TÜRKEŞ TEYZEMİZ VEFAT ETTİ

Bin bir maceradan sonra 1992 senesinde yurtdışına atmıştım kendimi

TÜRKEŞ TEYZEMİZ VEFAT ETTİ
TÜRKEŞ TEYZEMİZ VEFAT ETTİ
Bin bir maceradan sonra 1992 senesinde yurtdışına atmıştım kendimi. Gurbet elde yaşamaya alışmak gerekti. Önce Stuttgart’ta kaldım bir süre, ardından Frankfurt’a geçtim. Federasyon’da caminin bir köşesinde yatıp kalkardım, diğer arkadaşlarım gibi. Kenan amca olmadığı zaman, sıcak bir yemek girmezdi kursağımıza. Kenan amcanın klasik bir menüsü vardı. Önce içinde envai tür otun bulunduğu koca bir kazan dolusu çorba gelirdi. Ot deyip geçmeyin. Bunları ormana gidip kendisi toplardı. Ardından tepsi dolusu bulgur pilavı… Ekmeğimizi Altaylı’nın fırınını işleten Mustafa gönderirdi bazen. Sofrada hepimiz çocuklar gibi sevinirdik. Bayramlarda İbrahim, evde yaptırdığı baklavayı sinisiyle getirirdi. Arada bir çay ocağına bakan Palu’lu Pala Yusuf davet ederdi yemeğe… Etli yemek onun sofrasında olurdu. Arada bir Harun alıp götürdü bizi, yanında çalıştığı dayısı Cevdet ağanın dönerci dükkanına. Meyveden yana ise sıkıntımız olmazdı. Manavlık yapan Kayserili Cumali, her gün fedarasyona uğrardı ve asla eli boş gelmezdi yanımıza. Uzakdoğu’nun Güney Amerika’nın hiç bilmediğim egzotik meyvelerini hayatımda ilk defa o getirdiği zaman gördüm ve tatdım.
Bir gün ana kız, iki kadın ziyaretimize geldi. Bahnhof’un yanındaki bir acentadan uçak biletlerini almış, sonra bize uğramışlar. Metin çay servisi yaparken “bunlar bizim eski üyelerimiz” demişti usulca. Her birimizi ayrı ayrı süzerken “Epeydir gelmiyorduk burada herkes değişmiş” dedi yaşlıca olan Müminet teyze. Kurultay zamanı Türkiye’deymiş. “Kimler geldi yeni göreve?” diye sordu bize. Nedense simasını Türkeş’e çok benzetmiştim. Zaten daha sonraları ondan bahsederken hep Türkeş teyze dedim.
Kızı Emine abla ile bir süre oturdular. Giderken “Burada kaç kişisiniz? Yarın size yemek yapıp getireceğim” dedi. O sıralar Ozan Nihat da yeni gelmişti. Dört kişiydik ama Metin “8-10 kişilik olsun” dedi. Evet dört kişiydik lakin saati saatini tutmuyordu, bir bakıyorsun federasyon birden doluyor belki 20 kişi oluyorduk. Ertesi gün arabasıyla federasyonun önünde durunca 3-4 kişi aşağı inip tencereleri içeri taşımıştık. Tarhana çorbasından, dolmaya, nohut yahniden hoşafa kadar her şey vardı. Bir de ilk defa yediğim cevizli çörek kaldı aklımda.
Tabii biz beklemedik, hepimiz aç kurduz, hemen yemeğe başladık. Türkeş teyze ortalıkta yoktu. Biz tencerelerin diplerini sıyırırken çıkıp geldi. Meğer arabasına bir yer bulamamış, tâ Main ırmağının kıyısına park edebilmiş. Bizimle beraber bir bardak çay içti. Bu arada tencereleri kapları topladık. Metin, bunları Türkeş teyzemle beraber götürdü.
32 yıl önce tanıştığım Türkeş teyzem ile irtibatımı hiç kesmedim. Onunla daha birçok hatıram var. İnşallah onları da bir ara yazarım. Kendisi bir süre sonra Türkiye’ye döndü. Ben de 2019’da onu Ankara’da ziyaret edip elini öpmüş, hayır duasını almıştım.
Bugün Türkeş teyzemiz, Müminet anamın Ankara’da vefat ettiğini öğrendim. Yüz yaşına dayanmış çileli bir ömür süren, ülkücülük davasından bir gün yüz çevirmeyen, sevgi dolu, vefalı anam mekanın cennet olsun. Ülkücülerin başı sağolsun.