Merakın Kadıncası: Yönetim Kuruluna Taşınan Felsefi Dalga
Kadın düşünürlerin merakından ilham alan yeni bir girişim, feminist felsefenin dalgalarını Yönetim Kurulu gündemine taşıyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılıkta farklı bir bakış açısı sunuluyor.
Havalimanı ilham perilerinin kredisiyle geldim, "merakın kadıncasını" artık Yönetim Kuruluna taşıyabiliriz iddiasıyla
Merakın cinsiyeti olmaz desek de, tarihte kadın filozof, kadın sanatçı, kadın bilim insanı bulmak hep daha zor olmuştur. Hatta "tarih" kelimesini de cümleden çıkarıp, tekrar okuyabiliriz.
Erkeklerin merakı hep büyük keşifler, büyük icatlar, büyük sözler diye kayda geçerken, kadınların merakı biraz “dedikodu” diye paketlenerek, evlerin içine sıkıştırılmış ya da susturulmuş, nedense
Dolayısıyla merakın kadıncası olmalı…
Kadın hareketlerinin tarihi de tam da bu bastırılmış merakla başlıyor. Çoğu toplumsal hareket öfke ve şiddetle anılırken, feminist hareketin hikayesinde bambaşka bir şey var: şiddete uğrayan ama şiddeti yeniden üretmeyen bir merak. Başka bir örneği var mı bilemiyorum ve sadece bu nedenle bile birkaç hafta bu sularda kalabiliriz.
* Wollstonecraft’ın “Kadınlar neden insan sayılmıyor?” diye sorması,
* Beauvoir’ın “Kadın mı doğulur, kadın mı olunur?” diye meşhur sorusunu ortaya atması,
* Butler’ın kimlikleri sorgulaması,
* Hooks’un ısrarla “Feminizm herkes içindir” demesi gibi notları kurumsal dünyaya taşıdığımızda çeşitlilik ve kapsayıcılıktan hiç de uzağa düşmüyoruz.
"Hangi sesler bastırılıyor?", "Hangi öfkeler yokmuş gibi yapılıyor?" ya da "Hangi duygulardan hiç bahsetmiyoruz?" Pazartesi Yönetim Kurulunda Felsefe’de ilk dalgayla başlıyoruz
Kimler olacak derseniz…
Birinci Dalga: Mary Wollstonecraft
İkinci Dalga: Simone de Beauvoir (yine ve yeniden )
Üçüncü Dalga: Judith Butler
Dördüncü Dalga: Roxane Gay
Merakımız bol olsun









