TARİHTE TOPLUMDA SOSYAL POLİTİKA
Sosyal politikanın tarihsel kökenleri ve değer temelleri tartışılıyor. Ayşe Buğra’nın çalışması üzerinden yardım, dayanışma ve hak kavramları ele alınıyor.
Toplumda yardım herkes için “hak” mı, yoksa ayrıcalık mıdır? Dayanışmanın ve yardımlaşmanın kökenini ve sınırlarını hangi değerler oluşturur? Sosyal politika, bu soruların yanıtlarıyla biçimlenir; toplumda kimlerin “bizden” sayıldığını belirler. Ayşe Buğra, Kapitalizm Tarihi İçinde Sosyal Politika kitabında sosyal politikanın tarihsel seyrinde sorulara verilen cevapların değiştiğini ve bunun toplumsal düzenle olan ilişkilerini aktarıyor. Kendisi değerli bir bilim insanı, fakat bu çalışmada diğer ...izmlerden ve dinimizde konunun ele alınışından bahsedebilirdi. Zira bugün imansız olanlarımızın bile özünde bulunan yaşadığı ortam ve geçmişinin nasıl yoğrulmuş olduğu mühimdir. Batı medeniyetinin özünde Roma ve Grek düşüncesi ile eski ve yeni ahit dini düşüncesinin etkisi inkar edilemez. Mesela Macarlar özlerini Hun Türklerine dayandırarak iftihar ederler ve ilk Türkolojiyi kuran onlardır. Ayşe Buğra çok güçlü bir tarihsel ve kurumsal analiz yapıyor ama insanı yalnızca Batı aklıyla okuyor. Oysa insan, dinle, kültürle ve medeniyetle yoğrulmuş bir varlık. Sosyal politika bu kökler olmadan eksik kalır desem acaba ukalalık etmiş olur muyum? Affola.
Uygarlıklarda toplumsal hayat, ekonomi üzerinden değil, kurumları, ilişkileri ve değer yargıları ile şekillenir. Hak, yurttaşlık, dayanışma, yardım gibi kavramlar her uygarlıkta ayrı tanımlanır. Sosyal politikayı incelemek toplumun kendini nasıl organize ettiğine dair önemli ipuçları verir.
Sosyal politika, toplumun kendini nasıl tanımladığı, adalet ve kapsayıcılık anlayışıyla ilişkilidir. Bu tarihe bakarak anlaşılır.
Kitaptaki tarihsel çözümlemeler, farklı dönemlerin sosyal politika anlayışlarını siyasal ve ekonomik bağlamları içinde ele alıyor. Buğra, yardımın kamusallaşmasından disipliner yoksulluk rejimlerine, sanayi toplumundaki işçi taleplerinden refah devleti uygulamalarına, neoliberal dönüşümden pandemi sonrasına kadar uzanan bir araştırma sunuyor.
Kitaptaki kronolojiyle bazı sorunların nasıl ortaya çıktığını görmek, bugünü ve yarını anlamaya çalışırken işimize yarayabilir. Benim meselem doğru bir bakış yakalamaktır. Bir anımı paylaşayım. İşçi federasyonunda bir sendika başkanı arkadaşımla karşılaştığımda, takdirle “Ne çok insan ekmek yiyor sayenizde.” deyince, ben ona “Böyle düşünmüyorum. Bilakis onların sayesinde ben ekmek yiyorum. Ben çalışanlarıma müteşekkirim, zira onlar beni seçtiler çalışmak için, halbuki onların seçenekleri çoktur. Benim ise 80 binden fazla çalışana ihtiyacım var işlerimi görmek için!” dedim. İşte bizim anlayışımız budur. Rızkı veren Allah’tır, insanları birbirine vesile kılar. Tıpkı zekat dağıtırken bize yardımcı olan gönüllü STK mensupları gibi, biz onlara müteşekkiriz.
Tarihsel süreci irdelediğim yazımın devamı blogumda.
https://lnkd.in/ddpmpkWX
Murat Ülker









