ARTIK HER GÜN BAYRAM, AĞZA GEREK KALMADI…
Yapay zekâ çağında akademisyenliğin dönüşmesi gerektiğini savunan bir paylaşımda, “hoca değil esinmen” yaklaşımı ve etik tartışmaları öne çıktı.
ARTIK HER GÜN BAYRAM, AĞZA GEREK KALMADI…
Yazılarımı düzenli okuyanlar bilir, bayramlarda açarım bayramlık ağzımı, akademik camiamıza edecek iki çift lafım olur. Bir çekidüzen verelim isterim kendimize; egodan ve ihtiraslardan sıyrılalım, yabancılaşma tuzağından kurtulalım, silkinip kendimize gelelim.
Bu bayram farklı.
İlkin, yapay zekanın yapabileceklerini keşfettikçe çakma akademisyenliğin pabucunun çoktan dama atıldığını görebiliyorum. Yeni nesil, bu potansiyelin farkına çoktan vardı. Her nasılsa ezberle, kayırmacılıkla, biatla ve “hoca”lık sıfatı üzerinden nüfuz tacirliği ve nefis tatmini hayalleriyle akademisyen olanların suyu ısındı. Bağlam oluşturmadan, kutunun dışında düşünmeden, öğrenciye kendi potansiyelini keşfettirmeden, yöntem geliştirmeden kürsü tutanların kürsüsü sallanıyor.
Dediğim yere geliyoruz; “hoca” değil “esinmen” olmalıyız. “Hoca, öğrencinin öğrencisidir.” En yakası açılmadık sıra dışı sorular kimdeyse ferman onundur. Promptlar yazılmayı bekliyor. Bilginin değerini ortaya çıkaran bağlamıdır. Bağlam oluşturma yöntemlerini birlikte geliştirebiliriz. Bunun için meraklı bir zihin, duyan bir kulak ve kibirsiz bir tutum gerekir. Artık milyonlarca kat bilgiyi bizden milyonlarca kat hızlı tarayan internet çağında kimse kimseye “cahil” diyemez. Hepimiz cahiliz, istemezsek hiçbirimiz değiliz.
İkinci olarak bu bayramda kişisel bayramımı kutluyorum. Yıllardır sizinle paylaştığım düşüncelerim, duygularım; geçmişe, bugüne ve geleceğe dair fikir ve öngörülerim derlendi, toplandı, Zihnimin Ateş Böcekleri’nde buluştu.
İki genç hukukçu, harika bir çalışmayla paylaşımlarım arasından en aydınlatıcı bulduklarını seçti, tasnif etti, dokuz bölümde bir araya getirdi. Bu bölümlerden biri de “Akademiyi Hak Et(t)ik Mi?”... Bölümde tam on altı yazı var, yani akademik etiğe ve akademisyenliğin anlamına dair yazacağım kadar yazmışım, yeter. Her bölümün başlığı birbirinden ilginç; En Güçlü Hikaye Kendi Hikayemizdir, Geleceği Düş'ün, İçinden Taş'ın, Gerçekleşen Hayaller, Eğitimden Esinime, Birlikte Güzel Yaşama Hayalimiz: Anayasa, Döngel Dünya
Kitabımın iki meleğinden ilk ricam paylaşımlarımdan kendilerine en çok umut verenleri tercih etmeleri olmuştu. Kitabın ilk adı da böyle ortaya çıkmıştı: Umut Tarifleri Kitabı…
Baştan sona okuyunca varlığıma bir ayna tuttuğumu fark ettim. İç görüntümü bayağı aydınlık ve bakılası buldum, mutlu oldum.
Genç ve hayra dönük bir ruha sahip olan herkesin bu kitap üzerinden anlamlı ve güçlü bağlar kurabileceğini umuyorum.
Instagram hesabımızı açtık. Ateş böceklerinin antenleri sinyalleri bekliyor.
Herkese umut dolu, aydınlık bir bayram diliyorum.
https://lnkd.in/dCyJreJB
https://lnkd.in/dn5GY8pA











