolojik çıktılara dönüşmüyor?

Üzümün biyoteknolojik değeri tek bir molekülde değil, zengin polifenol matrisi içinde saklı.

Bu matris;
•resveratrol,
•flavonoidler,
•proantosiyanidinler (OPC),
•fenolik asitler gibi çok sayıda biyolojik olarak aktif bileşeni içeriyor.

Bu bileşenler;
•antioksidan kapasite,
•hücresel stres yönetimi,
•yaşlanma mekanizmaları,
•metabolik denge gibi alanlarda yüksek fonksiyonel potansiyele sahip.

Ancak bu potansiyel;
* doğru fraksiyonlama,
* biyoteknolojik ekstraksiyon,
* stabilizasyon ve uygulama bilgisi
olmadan gerçek değere dönüşemiyor.

Üzümün işlenmesi sırasında oluşan posa ve çekirdek fraksiyonları, polifenoller açısından en zengin kaynaklar arasında.

Dünyada bu fraksiyonlar:
•fonksiyonel gıda bileşenlerine,
•nutrasötik aktiflere,
•kozmetik biyoteknoloji hammaddelerine
dönüştürülürken; Türkiye’de hale büyük ölçüde düşük katma değerli döngüsel kullanımda kalıyor.

Bu alanda henüz çok sayıda ölçeklenmiş girişim yok; ancak doğru yönü işaret eden modeller var.

Localvore Biotechnology
Tarımsal yan ürünleri ileri biyoteknolojik proseslerle yüksek katma değerli bileşenlere dönüştürmeyi hedefleyen yaklaşımıyla, döngüselliğin bir adım ötesine geçilmesi gerektiğini gösteren güçlü bir örnek.

Üzüm çekirdeği özelinde polifenol / OPC standardizasyonu yapan yapılar mevcut.
Ancak posa fraksiyonlarını merkeze alan, polifenol–flavonoid–fenolik profili bütüncül ele alan ölçekli ve görünür girişimler henüz çok sınırlı.

Türkiye üzümü çok iyi üretiyor.
Döngüsel kullanımı da biliyor.

Peki üzümü;
➡ biyoteknolojik bileşenlere,
➡ yüksek katma değerli aktiflere,
➡ küresel pazara çıkabilecek platformlara
dönüştürme konusunda aynı noktada mı?

Üzüm;
•zengin polifenol profiliyle,
•yüksek yan ürün hacmiyle,
•gıda–sağlık–kozmetik–biyoteknoloji entegrasyonuna uygun yapısıyla Türkiye’nin biyoteknoloji temelli sürdürülebilirlikte en güçlü fırsat alanlarından biri.

Artık mesele döngüsellik değil;
döngüselliği katma değere taşıyabilmek.

Serinin devamında, tarımsal yan ürünlerin nasıl biyoteknolojik platformlara dönüşebileceğini ve bu dönüşümün Türkiye için ne anlama geldiğini paylaşmaya devam edeceğim.

Tugba Simsek

R&D and Quality Director and Sustainability Leader EMCC Certified Mentor & Six Sigma Black Belt
Görseller Üzüm Üreticileri sayfasından ALINTI