"Krizi CEO çıkarırsa kim yönetir" serimizin yeni bölümüne hoş geldiniz!
Coldplay konserinde görüntülenen bir sarılma, teknoloji şirketi Astronomer’ın CEO’su ve İK Direktörü’nü uluslararası bir kurumsal krize sürükledi. Olay, liderlik ve etik değerler tartışmasını alevlendirdi.
"Krizi CEO çıkarırsa kim yönetir" serimizin yeni bölümüne hoş geldiniz!
Bu kez sahne, bir CEO’nun attığı LinkedIn mesajında ya da “reply all” yaparak gönderdiği mailde değil.
Coldplay konserinde.
Boston.
Kalabalık.
Işıklar.
Ve dev bir ekran.
Konserin dev ekranında bir kadın ve bir erkeğin yakınlaştığı anlar..
Herkesin gözleri önünde ama daha önemlisi, herkesin elinde bir kamera varken!
Bir öpücük. Bir sarılma.
Kamera ile göz göze geliş.
Kadının yüzünü elleriyle kapatışı.
Adamın hızla geri çekilip çökerek saklanmaya çalışması.Coldplay solistinin ekranı görüp "ya yasak aşk ya da çok utangaçlar" diyerek dikkatleri oraya çekmesi..
Buraya kadar her şey, utangaç aşk sahnesi gibi.
Ama Vegas’ta olanın bile Vegas’ta kalmadığı dünyamızda, videoların sosyal medyaya düşmesi..
Kahramanların kim olduğunun ortaya çıkışı:
Teknoloji şirketi Astronomer CEO’su ve şirketin İK Direktörü!
İşleri karmaşıklaştıran detay sadece şirket içi emir komuta zinciri değil; ikisinin de evli olması.
Artık mesele, bir yakınlaşma değil.
Konu bir kurumsal imaj, bir değer sistemi,liderliğe duyulan inanç.
Bir şirketin vitrininin gözler önünde kırılması.
Sonra (sosyal)medyanın ağır darbesi..Bazı eski çalışanların, toksik liderlik tarzıyla ilgili eski defterleri açması! Kriz içinde başka krizin gelişi!
İstesek dünyanın en ünlü müzik gurubunun dahil olduğu bu kriz senaryosunu yazamazdık.Ama durun zaten biz yazmadık!
Peki buna özel hayat deyip geçebilir miyiz?
Liderlik, özel alanda da kurumsal bir temsil değil mi?
Üstelik yanınızdaki kişi, şirketinizin İK direktörüyse?
Yani çalışanlara güveni, eşitliği, etik standartları anlatan kişi?
Peki o zaman:
Şirket anayasaları,
Yöneticiyle ilişkiyi yasaklayan iç politikalar,
Etik, şeffaflık, hesap verebilirlik...
Hepsi sadece LinkedIn cümlelerinden mi ibaret?
Bir CEO şirketin dünyadaki yankısını da yönetir.
Yatırımcı ona bakar ve öngörü arar.
Müşteri ona bakar ve güven duymak ister.
Medya, kelimelerinden çok davranışlarını okur.
Ve takdir edersiniz ki bu senaryodan çok da iyi sonuç çıkmaz.
Ama asıl sarsıntı içeridedir!
Çünkü kriz CEO’dan çıkarsa, çalışanlarlar “Demek ki kurallar herkes için değilmiş.” hissine girer, işler karışır, balık da böylece baştan kokar.
O yüzden mesele sadece bir yakınlaşma değil; değer zincirinin nerede koptuğudur. Çünkü bir CEO’nun özel/kamusal duruşu şirketin anayasasıdır.
Ve bazen o anayasa, bir konserin ortasında bir “sarılma kriziyle” çöküverir.
Sonra genelde ne mi olur?
Daha acı bir tablo!
Erkek CEO yoluna devam eder. Kadın İK Direktörü “kişisel nedenlerle” işten uzaklaşır.Kaçamak krizi, cinsiyet eşitsizliği krizini de derinleştirir.
Trajikomik kısmı ise, krizi iletişimcinin çözmesi beklenir.Oysa ona “çöz” demekten daha kolay bir yol vardır:
CEO olarak , ilkeleri çiğnememek, arkasında duramayacağın ilişkiler ağına girmemek, yasakladığın şeyi kendin yapmamak.
Kriz yönetiminin en sade formülü, o krizi hiç çıkarmamaktır.
Aksi halde;
Bir CEO, kendi krizinin gölgesinde şirketini ne kadar aydınlatabilir?
#CEO #kriz #Coldplay #liderlik #etik #skandal #kurumsal #Boston











