Günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu.’’
“Bütün askerler, subaylar, artık her şeyi unutmuşlar, bakışlarını, kalplerini, verilecek işarete yöneltmiş bulunuyorlardı.
Lord Casey (Çanakkale Savaşı’na katılan bir üsteğmen):
‘’Conk Bayiri’nda Süngü hücumundan sonra bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz yüzbaşı avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Ancak siperden hiç kimse çıkıp yardım edemiyordu çünkü en küçük bir harekette yüzlerce kurşun yağıyordu. Bu sırada akıl almaz bir olay oldu. Türk siperlerinden beyaz bir bayrak sallandı ve bir Türk askeri, silahsız siperden çıktı. Hepimiz donup kaldık. Kimse nefes almıyor, ona bakıyorduk. Asker yaralı İngiliz subayı kucakladı, kolunu omzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi döndü. Günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu.’’
Fransız Generali Bridges:
‘’Hiç unutmam savaş alanında kavga sona ermişti. Yerde yatan yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Bu sırada gördüğüm şeyi ömrümün sonuna kadar unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor ve Türk askeri de gömleğini yırtmış; onun yaralarını sarıp, kanlarını temizliyordu.’’
Albay Mustafa Kemal (Atatürk) şu şekilde anlatır:
“Bütün askerler, subaylar, artık her şeyi unutmuşlar, bakışlarını, kalplerini, verilecek işarete yöneltmiş bulunuyorlardı.
Süngüleri ve bir ayakları ileri uzatılmış olan askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılıçları ellerinde subaylarımız, kırbacımın aşağı inmesiyle demirden bir kitle halinde aslanca bir saldırıyla ileri atıldılar.
Bir saniye sonra düşman siperleri içinde gökyüzüne yükselen bir sesten başka bir şey işitilmiyordu:
Allah, Allah, Allah! ”
Sen sadece yürüyorsun!
Her gün.
Bu toprakların ve böylesi karakterli askerlerin, nice cesur evlatların fedakarlığı ile yürüyorsun!
Sen sadece gülüyorsun!
Her gün.
Zamanında masumiyet böyle ciğer yakan ağıtlar verdiği için gülüyorsun!
Bu toprakların hakkını vererek yaşamak bu milletin her bir ferdinin boynunun borcudur!
Üstümüzde böylesi yüksek ruhların emeği ve hakkı vardır.
Böylesi bir sadakat karşısında vazifemizin gereği damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.
Minnetle ve saygıyla.









