Hayatın Direksiyonu Beyninizde mi, Elinizde mi?
Zihinsel konfor alanından çıkmanın nörobilimsel temelleri ve kişisel gelişimle ilişkisi üzerine kaleme alınan bu yazı, bireyin dönüşüm gücünü keşfetmesine ışık tutuyor.
Şüphe duyarsınız.
Aksiliklerle savrulursunuz.
Bazen düşer ve kalkamazsınız.
Olumsuz duygular içinde boğulursunuz.
Bu bir tercih.
Tüm bunlar olup biterken yaşam enerjinizi tüketirsiniz.
Yüzünüze gülümseyen bir maske takıp yaşarsınız.
Bu da bir tercih.
Ama yalnızca bu değil.
Hiçbir şey üzerine düşünmeden, takılmadan, kimilerine göre bir boşvermişlik içinde ömür geçirirsiniz.
Bu da bir tercih.
Düşünelim derseniz, devam.
Aamodt ve Wang, satırlarına dikkat etmeli.
Beynin öncelikli amacı, bizi mutlu etmek değil; bizi hayatta tutmak. Tehlikeyi, riski, belirsizliği minimize ederek enerjiyi korumak.
“Dolayısıyla siz, konfor alanınızda kalmanız için biyolojik olarak programlandınız. Ancak burada bir ironi var:
Beyin sizi korurken, aynı zamanda potansiyelinizi de bastırabilir.”
Yanılıyor mu, dersiniz?
Haydi gelin, Dick Swaab ile daha ileri gidelim.
“Beyin her şeyi belirler.”
Ancak buradaki her şey, sabit bir yazgı değil.
Buraya dikkat.
Plastisite sayesinde, nasıl düşündüğünüz, duygularınızı nasıl yönettiğiniz ve kendinizi nasıl yeniden inşa ettiğiniz, tüm kimliğinizi şekillendirebilir.
Acı içinde boğulmak da onu dönüştürmek de..
İnançla yeniden denemek de “böyle gelmiş böyle gider” demek de..
Birer biyolojik yazgı değil.
Birer seçim.
Seçim cesaretle başlar.
Duygularınızla yüzleşme, düşünce kalıplarınızı gözden geçirme, beyninizin otomatik işleyişini fark edip kendi yol haritanızı çizme cesareti…
İşte o zaman, sadece yaşamazsınız.
Yaşadığınızı hissedersiniz.
Zeka düzeyiniz değil, şartlarınız değil.
Asıl belirleyici olan, kendinizle ilişkiniz.
Söylesinize, bu durumda anahtar kimde?
* Olga Koz
* Beynimiz Neyse Biz Oyuz, Dick Swaab
* Beyninize Hoş Geldiniz, Sandra Aamodt & Samuel Wang
* Ophelia, The Lumineers











