Kandırılmak: Bir Tercihler Hikayesi
Kandırılmanın iradi bir tercih olduğu düşüncesi üzerinden, bireylerin doğru ve yanlış arasında yaptığı seçimlerin anlamı ve toplumsal yansımaları derinlemesine inceleniyor.
Kandırılmak: Bir Tercihler Hikayesi
Fikir tartışmalarının olduğu sohbetler her zaman ufkumu açıyor. Bir sohbette birçok konunun yanısıra söz döndü dolaştı ve kandırılmaya geldi. Kandırılmanın çoğu zaman iradi olduğuna inanırım. Tıpkı Søren Kierkegaard’ın da yıllar önce söylediği gibi; “Kandırılmanın iki türlüsü vardır: ya doğru olmayana inanırsınız ya da doğru olana inanmayı reddedersiniz.”
Her iki durumda da tercihler devreye girer. Biri ya da diğeri arasında bir seçimdir yapılan. İster aklen ister kalben veyahut aklı ve kalbi devre dışı bırakarak bir yöne meylederiz.
Kandırılmanın toplumda bir sempatisi vardır. Hoşgörürüz kandırılanı. Neden mi? Her kandırılmanın içinde bir de mağdur vardır. Mağdur zayıftır. Zayıfın yanında olmak bir yanımıza iyi gelir. Ne de olsa yüce gönlümüze yardım eli uzatma fırsatı çıkmıştır. Yüce gönüllülüğümüzden mi yanında oluruz kandırılanın, yoksa gün gelir bizim de benzeri tercihi yapacağımızı bildiğimizden midir,bilinmez.
Kandırılmak iradi olsa bile sorumluluk almaktan en kolay sıyrıldığımız, hoşgörülen bir haldir. Böylesine sırt sıvazlanan bir durum için sizin tercihiniz ne? Doğru olmayana inanmak mı, yoksa doğru olana inanmayı reddetmek mi?











