Kaybolan Aşkın Ardından Silah Sesleri: Milas’ta Genç Bir Mühendisin Hikâyesi

Milas’ta bir genç mühendis, sahilde tanıştığı kadının aniden kaybolmasıyla hayatında silinmez bir boşluk yaşadı. Bu kırık aşk hikâyesi, yıllar sonra poligonlarda mermilere dönüşen bir alışkanlığa yol açtı.

Kaybolan Aşkın Ardından Silah Sesleri: Milas’ta Genç Bir Mühendisin Hikâyesi

Nasıl şiddetle tanıştığımın iç burkan hikâyesidir.

Mesleğe ilk başladığım zamanlar, Muğla Milas. Bir termik santralde çalışıyorum. Ören Plajına da çok yakın bir yer hep oraya kaçıyorum. Bir defasında şezlongda uzanırken arkamda uzanmış kitap okuyan bir kız gördüm. Bekir Yıldız’ın Kaçakçı Şahan isimli öykü kitabı. Bekir Yıldız hastasıyım ben. Ulan kim sahilde Bekir Yıldız okur diye düşünürken yerimden kalktım, havlumu aldım, arka sıraya taşındım. Kızla aramda diken gibi bir şezlong var sadece. Ama sesim erişir. Yeşil bir şortu vardı. Uzun kül rengi saçları ıslak tuzlu, ela gözleri güneşle dönüyor. Tepesindeki hasır şemsiyenin açısını bir ara değiştirmek için yerinden kalktı ki aman yarabbi. 175 plus bir boy. İnce bel, kum saati gibi. Tekrar uzandı. Hiçbir alternatif tanışma fırsatı oluşmuyor. Başka çare yoktu. “Zırhlı Şamı’yı okudunuz mu?” dedim. Kitaptan bir öyküydü, güvercinlerden bahseden… Doğruldu, okuyordum dedi, kitabın sayfasını bana çevirdi. On ikiden vurdum, yürüdüm oradan.

Gittim küçük tatlı bir kavun aldım, kestirip getirdim ona. Akşama kadar muhabbet ettik. Meryem’di adı. Meğer Almancıymış, babasının kitaplığından almış kitabı. –Bekir Yıldız da gurbetçiydi- Watsup yoktu o zaman, Msn de sabahlara kadar chatleşiyoruz. Ben bir zevk deryasındayım. Sonra yine buluşma günü belirledik. Milas merkezde botanik bahçesi benzeri bir yer. Serin ferah… Bana bir hediye getirmiş; pastel renklerde kapağı olan saman kâğıdından bir defter. Saman kâğıdını birinci hamurdan çok sevdiğimi nasıl tahmin etmişti bilemem ama çok mutlu olmuştum. Yine o gün uzun süren keyifli bir muhabbetten sonra onu bu sefer bademli keşkül yemeye götürdüm. Bayıldı. Mekânda iki kişilik salıncaklar vardı, kurulduk. Şezlongdaki hali aklıma geldi, her yerim karıncalandı… O bedensel temas, tuzluk gibi dökülmemize vesile oldu, içte ne varsa… Meğer Samsun’luymuş. Tam bir Pontus dilberi. Ben bir sonraki buluşmayı planlarken o benden atik çıktı. "Bir dahakine daha heyecanlı bir şeyler yapalım" dedi. Elim ayağıma dolandı. "Poligona gidelim," dedi.