KUYUCAKLI YUSUF

Kuyucaklı Yusuf romanından unutamadığım satırlar.

KUYUCAKLI YUSUF
"Hakikaten,ne yaparsa yapsın, kimlerle arkadaş olursa olsun, alışamıyordu bu şehirlere vesselam. Kendisini mütemadiyen yabancı ve ayrı buluyordu..." Sabahattin Ali'nin 1937 yılında yayımlanan çok beğenerek okudugum ve asla unutamadığım Kuyucaklı Yusuf romanından unutamadığım satırlar. Şehre hatta şehirlere alışamamak, kalbinde, hayallerinde başka bir şehirle yaşamak. İnsanın hiç yaşamadığı, hiç bilmediği, tanımadığı bir yere özlem duyması, uzakları özlemesi, gitmek istemesi nasıl da iç acıtan bir duygu.

Almanca'da tam da bunu anlatan bir sözcük var, şiir gibi "Fernweh". Tam olarak Türkçe karşılığı olmasa da bilmediğin yerleri özlemek anlamına geliyor. Sabah 8'e doğru Bruges'den Damme'ye doğru yola çıktım. Sol yanımda kanal, ulu ağaçların gölgesinde hayal gibi bir yoldan yürüyerek ulaştım bu küçücük köye. Yol tenha ve de insan yalnız yürüyünce neler gelmiyor ki aklına, Kuyucakli Yusuf'un özleminden, insana yabancılaşan yıllarını geçirdiği, artık tanımadığı yerlere dönüşen şehirlerden, uzaklarda bilinmeyen yerlere duyulan özleme kadar...Bir yol ne çok şey getiriveriyor insanın aklına.

Altı kilometrenin üzerinde gerçekten rüya gibi bir yolla ulaştığım Damme Köyü'ne bugün beni çeken dünyada kendini kitap köyü olarak tanımlayan az sayıdaki köylerden biri olması. Bu unvanını 1997 yılında almış. Her ayın ikinci pazarı ikinci el kitap pazarı kuruluyor. Bruges'de olduğum dönemde bugüne denk gelmem müthiş bir şans oldu.
Masal gibi bir yer Damme. Yemyeşil, tarihi evlerin ve onlarca kitapçının olduğu küçücük bir yerleşim.
Gittiğimde yaşı çoktan 50'yi geçmiş satıcılar tezgahlarını düzenliyordu. Yaklaşık 7 kilometreyi yürümenin yorgunluğu ile bir kenarda oturdum ve onları izledim. Her kitabı özenle yerleştiren bu aslında yaşlı denilebilecek insanların yüzleri ne çok şey anlatıyordu.
"Evet bazen sona gelmeden insan eşyalarıyla vedalaşmalı" bu sözler tezgahında kitaplarını karıştırdığım yaşlı bir satıcıya ait. Tezgahında okuduğu, altlarını çizdiği satırlarla dolu onlarca kendisine ait kitap...İçimi öyle sızlatti ki artık her tezgahta kitaplardan çok yaşlı satıcıların yüzlerini inceledim. Bu yıpranmış kitaplar taş yollarla çevrelenmiş bu binlerce yıllık küçük köy meydanındaki eski evler gibi insanın ömrünün nasıl da kısa olduğunu hatırlatıveriyor.

Bir saatin sonunda meydan bisikletleri ile gelmiş yüzlerce insanla doldu. Bir anda o sessiz köy gibi kitap pazarı da canlandı. Her bir tezgahta kitap alan onlarca insan...

Her tezgaha uğradım. Özellikle eski basım resimli çocuk kitapları harikaydı. Neredeyse her konuda kitap vardı. Bir kaç saatin sonunda tekrar dönüş için yola koyuldum.
Köyün girişindeki Bruges 6.7 km yazan tabelanın hemen ilerisindeki el yapımı çikolatalar ve tatlılar satan ülkedeki en küçük şeker evine uğramazsam olmazdı. Gerçek bir nostalji yaşatan Damme'ye aklımda nice düşüncelerle veda edip yola çıktım.
.
.
.
Bazen insan özlemini çektiği yerleri bir anda bulabiliyormuş.

Dr. Nejla Kılınç, PhD

'Ufuk Planlama' Kurucusu, Şehir Plancısı (A Grubu), Öğretim Görevlisi, Yazar
Resim önizleme