Dijital Mahremiyetin Sessiz Tehdidi: Uygulamalar Verilerimizi Nasıl Kullanıyor?
Uygulamaların varsayılan gizlilik ayarları, kullanıcı verilerinin model eğitimi amacıyla paylaşılmasına izin veriyor. Dijital mahremiyet, teknoloji çağında yeniden tanımlanıyor.
WhatsApp’ınızı açın. Herhangi bir kişiyle olan sohbetinizin üstüne tıklayın. Kişinin ismine dokunduğunuzda, karşınıza bazı bilgiler çıkar. Bu bölümdeki “Gelişmiş Sohbet Gizliliği” (ya da Advanced Chat Privacy) seçeneğinin varsayılan olarak kapalı olduğunu fark edeceksiniz.
Bu ne demek?
Bu, Meta’nın sohbet içeriklerinizi model eğitimi amacıyla çekip kullandığı anlamına geliyor.
Ta ki, siz her kişi için bu ayarı tek tek “açık” konuma getirene kadar.
Yoksa siz, sohbetlerinizin gizli kaldığını mı sanıyordunuz?
Aynı durum ChatGPT ve diğer dil modelleri için de geçerli. Ayarlar menüsünde Veri Kontrolleri bölümüne girerseniz, varsayılan olarak paylaşımın açık olduğunu görürsünüz.
Yani paylaştığınız her şey; derdiniz, tasanız, düşünceleriniz modelin eğitilmesine katkı sağlamak için kullanılır.
Instagram’da özel mesajlar kısmında da artık yalnız olmadığınızı; Meta AI’ın size eşlik ettiğini belki fark etmişsinizdir.
Bu liste uzar gider.
Söylemek istediğim şu:
Verilerimizin artık nasıl ve kimlerle paylaşıldığı bilgisine yetişmek zor. Üstelik sistem iyileştirmesi ya da öğrenmesi adına toplanan verilerin toplanma biçimi ve kapsamı hem etik olarak tartışmalı hem de yasal açıdan hâlâ gri alanda.
*
Kızımın döneminden hatırlıyorum… Oyuncak bir bebek vardı, “My Friend Cayla” adında. Sesle etkileşim kuran, kendine göre sevimli ve masum görünen bir oyuncaktı.
Ancak piyasaya sunulduktan 3 yıl sonra, Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde aniden yasaklandı.
Çünkü bebek, “yasa dışı izleme cihazı” olarak sınıflandırıldı.
Çalışma mantığı şöyleydi… Bebeğin içindeki mikrofon çocuğun söylediklerini algılıyor, onu Bluetooth ile bağlı telefona aktarıyor, telefon bu ses kaydını metne dönüştürüyor, İnternet kaynaklarından cevabı arıyor ve bulduğu cevabı sesli olarak tekrar çocuğa iletiyordu.
Ancak oyuncak, çocuğun sesini, konuşmalarını izinsiz kaydettiği ve sunucuya aktardığı için veri koruma yasalarına aykırı bulundu.
Düşünün, bu olay 2017’de yaşandı.
Bugün, yani 8 yıl sonra geldiğimiz noktada, bizim ve çocuklarımızın verilerini kimlerin, nasıl izlediği hakkında en ufak fikriniz var mı?
*
Size bazı önerilerim olacak:
*Uygulamaların veya cihazlarınızın varsayılan gizlilik ayarları çoğu zaman kullanıcı lehine değildir. Ayarlar menüsünden veri paylaşım seçeneklerini mutlaka inceleyin.
*Yapay zekâ ile konuşurken her özel bilgiyi, mahrem duyguyu ya da hassas içeriği paylaşmadan önce iki kez düşünün.
*Haklarınızı bilin ve regülasyonları takip edin.
Bu arada, yorumlardaki videoda da paylaştığım üzere, değerli meslektaşlarımla beraber 9 Ekim’de hashtagTIW25 kapsamında “yapay zekâ ve hukuk” panelimiz olacak. Katılım ücretsiz, sadece kayıt yaptırmanız gerekiyor.
*Son olarak; bence çok atladığımız bir konu bu:
Çocuklarınızın kullandığı uygulamaları takip edin. Uygulamaların ses, kamera, konum bilgisi isteyip istemediğine bakın.
Ve sosyal medyada onların değiştirilemez olan biyometrik verilerini; sesini, yüzünü asla paylaşmayın derim.
Alanındaki ilk ve tek zirveye; Türkiye Innovation Week'e bekliyoruz.
Bizim panelimiz 9 Ekim'de Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun Hocam'ın moderatörlüğünde saat 11.45'te olacak.
https://lnkd.in/d-Th9jF6
Ayyıldız Communication Agency









