Sanayi Hamlesiyle Gelen Darbe Uyarısı: Demirel ile ABD Büyükelçisinin Unutulmaz Görüşmesi

1980 darbesi öncesi ABD Büyükelçisi ile Süleyman Demirel arasında geçen özel bir görüşme, Türkiye’nin sanayileşme adımlarına yönelik dış baskıyı ortaya koyuyor. Seydişehir Alüminyum Tesisleri, Sovyet iş birliği ve işçilerin direnişiyle şekillenen bu süreç, kalkınma mücadelesinin derin izlerini taşıyor.

Sanayi Hamlesiyle Gelen Darbe Uyarısı: Demirel ile ABD Büyükelçisinin Unutulmaz Görüşmesi

12 Eylül 1980 askeri darbesinin hemen öncesinde yaşanan bir diplomatik temas, Türkiye’nin sanayileşme mücadelesi ile dış müdahale arasındaki gerilimi çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Dönemin ABD’nin Ankara Büyükelçisi Paul Henze ile Başbakan Süleyman Demirel arasında geçen özel bir görüşmede, Türkiye’nin kalkınma çabalarının nasıl bir uluslararası baskıyla karşılaştığı adeta gözler önüne seriliyor.

"Ama sizin de sanayileşme hamleniz fazla ihtiraslı değil mi?"

Darbeden bir hafta önce gerçekleşen bu görüşmeyi bizzat Demirel’in ağzından dinleyen gazeteci-yazar Tanju Cılızoğlu’nun aktardığına göre, büyükelçi Henze, Başbakan Demirel'e Türkiye’nin sanayileşme adımlarının ‘fazla iddialı’ olduğunu söylüyor. Demirel ise bu sözlere tebessüm ederek şu cevabı veriyor:
“Anladım Ekselans, anladım. Ben bu ülkenin insanına aş ve iş bulmak zorundayım. Bu insanlara ülkenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine uyumlu bir yaşam standardı sağlamak için halktan oy almışım.”

Demirel’in sözleri, yalnızca siyasi bir liderin ülkesine karşı taşıdığı sorumluluğun ifadesi değil; aynı zamanda dış müdahalelere karşı gösterilen bir direnç ve bağımsızlık vurgusuydu.

Seydişehir Alüminyum Tesisleri: Sovyetler Domatesle Ödeyin Dedi

Demirel’in örnek olarak sunduğu Seydişehir Alüminyum Tesisleri, Türkiye’nin yerli üretim ve stratejik madenlerini işleme çabalarının sembolü haline gelmişti. ABD ve Batılı ülkelerin ilgisiz kaldığı bu yatırım için Sovyetler Birliği devreye girmiş ve “Bedelini domates ve narenciye ile ödeyin” teklifinde bulunmuştu.

Demirel, “Ben siz dostlarımdan rica ettim, adeta yalvardım; gelin şu Seydişehir tesislerini kurun diye. Kimse hayır demedi, ama harekete de geçmedi. Sovyetler kendileri teklif etti. Bunları onlara yaptırmasaydım da ne yapsaydım?” sözleriyle Batı’nın ilgisizliğini açıkça ortaya koyuyordu.

"Bu ülkede elektriği de ben satıyorum"

ABD Büyükelçisi Henze’nin Sovyet teknolojisinin “demode” ve “çok elektrik tüketen” yapısını eleştirmesi üzerine Demirel’in verdiği cevap ise ironikti:
“Ekselans, bu ülkede elektriği de ben satıyorum. Yani sağ cebimden sol cebime para aktarıyorum…”

Bu söylem, sadece ekonomik bağımsızlık vurgusu değil; aynı zamanda dış müdahalelere karşı milli bir vizyonun ifadesiydi.

Darbe Öncesi Kaçırma Planı

Demirel, görüşmenin ardından kendisine yapılan baskının boyutlarını da paylaşmıştı:
“Yapmak istedikleri, beni ihtilal öncesi yurtdışına kaçırtmak. Böylece omuz verdikleri darbecilerin işini kolaylaştırmak. Ve bize inananların, oy verenlerin de yüzünü yere indirmek.”

Bu sözlerle, darbeyi sadece askeri bir müdahale değil, aynı zamanda halkın iradesine karşı yönelen planlı bir operasyon olarak nitelendiriyordu.

Greve Rağmen Fırınlar Sönmedi

12 Eylül sonrası iktidara gelen Turgut Özal döneminde, Seydişehir Alüminyum Fabrikası işçilerinin talepleri karşılanmadı, toplu sözleşmeler yokuşa sürüldü ve grev kaçınılmaz hale geldi. Ancak Türkiye sanayisi için hayati önem taşıyan bu tür tesislerde yüksek fırınların söndürülmesi büyük kayıplara yol açabilirdi. Seydişehir işçileri greve çıktı ama fırınları söndürmedi.

Ülkesine ve emeğine sadakatle bağlı bu işçiler, ABD merkezli tröstlerin Türkiye üzerindeki oyunlarını bozdu. O tesisler çalışmaya devam etti, üretim sürdü.

Demirel: "Menderes’in fotoğrafına bakarak evet dedim"

Demirel, siyasi mücadelesine başlarken karşılaşabileceği riskleri bildiğini, buna rağmen geri adım atmadığını şu sözlerle özetliyordu:
“Beni nelerin beklediğinin Mendereslerin fotoğraflarına bakarak 'evet' dedim...”

Bu sözler, bir liderin yalnızca kalkınma değil, aynı zamanda demokrasi uğruna da bedel ödemeye hazır olduğunu gösteriyordu.

TANJU CILIZOĞLU "Güzel Yaşadım" #Yazarın kitabından alıntıdır.

www.turkiyegunlugu.net