FİZİK TEDAVİ MERKEZİ...

Bilkent Gazi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yürütülen tedavi süreci, gazilerin ve sivillerin yaşadığı zorlu hikâyeler ile merkezin sunduğu imkanlar öne çıkıyor.

FİZİK TEDAVİ MERKEZİ...
“Fizyoloji”, “anatomi” dersi değil, ağrıyan yeri öğretiyor insana vücut organlarının yerini. “Neren ağrıyorsa canın orası”.
Diz de göz önünde ama bağı çözülüp dermansız kaldığında görüyorsun onu da. O zaman anlıyorsun değerini. “Menüsküs yırtığımız varmış”. Bastırdı şekeri, tansiyonu diğerlerini, geçti önüne hepsinin. Altı doktor, dört hasta hane fizik tedaviye geldi sıra. Bilkent Gazi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi en isi o işin, yurtta ve dünyada. Görmeye gelen guruba maket üzerinde tanıtım yapan görevlinin anlattıkları bunlar. Güneydoğuda yaralanan gazilerimiz için düşünülmüş. Arsası ihsan Doğramacı tarafından bağışlanmış. Yapımı için gerekli yüz beş milyon doların yarısı ilk kırk beş saat içinde millet yardımıyla toplanmış. Kapıdan girdiğinde daha tekerlekli sandalye ile gezinen ya da protez bacaklı bahadırlarımız çarpıyor gözünüze hemen. Hepsinin ayrı bir hikâyesi var, her biri ayrı birer roman.
İlk gün elektro terapide yanımdaki sedyeye uzanan genç Adıyaman Kâhtalı.
Kuzey Irakta operasyonda bölücü örgütün keskin nişancılarının hedefi olmuş. Başparmak yarılmış ortadan. Gösteriyor o günkü fotoğrafını. Bağlamış gerisinden izin vermemiş kan kaybına. Serumunu da kendi takmış beklemiş sabaha kadar yardım gelmiş hastaneye kaldırılmış. Böylesi durumlarda ne yapmaları gerektiği konusunda eğitimleri varmış. İkinci kurşun iz bırakmış belinde. Onun tedavisine geliyormuş. Son durumunu gösteriyor başparmağın. Görüntü olarak var iş görmüyor diyor. Gazi kontenjanında işe yerleştirilmiş.
Bölücü örgütün ideoloğu azgın kadın terörist;
“Biz suç işlemiş değiliz ki affı kabul edelim. Suçu işleyen Türk devleti” demiş.
Uzuvlarını kaybedip buraya gelenlere soralım birde. Kimin kurşunuyla bu hale geldiler?
Avrupa, dünya birincilikleri kazandıran “ampüte”( el, kol, ayak, bacak gibi bir uzvun tamamının veya bir kısmının cerrahi işlemle kesilmişler) milli takım oyuncuları bu merkezden destek görüyor karşılaşmalara hazırlanıyorlarmış. Spor salonları hizmetlerinde karşılaşmalara hazırlanıyorlar. Çoğu kabullenmiş durumu, barışıklar kendileriyle. Hepsi de öyle değil tabi.
Uyuşturucuya bulaşmış tedaviye gelen de var aralarında. Öğreniyoruz onu da.
Kurum TSK’nın emrindeyken 2016 yılında Sağlık Bakanlığında devredilmiş. Yüzde kırk sivil kontenjanı var. “Cami yıkılsa da mihrap yerinde”. Asker disiplini var yine de genel görünümde.
Elektro terapi 15 dk sürüyor. İlk hafta odayı aynı saatte paylaştığımız hasta Erganili. Emekli Albay. Eşi hoca hanımla farklı zamanlarda aynı lise de görev yapmışız.
Ergani Çüngüş sohbeti ediyoruz. Yarıda kalıyor sohbetimiz hemen de bitiyor zaman.
Onlar gidiyor başkası geliyor yerine. “Simanız tanıdık geldi” diyor o da. Mardinliymiş müdürlük yapmış Elmadağ’ında. Hatırladım sizi diyor. Okulunu yılı söylüyor. Aday öğretmen için gitmiştik. Aydınlanıyor mesele. Nusaybinliymiş o da. Nusaybin’den tanıdıkları konuşuyoruz onunla da.
