"Sıraya girme alışkanlığının olmaması"

Çünkü bir ülkede sıra bekleme kültürü olmadığı müddetçe ......

"Sıraya girme alışkanlığının olmaması"
Dün gece Ankara'dan hızlı trenle İstanbul'a geldim. Trene yolcu alınırken bilet ve kimlik eşleştirmesi alanında teknik sıkıntılar olunca yığılma oldu ardından hızla bankolara personel takviye edildi, kuyruk erimeye başladı fakat bu kez de yığınlar halinde trene ulaşanlar, biletleri olmasına rağmen sanki metrobüs gibi, birbirini ite kaka trene binme telaşına düştü, sesler yükseldi, tansiyonlar fırladı, gülen yüzler soldu.

Bana kalırsa Türkiye’nin ilerlemesinin önünde aslında çok basit ama üstesinden gelmesi bir o kadar zor bir mesele var:

"Sıraya girme alışkanlığının olmaması"❗

Neden mi?
Çünkü bir ülkede sıra bekleme kültürü olmadığı müddetçe inanın "kolektif bilinç ve uyum" romantik bir beklenti olur. Adamsendecilik moda haline gelir, ipin ucu kaçar fırsatçılık artar, adam kayırma normalleşir başkasının hakkını gaspetmek sıradanlaşır.

Gördüğünüz fotoğrafı birkaç yıl Japonya'da çektim. Bu fotoğraf, 125 milyonluk küçücük ülkede insanların herhangi bir toplu taşıma kullandıkları sırada, herhangi bir poz anı sadece.

Hiçbir görevli, sıra belirleyicisi yada çizgisi dahi olmadan, herkesin kendiliğinden sıraya girip, kimsenin kimseyi uyarması gerekmeden, sakince nasıl olup da ip gibi dizilebildiğinin cevabını sonraki istasyonun asansör sırasında aldım.

Yine ip gibi dizildiğimiz asansör bekleme alanında arkamdaki ailenin 5 yaşlarındaki çocuğu, kapıları açılır açılmaz fırlayarak asansöre girdi. Doğrusu buraya kadar herşey son derece normal görünüyordu bana ancak anne utanmıştı, çocuğu uyarıp, asansörden çıkarttı sırasına dönerken beline kadar eğilerek benden özür diledi çok şaşırdım. Sonradan özür dilemenin erdem sayıldığı bu topraklarda 20 farklı söyleyiş şekli olduğunu da öğrendim.

Toplumsal değerler, ahlak anlayışları ile tavizi mümkün olmayan prensipleri özsaygılarının bir parçası adeta bir uzuvları haline gelmiş. Japonların yaşam felsefesi #kaizen her geçen günün, bir öncekinden daha iyi olması, sadece iş hayatı için geçerli değil. Evde, sosyal yaşamda, etik değerlerde küçüçük dahi olsa yaptıkları tüm iyileştirmeler, kişisel başarıya giden bir yol olduğu kadar, kolektif zihniyetinin sonucu olan bu davranışlar aslında toplumsal alanda müthiş bir "uyum" a neden oluyor.

Uzmanlık alanım eğitim olmamasına rağmen bu tür alışkanlıkların ailede kazandırılması ama mutlaka okullarda öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum ve özümüz, değerlerimiz bize mal olmuş hasletlerimizi tekrar canlandırmak, yaşatmaya başlamak gerekiyor gibime geliyor topyekun gelişmek için, evde, okulda, işte ve her yerde...

Onur Küçükkaramıklı

Co-Founder at SONA Underwater Dive Technology
Resim önizleme