Bir Ömrün Ardından: Zamanın ve Mekânın İzinde
Hacı Enbiya Terzioğlu’nun hayatı ve torununun 50 yıl sonra kutsal topraklarda izini sürüşü anlatılıyor. Zamanda ve mekânda bırakılan izlerin, dua ve vefa ile yeniden birleştiği anlamlı bir anı yolculuğu sunuluyor.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL
Bir Ömrün Ardından: Zamanın ve Mekânın İzinde
Bazı yolculuklar vardır ki sadece insanı değil, zamanda da iz bırakır...
Bundan tam 21 yıl önce, 28 Nisan 2004 günü, İstanbul Eyüp Sultan'da, hayatı boyunca dik duran bir çınarı, sevgili dedem Hacı Enbiya Terzioğlu’nu toprağa verdik.
Bugün ise, bambaşka bir zamanın, bambaşka bir durakta, onu yeniden anıyorum.
* 50 yıl önce, 1975 yılında, İstanbul Sultanahmet Meydanı’ndan kalkan otobüslerle kutsal topraklara, Hac yolculuğuna çıkmıştı.
* Bugün, 2025 yılında, ben onun ilk torunu olarak Hicaz bölgesindeyim.
Mekke'ye, Medine'ye, Arafat'a birkaç saat mesafedeyim.
Bu sene hacılar 23 Nisan'da başladılar yollara düşmeye...
5 Haziran 2025'de Arafat'ta toplanacaklar...
Benim dedem de, 10 Aralık 1975'te, soğuk bir Aralık sabahı Arafat’a yürümüştü.
Ne büyük bir tevafuk...
Ne büyük bir iz...
Ne büyük bir dua...
Hayatının her safhasında:
Birinci Dünya Savaşı'nda küçük bir çocukken annesinin sırtında Trabzon'da Rus bombardımanından kaçarken, Milli Mücadele'de işgal altındaki İstanbul'da bıyıkları yeni terleyen bir delikanlıyken kayıklarda, gemilerde çalışarak büyürken, İkinci Dünya Savaşı'nda Trakya sınırlarımızda 48 ay askerlik yaparken, ömrü boyunca denizlerde, çoğu zaman eşinden, anasından, babasından, evlatlarından ayrı, tüm dünyada liman liman çalışırken...
Emekli olduğu yıllarda, her gün hiç üşenmeden, tertemiz giyinip, camiler yaptırmak için, hayır işleri için tüm gün koştururken...
Hep hiç sarsılmadan yürüdü.
Her zaman çalıştı.
Her zaman dua etti.
Her zaman umudu taşıdı.
Ve her zaman... sevdi.
Severek, çalışarak, mücadele ederek yaşadı.
Bugün, onun yürüdüğü yollara, onun baktığı gökyüzüne, onun dualarına daha yakın hissediyorum kendimi.