Eletroterapi uzmanımız Divriğili. Bir benzeri olmayan Divriği Ulu camini koşuyoruz onunla da. Çalışanların çoğu üçüncü kuşak. Çoğu görmemiş, babalarından duymuşlar memleketi. Yardımcıları oluyor bir de terapistlerin, “teknik elemanlar”.
İki yıllık okulun son sınıfındakiler. Staj için geliyorlar. Çoğu yakın illerden. Alım oluyormuş önceden. Dişçiliğin önünde puana sahipmiş. Alımlar azalınca puanı da düşmüş.
Ayaktan ortopedi tedavi bölümünde teslim edildiğimiz terapistimiz Erzurumlu bir genç. “Ne yaptın da ikisini birden bu hele getirdin dizlerinin” diyor. Güven veriyor her sözüyle duruşuyla Kendini yetiştirmiş birisi. Kişilik, meslek, hem genel kültür bakamından. Belli ediyor kendini. Milli meselelere duyarlı. Çoğu konuda bakış açımız bir. Dakik ve tam kullanıyor süreyi. Hakkını veriyor her bir egzersizin. Çok soruya cevap buluyorum onunla sohbet arasında. Doğruları yanlışlarımı öğreniyorum rahatsızlığım konusunda
Berk lise öğrencisi. Annesi iel geliyor. Aynı saatte giriyoruz salona. Annesi öğretmen. Babam da okul müdürüydü diyor. Tanıdık çıkıyor o da. Selam gönderiyorum, hüzünleniyor “dünyasını değiştirdiğini” söylüyor.
Üç hafta sürüyor ilk kez tanış olduğum fizik tedavi işi böylesi güzel bir merkezde. Özel aracımla gidip geliyorum haftada beş gün. Elli kilometreyi buluyor gidiş dönüş. Birer saat bazen daha fazla sürüyor yol. Öğlen çıkıyor saat altıya doğru dönebiliyorum eve ancak. Zaman kalmıyor dinlenmeye. Metroyu deniyorum iki kez. Çok daha kötü o. Koru metrosunda akşam saatleri yer bulunmuyor. Bulsan da ayaktasın. Tutunacak yer bulamıyorsun bazen. Kaç kez aktarma daha perişan ediyor insanı.
Teşekkür ediyorum merkezin güler yüzlü çalışkan çalışanlarına. Dua ediyorum onlarla birlikte bu güzide kurumu "Gaziler Fizik Tedavi Rehabilitasyon ve eğitim ve Araştırma Merkezi " gibi kurumu silahlı kuvvetlerimizin ve insanımızın hizmetine sunanlara.
Özel teşekkürüm var bir de Türkkan Sezgin müdürüme.
Müdürler öğretmenler müfettiş sevmezler derler se de inanama.
Okulumuzun birinde bir denetim esnasında karşılaşmış tanışmıştık
Tarih öğretmeniydi o sıra. Dersini dinlemeye davet etmişti. Girmiştim sınıfına, görmüştüm ondaki cevheri. Takdir etmiştim kendisini. Müdür oldu daha sonra özel okula. Arar o gün bugün. Cuma mesajı gönderir hal hatır sorar.
Dert yanmıştım onlardan birinde kendisine diz yırtığımdan. Öğrenici, velisi imiş uzman Doktor Nihan Karagöz hoca. İletmiş durumumu. Gitmiştim birkaç kez kendisine. Sağ olsun var olsun onun takibinde yürüdük geldik bu güne
İyi olduk mu peki? Çıkınca tedavi merkezinden rahatça yürüyebiliyorsun arabana o bile yetiyor insana. Bedeni kullanmada ne çok yanlışımız varmış meğer onu fark ettirdiler
bize. Tavsiyeler aldık epeyce. Uymaya çalışacağız onlara.
“Yaşayınca öğrenir yaşlanınca anlarız.
Velhasıl işte öyle bir ahmaklarız” diyor şair.
Az kazanç sayılmaz o da.
Irak olsun hastalılar sizden sağlıkla kalın hoşça kalın.
Osman ERENALP
Ankara Aralık 2025