Konsomatris, pavyon ve pantolon: Kelimelerin şaşırtan yolculuğu

Konsomatris, pavyon, pantolon ve travel kelimelerinin kökeni, yüzyıllar içinde geçirdikleri anlam değişimleriyle dilin kültürel dönüşümünü gözler önüne seriyor.

Konsomatris, pavyon ve pantolon: Kelimelerin şaşırtan yolculuğu

Vaktiyle bir “konsomatris” kelimesi vardı; hatırlarsınız. Pavyon ve gece kulüplerinde müşterilere eşlik ederek işletmenin satışını artıran kadın çalışanlar için kullanılırdı. Aslında bu mesleğin temel amacı müşteriyi eğlendirmekten çok, müşterinin daha fazla tüketim yapmasını sağlamaktı.

Nitekim, kelimenin kökeni de bunu doğruluyor. Latince “consumere” (tüketmek, harcamak) fiilinden türeyen Fransızca consommatrice, Fransızcada “kadın tüketici” anlamına geliyor.

Yani Fransızcada bu kelimenin, Türkçede yıllarca kullandığımız “konsomatris” anlamıyla hiçbir ilgisi yok. Kelime Türkçeye geçtikten sonra bambaşka bir kültürel bağlamda yeni ve kendine özgü bir anlam kazanmış.

Nereden nereye değil mi?

Aslında bu tek örnek de değil. Özellikle 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında, Osmanlı’nın Fransız kültüründen yoğun biçimde etkilendiği dönemde dilimize pek çok Fransızca kelime girmiş. Bu etkilenme de başta otelcilik, restoran ve eğlence sektöründe olmuş. Ancak bunların önemli bir kısmı, kaynak dildeki anlamında uzaklaşarak Türkçede bambaşka anlamlar kazanmış.

Nitekim, pavyon da bunlardan biri. Türkçedeki eğlence mekânını ifade eden pavyon kelimesinin kökeni Fransızca “pavillon”. Oysa Fransızcada bu kelime; villa, fuar binası ya da sergi pavyonu gibi anlamlarda kullanılıyor. Dolayısıyla Türkiye’de gidilen pavyon ile Fransa’da gidilen pavyon arasında bir hayli fark var.

Geçen gün bir haber başlığı vardı…
“Konsomatris A.Y. Pavyon Gerçeğini Anlattı” diye. Hadi buyurun bakalım, bunu bir Fransız’a anlatın. 

*

Yaklaşık 500 yıl öncesi İtalya’sına ve Avrupa tiyatrosunu yüzyıllarca etkileyen Commedia dell’arte geleneğine gidersek, oradan da göç eden bir kelime var.

Her Commedia dell’arte karakteri İtalya’nın farklı bir bölgesini temsil eder. Venedik’i temsil eden karakter de yaşlı bir tüccardır. Bu tüccar, aşırı cimri, zengin, ilerlemiş yaşına rağmen genç kadınları etkilemeye çalışan, onlara kur yapan ama doğal olarak her seferinde de komik duruma düşen bir karakterdir.

Onu sahnede diğer karakterlerden ayıran en belirgin özelliklerinden biri ise kostümüdür: Ayak bileklerine kadar uzanan dar, kırmızı bir pantolon giyer.

Karakterin adı Pantalone’dir ve bu karakter o kadar ünlenir ki, zamanla insanlar bu giysi biçimini onun adıyla anmaya başlarlar. Önce İtalyancada “pantaloni”, ardından Fransızcada “pantalon” olur.

Yani dilimizdeki pantolon kelimesi yaklaşık beş yüz yıl önce sahnede seyirciyi güldüren yaşlı ve cimri bir karakterden mirastır.

*

Bugün seyahate çıkıyorum. Buna uygun olarak da, yazıyı “travel” kelimesi ile bitireyim diye düşündüm.

“Travel” eski Fransızca “travail” sözcüğünden geliyor. Travail ise Latince “tripalium”dan türemiş. Orta Çağ’da seyahatin ne kadar yorucu, tehlikeli ve çileli bir deneyim olduğunu gösterircesine, “tripalium” üç kazıklı bir işkence düzeneğinin adı.

İşkenceyi ve çileyi ifade eden bir kelimeden, bugün, özgürlüğü, keşfi ve merakı anlatan bir kelimeye…

Nereden nereye, değil mi?

Damla Ömür Tantekin

Writer & Speaker | Insights on Life, Culture & Human Experience Across Countries

turkiyegunlugu.net