PEMBE PANTER VE LİDERLİK
Liderlik, kriz yönetimi ve stratejik düşünme üzerine Pembe Panter’in felsefi dersleri. Zarafet, esneklik ve kriz yönetimi konularına farklı bir bakış açısı.
Bu hafta eğlenceli bir değişiklik yapsak Yönetim Kuruluna Pembe Panter’i davet etsek, nasıl olur? Tüm krediyi Murat Ülker’in Instagram paylaşımına vererek ve içinde bir doz felsefe ekleyerek Yönetim Kurulu için notlar çıkarmaya çalıştım, hayali kahramanlardan da alacak derslerimiz olabilir, neden olmasın
Önce Pembe Panter’in hikayesini hatırlayalım…
1963 yılında, Blake Edwards’ın yönetmen koltuğunda oturduğu ve Peter Seller’in canlandırdığı biraz inatçı ve çokça sakar Müfettiş Jacques Clouseau “The Pink Panther/ Pembe Panter” filmindeyiz, tabii ki…
Müfettiş Clouseau’nun peşinde olduğu mücevher ve filmin jeneriğinde fonda Henry Mancini’nin müziği ile dans eden pembe panter karakterine biraz daha yakından bakabilmeyi ya da haddimi aşmadan filozoflarla kendisini bir araya getirebilmeyi hayal ederek karşınızdayım, ez cümle.
Zaman içerisinde kendi çizgi film serisinin baş rolünü alacak bu figür; zarif kaçışların, ustaca sergilenen bir esnekliğin ve kıvrak bir zekanın sembolü olmanın ötesinde, Peter Sellers’in hayat verdiği Müfettiş Clouseau ile de bütünleşir. İçinde kaos ve kontrol, strateji ve tesadüf ve zarafet ve sakarlık gibi zıtlıkları barındırmasının heyecanıyla derinleşecek nefis bir alan açacağını düşünüyorum, ya da en azından denemeye değer olacağını
Eğer liderliğin tanımının, oyun alanında mükemmel hamleleri kurgulamak ve hayata geçirmekten daha fazlasını kapsadığını düşünüyorsak, yanlış atılan adımlarla nasıl başa çıkabileceğimizi de düşünmek üzere Pembe Panterin felsefi mirasına doğru yaklaşabiliriz…
Yönetim Kurulunda Pembe Panter ve İçinden Felsefe Geçen Beş Ders
1. Sessiz Güç: Görünmeden Etki Etmek:
Başlıktan hareketle felsefi bir dokunuş için doğuya doğru bakmak sürpriz olmasa gerek. Lao Tzu’nun anlattığı gibi “Eğer diğerleri biz yaptık diyorsa, orada iyi bir lider vardır.” Liderlerden her zaman sahnenin ortasında, spotların altında durmasını beklemiyoruz, ancak sahneyi şekillendirmeleri, biraz sezgisel olarak süreci deneyimlerinden beslenerek yönlendirmelerini bekleyebiliyoruz.
Bazen “durmayı, sessiz kalmayı” seçip, sonrasında tam zamanı geldiğinde etkisini derinlemesine hissettirebilen liderlerden bahsediyoruz, Pembe Panter’in yapmaya çalıştığı gibi…
Masadaki bir koltuk Pembe Panter için ayrıldıysa ondan ses alabiliriz:
Bu soru odadaki en yüksek pozisyona gelsin, CEO ile başlıyoruz bu durumda
*Varsayalım şu anda odadan çıktınız, ancak varlığınız hala hissediliyor. Sizce bunun nedeni ne olurdu?
* Konuşmadan bir ekibi yöneteceksiniz, bunu nasıl yapardınız?
2. Krizi Sanata Çevirmek: Zarafetin Direnci
Pembe Panter’in başına her türlü felaket gelir, yağmur bulutu hep onu takip eder, ya da o sivrisinek onu asla uyutmaz; ancak Pembe Panter asla paniğe kapılmaz. Soğukkanlılığını korur ve en karmaşık/ zorlayıcı durumları bölümün sonunda fırsata dönüştürür. Dolayısıyla krizin içindeki güveni büyüten ruh hali ve sağ duyulu yaklaşım için Stoik bir liderlik anlayışına doğru gelebiliriz.
Marcus Aurelius “Engel, yolun kendisidir.” derken zor anlarda gösterilen zerafet ve dayanıklılığa gönderme yapar, panikleyen bir lider çevresini de paniğe sürükleyecekse, güveni tazeleyecek daha iyi bir aksiyon planı yapılabilir.
Pembe Panter o zerafetiyle neler sorardı derseniz?
* Bir kriz anında, sahnede olma şansınız da yoksa, arka planda durumu yönetebilmek için nasıl bir yol izlersiniz?
* Yakın zamandan bir hata/ kriz örneğinizi merak ediyoruz. Onu fırsata dönüştürmek için ne yapardınız, ya da Pembe Panter stratejiniz ne olurdu? Clouseau’nun tuzağına düşmemek için neye ihtiyacınız olurdu diye de küçük bir ek soru gelebilir.
3. Liderlik Bir Pozisyon Değil, Bir Duruştur
Klişelere yakalanmadan, ya da becerebildiğim kadarıyla etrafında dolaşarak kendi oyunumuzu nasıl kurduğumuzu sorabiliriz. Cesur bir karşı çıkış ve satır arasında coşku da varsa Nietzsche ile devam edebiliriz. Tabii ki çok meşhur bir aforizmasıyla “Kendi ışığını yaratamayan, başkalarının gölgesinde kaybolur.” Kendi sorularımızı sorarak, başkasının yanıtlarını yaşama derdine düşmeden, kendimizi aşabilecek potansiyelimiz varsa liderliğimizi de buradan büyütebiliriz; çünkü liderlik bir ünvan değil, ruh halidir.
Pembe Panterin bu soruya yanıtını hepimiz biliyoruz, ancak sizin yanıtınızı merak ediyoruz.
* Liderliğinizin bir rengi olsaydı, ne olurdu? Neden? (Lütfen “pembe” dışında bir renk seçin, otantik olmaktan bahsediyoruz)
* Sırada iç sesleriniz var, size yön veren kararlarınızda zaman zaman duyulmak heyecanıyla kendi kendinize kurduğunuz cümleleriniz var. En sık kullandıklarınızı aklınıza getirdiğinizde bu seslerin gerçekten size ait olduklarını söyleyebilir misiniz, yoksa yıllar içinde başkalarından mı ödünç aldınız?
4. Uyum Sağla Ama Kendini Kaybetme
Bir Japon bilgesinin referansıyla devam edebiliriz, “Beş Çember” kitabıyla tanıdığımız girdiği tüm mücadelelerden zaferle çıkmış Miyamoto Musashi, bize “Su gibi ol, hangi kaba girersen gir su olduğunu unutma.” der. Mevlana ile yakın bir yerdeyiz kesinlikle. Sert olmak, eş zamanlı olarak esnek de kalabilmek, ortama uyum göstermek ancak kimliğimizi korumak… Pembe Panter bu zıtlıkları çok seviyor, artık biliyoruz.
Akışkanlık ve kararlılık arasındaki o ince dengeyi arıyoruz, fonda yeni Pembe Panter sorularıyla:
* Ne zaman bir ortama uyum sağlamak için değiştiğinizde, gerçekte bir şey kaybettiğinizi fark ettiniz?”
* Su gibi olabilmek mi, kaya gibi sağlam kalmak mı?
5. Pembeden Asla Vazgeçme: Kendini Tanı ve İfade Et
Beşinci dersimiz sanırım tüm notları da toparlayacak bir kapsama sahip. Pembe Panter’in en büyük özelliği pembeliği ise, kim olduğu konusunda net olarak hayatına devam eder. Rengi adına bir değişim çabası olamaz. Bu pembelik ve kendi olma halini varoluşçuluğun babası ve kaygının düşünürü Søren Kierkegaard da sevebilirdi. Çünkü o da kendi yolumuzu çizmek için, içsel bir risk almamız gerektiğini söyler.
Pembe Panter’in içinden pembe geçen sorularını merak ederseniz:
* Sizi tanımayan biri, sadece eylemlerinize bakarak sizin kim olduğunuzu anlayabilir mi?
* Peki, son toplantınızda/ sohbetinizde gerçekten ne kadar Sizdiniz?
Yönetim Kurulunda bu hafta zerafetiyle ve düşündüren sorularıyla pembe bir konuğumuz vardı, ilk kez bir çizgi roman karakterini de ağırlamış olduk. O zaman Henry Mancini’nin müziğini tekrar dinleyerek haftaya başlayabiliriz
Mine, Tünel
Mine Kobal Ok
Curious - Dreamer I Seeker I Curator- minekobalok.com (Kişisel)
- mct.com.tr (Şirket)













