Suların Sessiz Çığlığı: Beton Uğruna Kaybolan Dereler ve Meralar

Türkiye’de dereler, meralar ve sulak alanlar hızla yok olurken; bilinçsiz su kullanımı, betonlaşma ve çevresel tahribat insanlığın geleceğini tehdit ediyor.

Suların Sessiz Çığlığı: Beton Uğruna Kaybolan Dereler ve Meralar
ANKARA DERELERİ VE ÇAYLARININ 1925 LERDEKİ GÖRÜNÜMLERİ.
SAHİ NE YAPTIK BU DERELERE, ÇAYLARA,GÖLLERE, IRMAKLARA?
SUÇLU AYAĜA KALK!
Huy deĝișmiyor işte. İzmir Aliaĝa yakınındaki sulak arazi olușturan ÇALTILIDERE de aynı sona uĝramış. Kuşların uĝrak yeri olan bu güzel yer șimdilerde BİR MARİNA uĝruna yok ediliyor. Şimdilik toplamda 1km.karelik alan betonla kaplanmış, sulak mera, çayır, göl yok edilmiș.
Avrupa'da son yıllarda toplamda onbinlerce km.kare mera, çayır ve orman en çoĝu Türkiye'de olmak üzere yok edilmiș.
Ankara'da ikamet eden bir arkadașımla bu konuları konușuyoruz. Tabii su sıkıntısı en önemlisi.
Yeraltı sularının geleceĝimiz için öneminden bahsediyoruz.
"Abi"diyor, " Komșu, kuyu suyu kullanıyor, ama bedavaymıș diye hortumu açık bırakıyor, o su sabaha kadar akıyor."
İște bu bilinçsizlik tüm Dünya'yı tehdit ediyor. Sular çekiliyor, büyük göllerimiz gittikçe soluk kaybediyor, bu soluk aslında insanın soluĝudur. Arazilerin can suyudur.
Yeșilırmak artık bir kanal görünümündedir, etrafı beton çekilerek kanallaștırılmıștır.
Unutulmasın insanlıĝın geleceĝi ekektrik ve sudur. Olmazsa olmazımızdır.
Viyana'da kızımın oturduĝu evin 5.katındaki penceresinden o muazzam Kahlenberg tepelerini ve hemen önlerindeki devasa araziyi, döner kuleyi görür, güneșin o tepeleri terkediṣini hayranlıkla izlerdik.
Aylar önce tüm hızıyla makinalar aç bir domuz sürüsü gibi o şahane tarım dahi yapılan araziye girdiler, çok uzaklardan görünen ucube vinçler ile talanı segiliyorlar. Her 5.kata çıkmamda aĝzıma geleni söylüyorum. Artık o harika manzara yok. Derin bir kuyuya inmişim gibi duyumsuyorum kendimi. Verin güzelliklerimizi, havamızı, topraĝımızı diye baĝırıyorum. Biliyorum ki dünya benim gerçek evimdir. Neresi olursa meraları, suları, ormanları benimdir. Asla uzaydaki mekanlarda gözüm yoktur. Önce DÜNYAM diyorum.
4 yıl önce yazdıĝım KAR isimli șiirime sıĝınıyorum:
KAR
Sana yangın topraklara
Daĝlara ovalara
Sür beyazını
Seni özleyen çocuklara
Güleryüzlü kardanadama
Havuç burnuna
Kömür gözlerine
Sür beyazını
Küsen Anadolu havasına
Kırılan umutlara
Kuruyan köklere
Naĝme naĝme
Hece hece in
Sür beyazını
Önce dereleri çayları
Göllere konaklayan ak pelikanları
Sakar mekeleri saz bülbüllerini
Sevindir
Sür beyazını
Telli duvaklı gelinim
Beyaz güvercinim
Yaşamın kaynaĝı suyum
Bașım üstündesin
Hoș geldin durma
SÜR BEYAZINI
Bu şiirin bir de öyküsü var. O gün Viyana'ya az da olsa kar iniyordu. Ben de pencere önünde uzanıyor izliyorum. O yıl yine bizim oralarda ne yaĝmur ne kar var. Amasya, Tokat, Samsun...tek yaĝıș yok.
Diledim bizim vatana da kar. Kar diledim. Duam kabul edildi ki 2-3 gün sonra tüm vatan kar'a kesti. Kimi yerinde 1,5 m. kar oldu, kimi yerde günlerce yaĝdı.Munzur çayı buz tutmuștu.
Siz olsanız ne düşünürdünüz?
Kısaca ormanı, aĝacı, akarsuyu,meraları, yeraltı sularını, zeytinlikleri koruyun dostlar koruyun.
NC
NECDET CANİK