Öğretmenlerde öz yönetim: Sınıfın duygusal iklimini belirleyen güç

Öğretmenlerin sınıfa taşıdığı duygu ve enerjinin öğrenme motivasyonuna etkisi, öz yönetimin eğitim kalitesindeki belirleyici rolüyle yeniden gündemde.

Öğretmenlerde öz yönetim: Sınıfın duygusal iklimini belirleyen güç
Hayatın getirdiği güçlükler, ekonomik kaygılar ya da sosyal sorunlar öğrencilerin sorumluluğu değil 

Ancak çok zaman farkında olmadan, bu ağırlık sınıfa da yansıyor sanki.

Elbette hayat zor.
Koşullar ağır, eğitimde yapısal sorunlar çok, beklentiler yüksek…
Fakat unutulmamalı ki kimse zorla öğretmen olmamıştır
(En azından öyle umut ediyoruz)

Öğretmenliği seçmek, yalnızca bir konu anlatmak değil aynı zamanda öğrenmeyi, merakı ve umudu canlı tutma sorumluluğunu da seçmektir.

Sınıfa giren her öğretmen, öğrencinin dünyasına sadece bilgi değil, bir bakış açısı, bir duygu ve bir enerji de taşır.

Öğretmenin sınıfa taşıdığı enerji, öğrencilerin motivasyonunu ve öğrenme isteğini doğrudan etkiler.

Bir bakış, bir cümle,
bir yaklaşım,
bir çocuğun özgüvenini güçlendirebilir ya da cesaretini kırabilir.
İşte bu noktada öz yönetim devreye girer.

Öz yönetim, öğretmenin kendi duygu, düşünce ve davranışlarını bilinçli olarak yönetebilmesidir.

Kriz anlarında sakin kalmak, stres ve
hayal kırıklıklarını sınıfa taşımamak, motivasyonu dış koşullara bağımlı bırakmamak…

Tüm bunlar, bir öğretmenin sınıfının kalitesini belirleyen kritik gücüdür.

Öz yönetimi güçlü bir öğretmen sınıfta kriz çıktığında sakin kalır, öğrencinin davranışını kişiselleştirmeden analiz eder, hatalarını fark edip düzeltir, değişen koşullara hızla uyum sağlar,
motivasyonunu içsel kaynaklarla besler.

Böyle bir öğretmen, sınıfa yalnızca bilgi değil,
dengeli bir duygusal iklim de taşır.
Öğrenciler, sözcüklerden çok, öğretmenin duruşundan, ses tonundan, tutumundan öğrenir.

Bir öğrenci hata yaptığında öğretmenin sakin ve destekleyici yaklaşımı, öğrenme isteğini artırır;
öfke veya sabırsızlık ise öğrenme motivasyonunu kırar.

Öğretmen, sınıfa girdiğinde tüm bu yükleri öğrencinin zihnine ve ruhuna taşımama sorumluluğuna sahiptir.

Öğrenciler, hayatın ağırlığını taşımak zorunda değildir.

Onların görevi çocuk olmak, merak etmek, denemek ve öğrenmektir.

Bizim görevimiz ise tüm zorluklara rağmen sınıfı güvenli, cesaretlendirici ve umut dolu bir alan haline getirmektir.

Öz yönetim, öğretmenin kendini kontrol etmesiyle sınırlı da değildir.
Aynı zamanda sınıf dinamiklerini okumak, öğrencilerin duygusal durumlarını fark etmek ve onların öğrenme motivasyonunu artırmak anlamına da gelir.

Bu beceri, öğretmenlik mesleğinin sürdürülebilirliğini ve etkisini belirleyen temel güçtür.

Dünyayı bir anda değiştirme gücüne sahip olmayabiliriz ama bir çocuğun dünyasında önemli bir kıvılcımı yakma gücüne her zaman sahibiz ve bu kıvılcım, çoğu zaman öz yönetimi güçlü bir öğretmenin duruşunda ve yaklaşımında saklıdır.
 

Nurtaç (ŞATIR) GÖKGÖZ

Karadeniz Teknik Üniversitesi