Don Kişot: Osmanlı'nın Gölgesinde Doğan Edebiyat Harikası

Osmanlı'ya karşı çarpışan ve esir düşen Miguel de Cervantes’in eşsiz eseri "Don Kişot", tüm zamanların en iyi kurgu eseri seçildi.

Don Kişot: Osmanlı'nın Gölgesinde Doğan Edebiyat Harikası

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / EDEBİYAT

Nobel Enstitüsü bir araştırma yapar. Birbirinden değerli 100 yazar tarafından gelmiş geçmiş tüm zamanların en iyi kurgu eseri, hepimizin Reşat Nuri Güntekin'in çevirisiyle zihnimize kazınan adıyla "Don Kişot" seçilir.

Oysa kitabın yazarı Miguel de
Cervantes Osmanlılara karşı çarpıştığı Inebahtı Deniz Savaşı'nda bir elini kaybedene ve beş yıl sürecek savaş esirliğine kadar esamesi bile okunmayan amatör bir yazardır.

Ortaçağ’da Osmanlının Avrupa'nın içlerine ilerlemesiyle Türklerin nüfuzu artmıştı.
Bu yalnız siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkileri çeşitlendirmekle kalmamıştı Batı edebiyatına yansımıştı.

Osmanlı'ya karşı kurulan Haçlı Birliği’nin içerisinde yoğun askeri gücü oluşturan İspanya’da bu etkiler çeşitli şekillerde ortaya
çıkmıştı. Klasik dünya edebiyatının çok ünlü İspanyol yazarı da bu etkiyi bizzat hissetmiş ve eserlerine yansıtmıştır.

İnebahtı Savaşı’nda asker olarak yer alan, daha sonra hayatının beş yılını Cezayir’de Türklere esir olarak geçiren Miguel de Cervantes’in Batı edebiyatının ilk romanlardan biri olarak kabul
edilen Don Kişot’ta İnebahtı Savaşı ve Türklerle ilgili konulardan bshsetmesi bu bakımdan hiç şaşırtıcı değil.

Cervantes'in Don Kişot gibi “Cesur İspanyol, Cezayir’in Hamamları, Oviedolu Büyük
Katalina Sultanı” eserlerini de esareti döneminde kaleme aldığı biliniyor.

Ardından dünya çapında pek çok ünlü düşünürü, yazarı kendine böylesi bağlayan, şarkılara, şiirlere, resimlere ilham olan, kendine hayran bırakan, enlerin eni Don Kişot için Yaşar Kemal şöyle diyor;

"Günümüzde kahramanlığın içini boş yere şişirmişler. Oysa o, kahramanların dünya en işe yaramış, en gerçeği, en insan olanıdır. Bir kahramandan bahsedildiğinde aklıma ilk Don Kişot gelir."
1962 Ağacın Çürüğü / Yaşar Kemal

Peki ben ne derdim Don Kişot için diye düşünüyorum;)
Kahkalarla güldürürken böylesi keyif vermek, mükemmel bir kurguyla dönemin insan profillerini sunmak, esprili, komik ve gülünç hikayelerin içine filozofça konuşmaları yedirmek, okuyucusunu gezgin bir şövalye gibi hissettirmek, "yenildik ama tekrar kalkacağız" diye düşündürüp kuşkusuzca bundan emin olarak ilerletmek ve saf idealist Don Kişot kadar heveslendirmek hiç az şey değil.

Yeldeğirmeniyle savaşmak gibi olağanüstü bir metaforu zihnimize kazıyan yazar, bana kalırsa kahramanının delilikle deha arasındaki bu savaşımı ile insanın varoluşunun özüne iniyor. Yeldeğirmeninin, baş edilmesi imkansız gücüne karşı, potansiyelini ve ele avuca sığmaz anarşist ruhunu hatırlatıyor.

-Sancho Panza: Yeldeğirmenlerini neden korkunç devlere benzetiyorsun?

-Don Kişot: Peki sen korkunç devleri neden yeldeğirmenlerine benzetiyorsun?

500 yıl önce kaleme alınan tarihin bu ilk romanı, zamanın çok ötesinde mizah ve bir o kadar etkili ve duru hikaye anlatımıyla insana kendi hayatını düşündürüyor ve romanın bir kurgu olduğunu unutturabiliyor...

 Cervantes ve Don Kişot Anıtı
Plaza de Espana/Madrid

Onur Küçükkaramıklı

Co-Founder at SONA Underwater Dive Technology
    www.divesona.com

    turkiygunlugu.net