İyi Sohbetin Felsefesi: İnsan, İnsanla Düşünür
Türkiye Innovation Week’te “Yapay Zekâ ve Hukuk” paneline katılan Prof. Dr. [Adınız], iyi sohbetin felsefi temellerini anlattı: “İnsan, insanla düşünür.”
Geçen hafta İstanbul’daydım. Memleketten uzaktayken, hasretini çektiğim iki şey oluyor: Biri simit, diğeri iyi sohbet.
Türkiye Innovation Week'te, “Yapay Zekâ ve Hukuk” konulu panelimiz vardı. Her zirve değil ama TIW gibi iyi kurgulanmış zirvelerin, ekosisteme iki yönlü katkı sunduğunu düşünüyorum:
Hem katılımcılara belli konular üzerine düşünme alanı yaratıyor, hem de farklı sektörlerden insanları tanıştırıp iyi sohbetlerin önünü açıyor.
İstanbul’da bulunduğum sürede hem paneli dinlemeye gelenlerle hem de ayrı buluşmalarda nitelikli sohbetler edebildiğim için, bu haftaki yazım da konusunu böylelikle bulmuş oldu:
İyi bir sohbet nasıl mümkün olur?
Bir sohbet, kendimizde ya da karşımızdakinde sahiden bir dönüşüm yaratabilir mi?
*
Bilirsiniz; “retorik”, estetik ve ikna edici ifade sanatına deniyor. Antik Yunan’da bir düşünce disiplini olarak şekillenmesi tesadüf değil; çünkü Atina demokrasisinde halkı etkileme ve ikna becerisi yurttaşlık pratiğinin merkezindeydi ve Sofistler bu sanatı öğreten ilk profesyonellerdi. Ancak onların yaklaşımında haklı görünmek, haklı olmaktan çoğu zaman daha önemliydi.
Sokrates ise bu anlayışa karşı çıktı. Ona göre amaç, başkasını alt etmek değil; birlikte düşünerek hakikate yaklaşmaktı. Bu nedenle yalnızca bir iletişim biçimi değil, bir düşünme biçimi olan “Sokratik diyalog”u geliştirmişti.
Çünkü bazen iki kararsız insanın bir araya gelmesi, her ikisinin de tek başına ulaşamayacağı bir fikri mümkün kılabilirdi.
Aristoteles ise hem Sokrates’in hem de Sofistlerin mirasını birlikte ele aldı ve “Eğer bir fikri savunuyorsan, hem doğruyu söyle hem de etkili konuş. İkisi birlikte mümkün”ü savundu.
Yazılarımda da, kullanmaya gayret ettiğim Aristoteles retoriğinin 3 unsuru var:
*Ele aldığımız bir konuda karşımızdakileri ikna edebilmek için güvenilir ve ahlâki bir duruş sergileyebilmek (ethos),
*Karşıdakinin duygularına hitap edebilmek (pathos),
*Argümanları kanıta dayalı, mantıklı bir zemine oturtabilmek (logos).
*
Peki, ya sohbet?
Woody Allen filmlerini ben çok severim. Onun karakterleri dünyayı kurtarmaz ama bir kafede, bir parkta, çoğu zaman yalnızca sohbet ederek birbirlerine yaklaşırlar.
İşte, sohbet tam böyle bir şey; birlikte bir anlam üretme süreci. Artık ne söylediğimiz kadar, nasıl dinlediğimizin, ne sorduğumuzun ve karşımızdakine kendi düşüncesini inşa etme imkanı sunup sunamadığımızın belirleyici olduğu bir zemin.
Birbirine alan açan bir karşılaşma.
Hatta içinde “üretken gerilim”in olduğu bir sohbet; yani bizimle aynı düşünmeyen, entelektüel olarak rahatsız eden bir muhatap, görüşlerimizi gözden geçirmemizi ve onları sağlam bir temele oturtmamızı da sağlayabilir.
Çünkü insan, insanla düşünür; insan, insanla büyür.
Öyle değil mi?
*
(*Bu vesileyle, İstanbul seyahatimdeki değerli sohbetleri mümkün kılan sevgili Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun Hocam'a ve Ayyıldız Ajansı ekibine teşekkür ederim.
Cengiz AYYILDIZ Selim ÇAVUŞ Ayse Dudu DEMİRTAŞ)











