Hukuk Eğitiminin Eksikleri ve Çözüm Önerileri Üzerine
Akademisyenlerin pedagojik formasyonu neden önemli? Öğrencilerin yaşadığı sorunlar ve çözüm yolları tartışılıyor.
Üzülüyorum. Öğrencilerimizi üzüyoruz. Bunu onlara yapmamalıyız. Ünal Hoca, Benzersiz Zamanlar’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenciliğinin ilk günlerini esprili bir dille aktarıyor. Koca koca hocalar henüz liseyi yeni bitirip gelen öğrencilere doğrudan hukuk terimleri kullanarak dersi anlatıp gidiyor. Bu durum gençlerde büyük bir endişeye ve hayal kırıklığına yol açıyor. Hele kitaptaki şu cümle içimi o kadar acıttı ki… “İzleyen günlerde sınıf bir hayli tenhalaştı.” Kendilerini eksik, yetersiz hisseden o öğrenciler nerelere gittiler? Öyküleri nasıl yazıldı? İlk derslerde temel kavramlarla tanıştırılsalardı, eğlenceli anekdotlarla derse bağlansalardı öğrenme süreçleri nasıl gelişirdi? O zamanlarda hukuk fakültesine girmek kolay, çıkmak zormuş. İstanbul Hukuk Fakültesinin meşhur birinci amfisi bin kişiliktir. Devam zorunluluğu da bildiğim kadarıyla hiç olmamıştır. Bu neden böyle yapılmış gerçekten merak ediyorum. İzleyen yıllarda hukuk fakültesi sayısı hızla arttı. Puanlar da yükseldi. % 1’lik dilimden öğrenci alıyoruz. Öğretim üyesi sayısı ise o hızla artmadı. Akademik camia açısından kaliteyi tutturup tutturamadığımızdan da emin değilim. Her öğretim üyesinin kendi alanında yetkin olduğunu varsayalım. Bilmekle anlatabilmek aynı şey değil. Geldiğimiz noktada bir hukuk öğrencimizi dahi heba etmemek için ortak bir eğitim yaklaşımında oydaşmamız gerekiyor. Mutlaka temel pedagojik formasyon almalıyız. Yetişkin eğitiminin yöntemlerini öğrenmeliyiz. Dersimize ve öğrencimize sahip çıkmalıyız. Her mezunumuz hakim, savcı, avukat veya bürokrat olmayacak ancak hukuk fakültesinde onlara sistematik ve bağlamlı düşünmeyi, bir konuyu zihin haritalama yoluyla bileşenlerine ayırmayı, kavramlar üzerine felsefi yaklaşımlar geliştirmeyi, nasıl öğrenileceğini kendi derslerimiz üzerinden öğretebilirsek mutlu mezunlarımız olur. Topluma değer katacak bireyler yetiştiririz. Bu boynumuzun borcudur. Akademisyen meslektaşlarımdan öğrencilerimizin ve toplumumuzun geleceğine dokundukları bilinciyle kendilerine eğitim yöntemleri alanında yatırım yapmalarını özellikle rica ediyorum. Zincirin ilk halkasında biz varız. Siyaset, ticaret bizden uzak olsun. Tembellik ve umarsızlık bizden uzak olsun. Madem “hoca”yız, “hocanın dediğini yap yaptığını yapma” demesinler; her türlü nefsi zafiyet bizden uzak olsun. Öğrencilerimize ilham kaynağı olabilmemizin, onlar için mutluluk üretebilmemizin yolu kendi mesleğimizi sevmemizden geçiyor
Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun











